PEYGAMBERİMİZ (A.S.)IN HZ.
HATİCE İLE EVLENMESİ
Hz. Hatice'nin Kimliği, Üstün Kişiliği ve
Peygamberimiz (a.s.)la Evlenmek İsteyişi
Düğün Şenliği ve Velime Cemiyeti
Evlenme Tarihi ve Eşlerin Yaşları
Zeyd b. Hârise'nin Köle Olarak Satın Alınıp Azad
ve Evlad Edinilişi
Peygamberimiz (a.s.)ın Hz. Ali'yi Yanına Alıp
Büyütüşü
Peygamberimiz (a.s.)ın Hz. Hatice'den Doğan
Çocukları
Kâbe'nin Kureyşliler Tarafından Yeniden Yapılışı
Cidde Sahilinde Parçalanan Gemi Enkazının Kâbe
İçin Satın Alınışı
Kâbe Duvarlarının Yıkım ve Yapım İşlerinin Kur'a
ile Bölüşülmesi
Kâbe'nin Üzerinde Güneşleyen Korkunç Yılan ve
Âkıbeti
Kâbe Yıkılırken Bulunan Taşlar ve Üzerindeki
Yazılar
Kâbe'nin Kuyusunda Bulunan Madenî Levhalardaki
Yazılar
Peygamberimiz (a.s.)ın Mekke'nin Haramiyet ve
Dokunulmazlığı Hakkındaki Açıklaması
Kâbe'nin Planında Kısaltma ve Daraltma Yapılışının
Sebebi
Kâbe Yüksekliğinin Onsekiz Arşına Çıkarılışı
Kâbe'nin Damına Oluk ve İçeride Dam Merdiveni
Yapılışı
Kâbe'nin Duvar ve Direklerinin Yaldızlanışı,
Direklerin Çizilen Resimlerle Süslenişi
Kâbe'ye Kapı Takılışı, Kâbe Mallarının Depoya
Konuluşu ve Kâbe'ye Yemen Bürüdünden Örtü Örtülüşü
Hz. Hatice; Cahiliye devrinde Tahine diye
anılırdı.
İki kere evlenmiş ve dul kalmıştı.[1]
Nefise binti Münye (Ümeyye) der ki:
"Hatice binti Huveylid, b. Esed, b.
Abduluzza, b. Kusayy; işini bilir ve sıkı tutar, sağlam karakterli ve şerefli
bir kadındı.
Yüce Allah; onu, bu m eziyeti eriyle
birlikte, daha da şereflendirmeyi ve hayra erdirmeyi diledi.
Hatice, o zaman, Kureyş kadınlarının soy
sopça en seçkin ve üstünü, şerefçe en büyüğü, mal bakımından da en zengini idi.
Bunun için, kavminin her erkeği, elinden
gelse, onunla evlenmeye can atar, onunla evlenebilmek için servetini saçardı.
Muhammed ((a.s.)) Hatice'nin Şam
ticaretinden döndükten sonra, Hatice kendisiyle evlenmek isteyip
istemeyeceğini anlamak maksadıyla yoklama yapmak üzere, beni Muhammed ((a.s.))'e
gönderdi.
Ona:
'Ey Muhammedi Seni evlenmekten alıkoyan
nedir?' diye sordum.
'Elimde param yok! Ben nasıl
evlenebilirim?' dedi.
'Eğer sana evlenme masrafı sağlansa da,
sen cemale, mala, şerefe, denkliğe davet olunsan, icabet etmez misin?' diye
sordum.
'Kim bu kadın?' dedi.
'Hatice'dir!' dedim.
'Bu, sence, benim için nasıl olabilir?1
dedi.
'Orası, bana düşen bir vazifedir1
dedim.
'O halde, ben de senin dediğini yaparım!'
dedi.
Hemen gidip durumu Hatice'ye
bildirdim."[2]
Hz. Hatice, Nefise Hatun aracılığıyla
yaptığı yoklama sonucunda Peygamberimiz (a.s.) m kendisiyle evlenmeye razı
olacağını anlayınca:[3]
"Ey amcamın oğlu! Akrabam olduğun
kavminin arasında şerefli, emniyetli, güzel huylu ve doğru sözlü olduğun için
seninle evlenmeyi arzu etmiş bulunuyorum.[4] Amcam
Amr b. Esed'e gidip beni iste![5] Sen
de, şu saatte gel!" diyerek Peygamberimiz (a.s.)a; nikâhını kıyması için
de amcası Amr b. Esed, b. Abduluzza, b. Kusayy'a haber gönderdi.[6]
Peygamberimiz (a.s.), Hz. Hatice'nin
evlenme teklifini amcalarına duyurdu.[7]
Ebu Talib, durumu iyice öğrenmek üzere,
Peygamberimiz (a.s.)ı yanına alıp Hz. Hatice'nin evine vardı.
Hz. Hatice, Ebu Talib'e:
"Ey Ebu Talib! Amcamın yanına var
da, kardeşinin oğlu Muhammed b. Abdullah'la benim nikâhımı kıysın" dedi.
Ebu Talib, o zaman Mudar'ların başkanları
olan Hâşim oğullarından on kişilik bir toplulukla, Hz. Hatice'nin amcasının yanına
vardı .[8]
Gidenler arasında Peygamberimiz (a.s.)la
bütün amcaları bulunuyordu.[9]
Hz. Hatice'nin amcası Amr b. Esed, o
zaman çok yaşlı idi.[10]
Esed'in, hayatta olan, ondan başka oğlu kalmamıştı.[11]
Dünürlük ve nikâh töreninde Hz. Hatice'nin
amcası Amr b. Esed ile Peygamberimiz (a.s.) ve amcaları hazır bulundular.[12]
Amr b. Esed; sakalını sarı yağla yağlayıp
taramış, üzerine de Bürd-ü Yemanî diye anılan Yemen işi alacalı kumaştan ağır bir elbise giymişti.[13]
Hz. Hatice'nin koyun etinden yaptırdığı
yemekler yenildikten sonra, Hz. Hatice Peygamberimiz (a.s.)a:
"Amcan Ebu Talib'e söyle de, şu
mecliste beni sana, amcamdan istesin!" dedi.[14]
Ebu Talib hemen ayağa kalkıp şöyle
konuştu:
"Hamd olsun Allah'a ki, bizi,
İbrahim'in zürriyetinden, İsmail'in
neslinden,[15] Maad'in mâdeninden ve Mudar'ın aslından yarattı.
Bize; hac ve ziyaret edilecek bir beyt
(Mabed), içinde emniyet ve huzura kavuşulacak bir Harem ihsan etti.
Bizi; Beyt'inin bakıcısı ve Harem'inin
yöneticisi kıldı.[16]
Bizi; böylece, halkın hâkimi ve başkanı
yaptı.[17]
İçinde bulunduğumuz beldemizi, bize bereketli
kıldı.[18]
İmdi, kardeşimin oğlu Muhammed b. Abdullah'la
Kureyşten kim tartılsa.[19]
muhakkak, bu, soy sopça, akıl ve faziletçe[20] ona
üstün tutulur;[21] kendisiyle kim ölçülse,
bu, ondan büyük gelir.[22]
Malı az olsa da, mal dediğin nedir ki?
Tez geçici bir gölgedir; alınır verilir iğreti birşeydir![23]
Muhammed'in, Abdulmuttalib ve Hâşim gibi
şanlı ataların torunu olduğunu bilirsiniz.[24]
Kendisi, şimdi, kızınız[25]
Hatice binti Huveylid'le evlenmeyi arzu etmektedir.[26]
Aynı şekilde,[27]
Hatice de, onunla evlenmeyi istemektedir.[28]
Hatice'ye, kendi malımdan, mehir olarak
ne vermemi istersiniz?[29]
Vallahi, bundan sonra, onun (yeğenimin)
haberi büyük, hal ve şanı ulu olacaktır!" dedi.[30]
Ebu Talib konuşmasını tamamlayınca, Hz.
Hatice'nin amcasının oğlu Varaka b. Nevfel kalkıp şöyle konuştu:
"Allah'a hamd olsun ki, bizi de,
anlattığın gibi yarattı.
Saydığın fazl ve şereflerle de, mümtaz
kıldı.
Biz de, Arapların ulu kişisi ve
başkanıyız.
Siz de, böylesiniz.
Ne Araplar sizin faziletinizi inkâr, ne
de insanlardan hiçbiri sizin iftihar ettiğiniz şeyleri, şerefinizi red eder.
Biz de, sizinle hısımlık kurmayı ve
şereflenmeyi arzu ediyoruz.
Ey Kureyş cemaatı! Şahit olunuz ki; ben,
Hatice binti Huveylid'i, dörtyüz dinar mehirle Muhammed b. Abdullah'a
nikahladım!" dedi, sustu.
Ebu Talib:
"Ben, Hatice'nin amcasının da
konuşmasını istiyorum!" dedi.
Bunun üzerine, Amr b. Esed:
"Ey Kureyş cemaatı! Siz şahit olunuz
ki; ben de, Hatice binti Huveylid'i, Muhammed b. Abdullah'a nikahladım!"
dedi.
Hazır bulunan Kureyş uluları, buna şahit
oldular.[31]
Hz. Hatice'ye mehir olarak 12 ukıyye[32] ve 1
neş altın verildiği,[33] 20
genç ve yiğit deve verilmesinin taahhüt edildiği de rivayet edilir.[34]
Sanıldığına göre; develer, Peygamberimiz (a.s.)
tarafından mehre ilave edilmiştir.[35]
Bir ukıyye 40 dirhemdir;[36] bir
neş de, yarım ukıyye, yani 20 dirhemdir.[37]
Peygamberimiz (a.s.)ın zevcelerinden
çoğunun mehri, onikişer ukıyye birer neş idi.[38]
Hz. Hatice; cariyelerine defler çaldırdı,
oyunlar oynattı. Peygamberimiz (a.s.), evden dışarı çıkacağı sırada, Hz.
Hatice:
"Ey Muhammedi Nereye gidiyorsun?
Amcan Ebu Talib'e uğra da, senin develerinden bir veya iki deve kessin ve halka
yemek yedirsin!" dedi. Peygamberimiz (a.s.), öyle yaptı.
Bu ziyafet, Peygamberimiz Aleyhiselamın
verdiği ilk velime ziyafeti idi.
Peygamberimiz (a.s.) Hz. Hatice ile
evlendiği zaman, Ebu Talib son derecede sevindi ve: "Allah'a hamd olsun
ki, bizden bütün sıkıntıları ve üzüntüleri giderdi" dedi.[39]
Evlenme tarihi; Peygamberimiz (a.s.)ın
Busra dönüşünden 2 ay 24-25 gün sonra olup,[40] o
zaman Peygamberimiz (a.s.) 25 yaşında,[41] Hz.
Hatice ise 40 yaşında idi.[42]
Peygamberimiz (a.s.)ın gerdeğe girdiği ev
Hz. Hatice'nin evi olup, Safa ile Metve'nin arasındaki Attarlar Çarşısının
arkasında,[43] Adiyy b.
Hamraü's-Sakafî'nin evinin arkasında idi.
Eve girilince, kapının sol tarafında[44] bir
arşın bir karış çapında birtaş vardı.
Hz. Hatice ve kızları, daima bu evde
oturmuşlar, Hz. Hatice bütün çocuklarını bu evde dünyaya getirmiş, kendisi de
bu evde vefat etmişti.
Peygamberimiz (a.s.), Medine'ye hicret
edinceye kadar da, buradan ayrılmamıştı.
Medine'ye hicret ettiği zaman, bu evi,
amcası Ebu Talib'in oğlu Akîl zaptetti.
Muaviye b. Ebu Süfyan, halifeliği
sırasında bu mübarek evi ondan satın alıp içinde namaz kılınır mescid haline
koydurmuştur.[45]
Zeyd b. Harise; sekiz yaşında bir
çocukken, Beni Kayn atlıları tarafından yapılan baskında yakalanıp Ukâz
panayırında satılırken, onu Hakîm b. Hizam halası Hz. Hatice için dörtyüz
dirheme satın almıştı.
Peygamberimiz (a.s.), onu görünce:
"Bu köle benim olsaydı, muhakkak,
onu hemen azad ederdim!" demişti. Hz. Hatice:
"Haydi, o senin olsun!" diyerek
Peygamberimiz (a.s.)a bağışlamış, Peygamberimiz (a.s.) da onu hemen azad
etmişti.
Daha sonra, Peygamberimiz onu evlad
edinmişti.[46]
Yüce Allah'ın Hz. Aliye olan nimetlerinden
ve onun hakkında dilediği iyiliklerden birisi, Kureyşîlerin şiddetli bir
kıtlığa ve açlığa uğradığı bir
vasatta, Peygamberimiz (a.s.) in bakmak üzere onu yanına alarak büyütmesi
olmuştur.
Ebu Talib Amcanın aile efradı
kalabalıktı.
Peygamberimiz (a.s.), Hâşim oğullarının
en zengini olan amcası Hz. Abbas'a gidip:
"EyAbbas! Biliyorsun ki, kardeşin
Ebu Talib'in aile efradı çok kalabalıktır. Halk, şu gördüğün kıtlık ve açlık
felaketine uğramış, kıvranıp duruyor. Haydi, Ebu Talib'in yanına gidelim de,
kendisiyle konuşalım. Oğullarından birini ben yanıma alayım, birini de sen
yanına al! Onun aile yükünü biraz hafifletelim! Çocuklarından ikisinin yükünü
onun üzerinden almamız, yetişir!" dedi.
Hz. Abbas:
"Olur!" dedi.
İkisi birden kalkıp Ebu Talib'in yanına
vardılar. Ona:
"Halkın içinde kıvrandığı kıtlık ve açlık sıkıntısı ortadan kalkıncaya kadar,
biz senin aile efradından bir kısmını yanımıza alıp geçim yükünü hafifletmek
istiyoruz!" dediler. Ebu Talib:
"Akîl'i, Talib'i bana bırakınız da,
istediğinizi yapınız!" dedi.
Bunun üzerine, Peygamberimiz (a.s.) Hz.
Ali'yi, Hz. Abbas da Hz. Cafer'i yanına aldı.
Yüce Allah, Peygamberimiz (a.s.)ı
peygamber olarak gönderinceye kadar, Hz. Ali Peygamberimiz (a.s.)ın yanında
kaldı.[47]
Peygamberimiz (a.s.)ın, Hz. Hatice'den,
iki erkek, dört kız çocuğu doğdu.[48]
Hz. Hatice'den ilk doğan erkek çocuğu,
Hz. Kasım'dı ve Peygamberimiz (a.s.), ondan dolayı "Ebu'l-Kasım=Kasım'ın
Babası" künyesini taşırdı.[49]
Hz. Kasım yürüdüğü,[50] iki
yaşında bulunduğu sırada vefat etti.[51]
Peygamberimiz Aleyhisseiamın bütün
çocuklarının doğum ebesi, Safiyye binti Abdulmuttalib'in cariyesi Selma
Hatundu.[52]
Selma Hatun, Hz. Fâtıma'nın oğullarının
da doğum ebesi idi.[53]
Peygamberimiz Aleyhisseiamın, İslâm devrinde Hz. Hatice'den ikinci erkek
çocuğu doğup, kendisine Abdullah ismi verilmişti.
Hz. Abdullah, Tayyib ve Tahir diye de anı
lirdi [54]
O da vefat ettikten sonra, Kureyş
müşriklerinden Âs b. Vâil, Peygamberimiz için:
"Bırakınız onu! O, ebter, nesli
devam etmeyecek bir adamdır! Ölünce, anılmaz olur![55] Siz
de, artık ondan rahata kavuşursunuz!" dedi.[56]
Bunun üzerine, Yüce Allah, Kevser
sûresini indirdi.[57]
Peygamberimiz Aleyhisseiamın oğlu Hz.
Kasım'dan sonra Hz. Hatice'den ilk doğan kızı, Hz. Zeyneb idi.[58]
Hz. Zeyneb Peygamberimiz Aleyhisseiamın
kızlarının en büyüğü idi.[59] Hz.
Zeyneb doğduğu zaman, Peygamberimiz (a.s.) otuz yaşında bulunuyordu.[60]
Peygamberimiz Aleyhisseiamın, Hz.
Zeyneb'den sonra, kızı Hz. Rukayye (Rukiyye) doğdu.[61] Hz.
Rukayye doğduğu zaman, Peygamberimiz (a.s.) otuzüç yaşında idi.[62]
Hz. Rukayye'den sonra, Hz. Ümmü Külsûm
doğdu.[63]
Hz. Ümmü Külsûm'dan sonra, Hz. Fâtıma
doğdu.[64]
Hz. Fâtıma'nın doğumu, Kureyşlilerin
Kabe'yi yeniden yaptıkları yıla rasflar.[65]
Bu da, Peygamberimiz (a.s.)a Peygamberlik
gelmeden beş yıl önce olup.[66] o
zaman Peygamberimiz (a.s.) otuzbeş yaşında bulunuyordu.[67]
Hz. Abbas, bir gün, Hz. Ali ve Hz.
Fâtıma'nın evine gitmişti.
O sırada, Hz. Fâtıma, Hz. Ali'ye:
"Ben, senden yaşlıyım!"
diyordu.
Hz. Abbas:
"Ey Fâtıma! Sen, Kureyşlilerin
Kabe'yi yeniden yaptıkları ve Peygamber Aleyhisseiamın da otuz beş yaşında
bulunduğu sırada doğdun. Sen de, ey Ali! Bundan yıllarca önce doğmuştun!"
dedi.[68]
Peygamberimiz (a.s.)ın atası, büyük
peygamberlerden İbrahim (a.s.)ın oğlu İsmail (a.s.)la birlikte yapmış olduğu
Kâbe'nin[69] yüksekliği dokuz arşındı.[70]
Ne tavanı vardı, ne de duvarları
örülürken çamur kullanılmıştı. Sadece, taşlar, birbiri üzerine dizilmişti.[71]
Peygamberimiz (a.s.)ın atalarından
Kusayy, Kabe'nin duvarlarını yeniden ördüğü gibi; onu, devm ağacının tahtaları
ve kabuklan soyulmuş kuru hurma dallarıyla da, tavan I atmıştı.[72]
Kureyşîler Kabe'yi yeniden yapmadan önce
de, Kabe, taşlarla, çamursuz olarak, taşlar üstüste dizilmek suretiyle yapılmış
bulunuyordu.[73]
Bir kadının Kabe Hareminde buhurdanlıkta
öd ağacı yaktığı sırada buhurdanlıktan sıçrayan bir kıvılcımdan, Kabe'nin kat
kat olan örtüsü tutuşup tamamen yanmış,[74] bu
yüzden, duvarlar da her taraftan gevşeyip çatlamış bulunuyordu.[75]
Mekkelilerce Arim selleri diye anılan ve
ardarda gelen sellerden çok daha büyük,[76] iki
dağ arasını dolduran,[77] Mekke'nin
yukarı tarafından gelen[78]
birsel de Kabe'nin içerisine girerek duvarları büsbütün çatlatın iş,[79]
Kabe yıkılacak diye,[80]
Kureyşîleri son derece korkutmuştu.[81]
Kabe'deki kuyunun içinde saklanagelirken[82]
çalınan[83]
birtakım zinet eşyasıyla, altından yapılmış, üzeri incili ve cevherli geyik
heykelleri,[84] Huzaa kabilesinden Müleyh
b. Amr oğullarının azadlı kölesi Düveyk'in yanında bulunup, ceza olarak
kendisinin eli kesilmişti.
Bunun için, Kureyşîler; Kabe'nin
duvarlarını onarıp sağlamlaştırmak ve üzerine de tavan çatmak istiyorlar,[85] fakat,
onu yıkmaya kalkar1arsa[86] azaba
uğrayabileceklerinden de[87]
korkuyorlar,[88] Kabe'nin işini aralarında
istişare ediyorlar,[89] kararsızlık
içinde bulunuyorlardı.[90]
Ficar kavgasından onbeş yıl sonra,[91]
Peygamberimiz (a.s.)a vahiy ve peygamberlik gelmeden beş yıl önce,[92]
kendilerinin otuzbeş yaşında bulunduğu sırada;[93] Rum
tüccarlarından birinin,[94] yapı
ustası[95] ve
marangoz olan[96] Bakom'un[97]
gemisini,[98] çıkan şiddetli bir
rüzgâr,[99] o
zaman Mekke'nin Cidde tarafından iskelesi olan Şuaybe'ye doğru sürüklemiş,[100]
gemi orada karaya çarparak parçalanmıştı.[101]
Geminin yükü, ak, yumuşak düz taş ile,
kereste ve demir gibi inşaat malzemeleri idi.[102]
Bunları, Rum kralı, Habeşe'de[103]
Farsların yıktı ki arı, [104]
yeniden yapılacak kilise için, Mimar Bakom'la birlikte,[105]
Mısır'dan, Kulzum denizi yolu ile göndermişti.[106]
Rum tüccan, Kureyşîlere adam salıp,
İbrahim (a.s.)ın Beyt'ini yapmaları için gereken usta, marangoz ve keresteyi
sağlamakta kendilerine yardımcı olacağını bildirmişti.[107]
Kureyşîler geminin parçalandığını
işitince,[108] Velid b. Mugîre ve
Kureyş'ten bazı kişiler, [109] hayvanlarına
binip,[110] parçalanan geminin
yanına gittiler, [111]
tahtalarını satın aldılar.[112]
Kendileriyle birlikte Mekke'ye gelmesi
için, Bakom'la konuştular.[113]
Gemi tayfalarının da, Mekke'ye girip,
yanlarında bulunan metalarını onda bir vergi ödemeksizin satabileceklerini
bildirdiler.
Halbuki, Araplardan, Rumların
memleketlerine giren tüccarlardan onda bir vergi alındığı gibi; Rum
tüccarlarından Mekke'ye girenlerden de onda bir vergi alınırdı.[114]
Bakom, Kureyşîlerle birlikte Mekke'ye
geldi.[115]
Kureyşîler, satin alıp getirdikleri gemi
tahtalarıyla Kabe'yi tavanlatmak için hazırlandılar.
Mekke'de Kıbti (Mısırlı) bir marangoz da
bulunuyordu.[116]
Kureyşîler:
"Rabbimizin Beyt'ini, şu geminin
enkazıyla yeniden yapsak!" dediler.[117]
Kabe'yi yıkıp yeniden yapmak hususunda
görüş birliğine vardılar. [118]
Bu hususta yardı m laştılar ve bağışlarda
bulundular.[119]
Kureyşliler; Kabe'nin duvarlarının yıkım
ve yapım işinde de ihtilafa düştüler. Velid b. Mugîre, bu hususta kur'a
çekilmesini tavsiye etti, ve böyle yapıldı.[120]
Kureyşliler; kabileleri dört gruba ayırdıktan sonra, Hübel putunun yanında,
aralarında kur'a çektiler.[121]
Abdi Menaf ve Zühre oğullarına, Kabe'nin
cephe ve kapı tarafı,
Abduddar, Esed ve Adiyy oğullarına,
Kabe'nin Şam cephesi (Hatîm ve Hicr tarafı),
Teym ve Mahzum oğullarına, Kabe'nin Yemen
cephesi,
Sehm, Cuman ve Âmir oğullarına, Kabe'nin
Yemen cephesiyle Hacerü'l-Esved köşesi arası düştü.[122]
Her kabile; Kabe'nin kendilerine düşen
yerleri için taş toplamaya ve taşımaya başladılar.[123]
Erkekler ikişer ikişer olup taş, kadınlar da sıva taşıdılar.[124]
Kabe'nin içinde bulunan ve Kabe'ye
yapılan bağışlar içine konulagelen kuyuya, bir müddetten beri, bir yılan gelip
yerleşmişti. [125]
Çok kara, kamı ak,[126]
başı oğlak başı gibi olan[127] bu
büyük ve korkunç[128]
yılan, her gün çıkıp Kabe duvarının üzerinde güneşler; Kabe'ye hiç kimseyi
yaklaştırın az di.
Bir kimse ona yaklaşacağı zaman hemen
kuyruğunun yanından başını kaldırır, ağzını açar, korkunç sesler çıkarmaya
başlardı.
Bunun için, Kureyşîler ona yaklaşmaktan
ürperirler, korkarlardı.
Bu yılan, yine, her gün yaptığı gibi,
Kabe'nin duvarları üzerinde güneşleniyordu.[129]
Kureyşîler, Makam-ı İbrahim'in yanında
toplanarak:
"Ey Allah! Eğer Beyt'inin yıkılıp
yeniden yapılmasına razı isen, onu tamamlattır ve şu yılan uğraşısını da
üzerimizden kaldır![130]
Ey Rabbimiz! Biz, Senin Beyt'ini
şereflendirmek ve süslemek istiyoruz.
Sen, razı isen, bunu yaptır.
Razı değilsen, Sen, istediğini yap!"
diyerek dua ettiler.
O sırada, gökten, bir çığlık işittiler. [131]
Yüce Allah tarafından; [132]
sırtı kara, karnı ak, ayakları sarı, kartaldan daha büyük [133] bir
kuşun salındığı görüldü.[134]
Bu kuş, birden, yılanın üzerine inerek,
başına batırdığı tırnaklarıyla onu hemen kapıp havalandı!
Yılanı, kuyruğu sallana sallana Küçük Ecyad'a,[135]
Hacun'a doğru[136] götürdü.[137]
Hacun'a bıraktı.
Yer, onu yuttu. [138]
Bunun üzerine, Kureyşliler:
"Yapmak istediğimiz işten Allah'ın
razı olduğunu ümit ediyoruz.
Yanımızda, yardımından yararlanacağımız
bir iş adamı da var, elimizde kereste de var!
Yüce Allah, yılan belâsını da başımızdan
def etti!" dediler.
Kureyşliler; Kabe'nin kendilerine düşen
taraflarını yıkıp yeniden yapmaya karar verdikleri zaman, Ebu Vehb b. Amr, b.
Âiz, b. İmran, b. Mahzum kalktı, Kabe duvarının üzerindeki taşlardan birine
elini uzatip almasıyla taşın elinden sıçrayıp duvardaki eski yerine dönmesi bir
oldu!
Ebu Vehb:
"Ey Kureyş cemaatı! Kabe'nin
yapısına, kazancınızın temiz ve helal olmayanını sokmayınız!
Ona, ne fahişe başlığı, ne faiz parası, ne de herhangi bir kimseden haksız
olarak alınmış olan para sokulmasın!" dedi.[139]
Kureyşliler, Kabe'yi yıkmaktan çok korkmakta
ve çekinmekte idiler.[140]
Velid b. Mugîre, Kureyşlilere:
"Sizin Kabe'yi yıkmaktaki gayeniz
nedir? İyilik mi, yoksa kötülük müdür?" diye sordu.
"Elbette, iyiliktir!" dediler.[141]
Velid b. Mugîre:
"Ey kavmim! Siz, Kabe'yi yıkmakla
onu ıslah etmek istiyor değil misiniz?" diye sordu.
"Evet! Islah etmek istiyoruz!"
dediler.[142]
Bunun üzerine, Velid b. Mugîre:
"Yüce Allah, ıslah edicileri helak
etmez![143]
Fakat, siz, Rabbinizin Beyt'inin onarımına,
mallarınızın temiz ve helal olanından başkasını sokmayınız!
Ona, faizden, kumardan, fahişe
başlığından elde edilen parayı sokmayınız!
Beytullah'ı, mallarınızın kötü olanından
uzak tutunuz!
Çünkü, Allah, malın temiz ve helal
olanından başkasını kabul etmez!" dedi.[144]
Kureyşliler, yapılan tavsiyenin gereğini
yerine getirdiler.[145]
"O halde, yıkmak için onun üzerine
kim çıkacak?[146] Onu yıkmaya, ilk önce
kim başlayacak?" dediler.[147]
Velid b. Mugîre:
"Onun üzerine ben çıkacak, onu ben
yıkacağım![148]
Sizin, onu yıkmaya ilk başlayanınız ben
olacağım![149]
Ben, çok yaşlanmış bir kimseyim. Eğer
başıma bir iş gelirse, varsın gelsin. Zaten ecelim yaklaşmış bulunuyor!"
dedi.[150]
Eline bir külünk alarak [151]
Beytullah'ın üzerine çıktı, ve bir taşı yıkarken ayağının altındaki taş şiddetle
deprenince, [152] Velid b. Mugîre:
"Ey Allah! Biz, Senin dininden
çıkmış, sapmış değiliz! [153]
Bizim ıslah etmekten, [154]
hayırdan [155] başka gayemiz
yoktur!" diyerek, [156]
Kabe'nin iki rüknü arasındaki kısmından[157]
elindeki külünkle taş taş kaldırıp akşama kadar yıkma işine devam etti.[158]
Halk, o gece, yıkma işine girişmeyip
beklediler.[159]
"Akşam olunca, azap inmesinden
korkarız!" dediler.
Akşamleyin, Velid b. Mugîre'ye bir azap
gelmediğini gürdüler. [160]
O geceyi de beklediler ve:
"Bakalım, Velid'in başına birfelâket
gelirse biz Kabe'den hiçbirtaş yıkmayız ve yıktıklarımızı da iade eder, eski
haline getiririz.
Eğer onun başına birfelâket gelmezse,
yaptığımız işten Allah'ın razı olduğunu anlarız ve hemen yıkmaya
girişiriz!" dediler. [161]
Kureyş halkı, ertesi günü, sabahleyin
Velid b. Mugîre'nin sapasağlam kalkıp işine başladığını gördükleri zaman,
kendileri de, kendilerine ayrılmış olan duvarları, onunla birlikte, yıkmaya
koyuldular.
İbrahim (a.s.)ın, İsmail (a.s.)la
birlikte Kabe'yi yaparken attığı temele ulaşıncaya kadar, duvarları yıktılar.
Temelde, yeşil, birbirleriyle kaynaşmış,
deve sırtı gibi taşlarla karşılaştılar; [162] ki,
her biri, otuz kişinin bile kaldıramayacağı kadar ağır ve iri idi.[163]
Yıkım işine katılan Kureyşlilerden
birisi* elindeki külünkün ucunu iki taştan birisini ayırmak için aralarına
sokup zorladığı zaman, taş kımıldamış, Mekke sarsılmaya başlamıştı!
Bunun üzerine, yıkım işine orada son
verdiler.[164]
Taş kımıldatılınca, altından, gözleri
kamaştıracak derecede bir şimşeğin çaktığı da rivayet edilir. [165]
Kureyşîler
"Sakın, bu taşı kımıldatmayınız ve
hizasını da bozmayınız!" dediler.[166]
Kımıldatılan taşın, Âdem (a.s.) zamanında
Kabe'nin melekler tarafından at İmiş
bulunan temelinin taşı olduğu ve İbrahim (a.s.)ın da Kabe'nin temel ve
duvarlarını bunun üzerinden yükselttiği rivayet edilir.[167]
Kureyşliler Kabe'yi yapmak üzene
yıktıkları zaman, üzerleri yazılı bazı taşlar bulmuşlardı. [168]
İbn İshak'ın rivayetine göre, taşlardan,
Rükün'de bulunanın üzerindeki Süryanice yazıda ne denildiğini, Yahudilerden
birisi gelip onu okuyuncaya kadar, anlayamadılar. [169]
Yemen'den gelen Yahudi âlimine, doğru
okuyup kendilerine doğrusunu söylemesi için, yemin ettirdiler.
Yahudî âliminin bildirdiğine göre.[170]
yazıda şöyle deniliyordu:
"Ben, Bekke (Mekke)'nin Sahibi olan
Allah'ım!
Onu, göklerle yeri yarattığım, Güneş'e ve
Ay'a şekil verdiğim gün yarattım!
Onu, masum yedi melek ile de, kuşattım.
Mekke'nin iki dağı* ortadan kalkmadıkça,
o da ortadan kalkmayacaktır!
Bekke (Mekke) ahalisine, su ve süt bereketli
kılınmıştır." [171]
Rivayete göre, Hicr'e gömülmüş bulunan
bir taşın üzerinde de:
"Bu belde ahalisi için, suya ve süte
bereket ihsan edilmiştir. Mekke'nin iki dağı ortadan kalkmadıkça, bu bereket de
kalkmayacaktır!" diye yazılı idi.[172]
Ezrakî'nin rivayetine göre, Beytullah
olan Kabe yıkıldığı ve İbrahim (a.s.)ın temeline ulaşıldığı zaman bulunan taşın
üzerindeki yazı, çağırılan Yemenli bir adamla bir rahibe okutturuldu.
Yazıda şöyle deniliyordu:
"Ben, Bekke (Mekke)'nin Sahibi olan
Allah'ım!
Göklerle yeri, Güneş'le Ay'ı yarattığım
gün, ve şu iki dağı meydana getirdiğim gün, onu Harem ve dokunulmaz kıldım ve
masum yedi melek ile de, kuşattım."[173]
İbn İshak'ın rivayetine göre, Makam-ı
İbrahim'de bulunan taşın üzerindeki yazıda da, şöyle deniliyordu:
"Mekke! Haram ve dokunulmaz şehir!
Ona, rızık üç yoldan gelir.
Mekke'nin haram ve dokunulmazlığı,
oralının ilkinden başkasına hıll ve helal kılınmamıştır!"[174]
Ma'merb. Raşid'in (vefatı: 153 Hicrî)
el-Câmi'inde İmam Zührî'den (vefatı: 124 Hicrî) rivayetine göre de:
Kureyşliler, Kabe'yi yıkıp yeniden
yaptıkları sırada, Makam-ı İbrahim'de, üç yüzü olan ve her yüzünde yazı bulunan
bir taş buldular.
Taşın birinci yüzündeki yazıda:
"Ben, Bekke (Mekke)'nin Sahibi
Allah'ım! Güneş'le Ay'ı yapıp çattığım gün, onu da yapıp çattım ve masum yedi
melekle de, kuşattım. Onun ahalisi için, eti ve sütü bereketli kıldım."
Taşın ikinci yüzündeki yazıda:
"Ben, Bekke (Mekke)'nin Sahibi olan
Allah'ım!
Rahm'i yarattım.
O, Benim ismimden ayrılmıştır.
Kim onu birleştirirse, ben de onu
birleştiririm!
Kim onu koparırsa, ben de onu
koparırım!"
Taşın, üçüncü yüzündeki yazıda da:
"Ben Bekke (Mekke)'nin Sahibi olan
Allah'ım!
Hayrı ve şerri yarattım.
İki eli hayırda olana ne mutlu!
Vay iki eli serde olan kimseye!"
deniliyordu.[175]
Kureyşliler; Kabe'yi yıkıp yeniden
yaptıkları sırada, Kabe'nin içindeki kuyuda da, deve kuşu yumurtası
büyüklüğünde iki adet sarı maden bulmuşlardı.
Onlardan birisinin üzerinde:
"Bu, Allah'ın, Haram ve dokunulmaz
Beyt'idir!
Allah, onun ahalisini ibadetle
rızıklandırmıştır.Orası, oralının ilkinden başkasına hıll ve helal kılınmamıştır!"
İkinci madenin üzerinde de:
"Arap kabilesinden filan oğullarının
Allah için hac yaptıklarının beratıdır!" diye yazılı idi.[176]
Peygamberimiz (a.s.); Mekke'yi fethinin
ikinci gününde irad ettiği hutbesinde şöyle buyurmuştur:
"Ey insanlar! Şüphe yok ki, Allah,
göklerle yeri, Güneş'le Ay'ı yarattığı gün, Mekke'yi de haram ve dokunulmaz
kılmıştır. [177]
Burası, Allah'ın haram ve dokunulmaz
kıldığı bir bölgedir.[178]
Kıyamet gününe kadar da, haram ve dokunulmaz
olarak kalacaktır.[179]
Mekke'yi haram ve dokunulmaz kılan
Allah'tır.
Onu, insanlar haram ve dokunulmaz ki
İmamı şiardır. [180]
Allah'a ve âhiret gününe inanan kimseye,
Mekke Hareminde kan dökmek, ağaç kesmek, helal olmaz! [181]
Mekke'de kan dökmek benden önce hiçbir
kimse için helal olmadığı gibi, benden sonra da hiçbir kimse için helal
olmayacaktır!
Bana da, ancak gündüzün belli bir
saatinde helal kılınmıştır; [182] ki,
bu da, Mekkelilerin ilahî gazabı hak etmiş olmalarından ileri gelmiştir. [183]
Şüphe yok ki, Fil'i Mekke'ye girmekten
alıkoyan, tutan Allah'tır.
Mekkeliler üzerine, Resûlullah ile
mü'minler de, ancak bir kez salınmışlardır.[184]
İyi biliniz ki: Şu saatte Mekke benim
için bile haramdır.[185]
Mekke'nin bugünkü haramlığı, dünkü
haramlığı haline dönmüştür."[186]
Kureyşîler, Beytullah'ı yıkıp yeniden
yapacaklan zaman; toplanan bağışlarla sağlanan yapı malzemesinin yetersizliği
yüzünden, Beytullah'ın Hicr tarafındaki eski temelini dışarıda bırakıp duvarı
biraz içeriden çekmek suretiyle, kısaltmak ve daraltmak zorunda kaldılar.[187]
Kabe'nin eski temeline göre: Şam
tarafından dışarıda bırakılan ve Kabe'ye dahil bulunan Hicr kıs-mının[188] eni
altı arşın, [189] veya altı arşın bir
karış,[190] ya da yedi arşın[191] veya
yedi arşına yakın olup; [192]
Kureyşliler inşaattan artacak malzemelerle eski temel üzerinden çektirecekleri
yanm daire duvarla, hem burasının Kabe'ye dahil bulunduğunu belirlemek, hem de,
tavanın bu duvarın dışından yapılmasını sağlamak istediler.[193]
Kabe'nin kapısı, İbrahim (a.s.)la Cürhüm
ve Amalikalar devrinden beri, yer seviyesinde idi.[194]
Kureyşliler; Beytullah'ı yeniden yapmaya
kalktıkları zaman,[195] Ebu
Huzeyfe b. Mugîre:
"Ey kavmim! [196]
Kabe'nin kapısını yerden yüksek yapınız. [197] Zeminini
de toprakla doldurunuz.[198] İçine, ne sel suları girebilsin,[199] ne
de merdivensiz çıkılabilsin!
Ona, ancak sizin istediğiniz kimse
girsin! İstemediğiniz kimse girmek isterse, aşağı itiveriniz!" dedi, öyle
yaptılar.[200]
Bunun için, Kureyşliler, Kabe'nin
kapısını dört arşın bir karış yüksekten koydular.
Kabe'nin içinden zeminini de, bu
yüksekliğe kadar, toprakla doldurdular.[201]
Hz. Âişe der ki:
"Ben, Beytullah'ın içine girip orada
namaz kılmayı arzu ederdim.
Resûlullah (a.s.), elimden tutup beni
Hicr'e koydu ve:
'Beytullah'a girmek istediğin zaman,
Hicr'de namaz kıl!
Muhakkak ki, orası Beytullahtan bir
parçadır.
Fakat, senin kavmin Kabe'yi yaptıkları
zaman, kısalttılar da, orayı Beytullahtan çıkardılar' buyur-du.[202]
'Yâ Rasûlallah! Sen onu İbrahim'in
temelleri üzerine çevirsen ya?' dedim .[203]
Resûlullah (a.s.):
'Eğer kavmin Cahiliye devrinden ve
küfürden yeni kurtulmuş olmasaydı, Kabe'nin birikmiş malını Allah için
harcarda, kapısını yerden yapar, Hicr'de bırakılmış olan kısmını ona katardım.[204]
Kabe'ye, doğu ve batı tarafından da, yer
seviyesinde iki kapı koyardım.[205]
Oradan girerler, şuradan çıkarlardı'
buyurdu.[206]
'Kavminin, Kabe kapısını ne için yükseğe
kaldırdığını da bilir misin?' diye sordu.[207]
'Hayır! Bilmiyorum!1 dedim.[208]
'Bunu, kavmin, istediklerini içeri almak,
istemediklerine engel olmak için yaptılar.[209]
Güya, Kabe'nin şerefini gözetmek üzere,
dilediklerinden başka kimse oraya girmesin diye, merdivenini yükselttiler.
Kabe'ye girmesini istemedikleri bir
kimseyi, merdivenden çıkmakta serbest bırakırlar, kapıya kadar çıkıp tam içeri
gireceği sırada ise merdivenden aşağı itiveririerdi de, adamcağız düşer
giderdi!' buyur-du"[210]
Amr b. Hüzelî de, bu husustaki
müşahedelerini şöyle anlatır
"Ben, Kureyşlilerin Cahiliye
devrinde Beytullah'ı, Pazartesi ve Perşembe günleri açtığını gördüm.
Kabe'nin kapıcıları, kapısının önüne
otururlardı.
Kabe'ye girmesini istemedikleri bir kimse
merdivenden yukarı doğru çıkınca, onu hemen itip aşağı düşürürlerdi.
Bazan, düşürülen adamın sakatlandığı,
öldüğü de olurdu."[211]
Kureyşliler; Kabe'nin dubarlarını bir
sıra taş, bir sıra da ahşap bağlama kirişleriyle örerek yükselttiler.[212]
Ahşap bağlama kirişleri, altlı üstlü taş
sıralarının aralarına konulmakta idi.[213]
Duvarlar örülüp Hacerü'l-Esved'in
konulacağı yere ulaşıldığı zaman, Kureyş kabileleri arasında anlaşmazlık çıktı.
[214]
Her kabile:
"Onu yerine koymaya biz daha layı
kız !"[215]
"Onu yerine koymayı biz üzerimize
alacağız!" dedi.[216]
Kureyşlilerden bir kabile:
"Onu yerine biz koyacağız!"
dediği zaman, başka bir kabile:
"Hayır! Onu yerine biz
koyacağız!" diyerek direndi.[217]
Her kabile, onu tek başlarına kaldırıp
yerine koymak istediler.[218]
Söz çoğaldı.
İş kıskançlığa ve ihtirasa dönüştü.
Aralarında sert tartışma ve çekişmeler
başladı.
Abdi Menaf ve Zühre oğulları:
"Hacerü'l-Esved'in yeri, yapımı,
bize düşen duvarın içindedir!" dedi.
Teym ve Mahzum kabileleri de:
"O, bize düşmüş olan
duvardadır!" dedi.
Diğer kabileler ise:
"Rükn, üzerinde kur'a çektiğimiz
hususlardan değildir!" dediler.[219]
Sonunda, her biri bir tarafa dağıldılar.
Abduddar oğulları, ortaya içi kanla dolu
bir çanak getirdiler ve Adiyy b. Ka'b oğullarıyla birlikte, ölünceye kadar
çarpışmak üzere anlaşma yaptılar ve çarpışmaya hazırlandılar.
Andlarını sağlamlaştırmak için de,
ellerini o kanla dolu çanağın içine soktular!
Bundan dolayı, onlara "Kan
yalayıcı" adı takıldı.
Kureyşliler, bu iş üzerinde dört veya beş
gece durdular.
O zaman, Kureyşlilerin en yaşlısı olan[220] Ebu
Ümeyye b. Mugîre, b. Abdullah, b. Ömer, b. Mahzum:
"Ey kavmim! Biz ancak iyilik
istiyoruz, kötülük istemiyoruz.
Siz bu hususta birbirinize karşı
kıskançlık yansına girmeyiniz.
Çünkü, siz anlaşmazlığa düştüğünüz zaman,
işleriniz dağılırda, sizdeki ne sizden başkaları göz dikerler!" dedi.[221]
Bunun üzerine, Kureyşliler Mescid-i
Haram'da toplanarak aralarında konuştular, birbirlerine karşı insafa geldiler.[222]
Ebu Ümeyye b. Mugîre:
"Ey Kureyş cemaatı! Aranızda
anlaşamadığınız bu işte, Mescid'in şu kapısından ilk girecek olanı, aranızda
hakem yapınız! Aranızdakini, o halletsin!"[223]
diyerek Mescid-i Haram'ın Beni Şeybe kapısına işaret etti.[224]
Kureyşliler:
"Razıyız ve onun vereceği hükme
boyun eğeceğiz!" dediler.[225]
O sırada, üzerinde siyah, beyaz çizgili
A'râb işi ince ihramı bulunduğu halde,[226]
Mescid-i Haram'ın Benî Şeybe kapısından[227]
içeriye ilk giren, Peygamberimiz Muhammed (a.s.) oldu!
Kureyşliler, onu görür görmez:
"İşte, el-Emîn! Razıyız ona!"
dediler.
Peygamberimiz (a.s.) yanlarına varınca
da; Hacerü'l-Esved'i yerine koymak hususunda aralarında çıkan anlaşmazlığın
halli için kendisini hakem yaptıklarını, vereceği hükmü kabul edeceklerini
bildirdiler.[228]
Kureyşliler; Peygamberimiz (a.s.)a, daha
vahiy ve peygamberlik gelmeden önce, el-Emîn adını takmışlardı.[229]
Çünkü; Peygamberimiz (a.s.), daha gençlik
çağında iken, yiğitlik ve insanlık bakımından kavminin en üstünü, ahlâk
güzelliği bakımından en seçkini, soyluluk bakımından en şereflisi idi.
Konuya komşuya karşı insanların en iyi
davrananı, sakinlik ve yumuşak huylulukta en ulusu idi.
Doğru sözlülük ve güvenilirlikte
insanların en başta geleni, insanlan alçaltan kötülüklerden de en uzak bulunanı
idi.
Yüce Allah, her iyiliği, her üstün
meziyeti onda toplamıştı.
Bunun için, kavmi arasında en çok el-Emîn
diye anılırdı .[230]
Peygamberimiz (a.s.), Kureyşlilere:
"Haydi, bana bir örtü
getiriniz!" buyurdu.
Hacerü'l-Esved'i eliyle tutup, getirilen
örtünün içine koydu. [231]
"Beytullahın dört duvarını yıkıp
üzerlerine almış bulunan dört kabile topluluğundan birer adam gelsin!"
buyurdu. [232]
Utbe b. Rebia,
Ebu Zem'a,
Ebu Huzeyfe Velid b. Mugîre,
Kays b. Adiyy veya Âs b. Vâil geldiler.[233]
Peygamberimiz (a.s.), onlara:
"Sizden her biriniz, kabilesi adına,
örtünün birer ucundan tutsun ve sonra da, hep birden onu yukarı doğru
kaldırınız!" buyurdu. [234]
Abdi Menaf oğulları adına, Utbe b. Rebia
örtünün bir ucunu;
Kabilesi adına Ebu Zem'a örtünün ikinci
ucunu;
Kabilesi adına Ebu Huzeyfe Velid b.
Mugîre örtünün üçüncü ucunu;
Kabilesi adına Kays b. Adiyy veya Âs b.
Vâil örtünün dördüncü ucunu tuttu.[235] Hep
birden kaldırdılar.
Peygamberimiz (a.s.), Hacerü'l-Esved'i,
konulacağı yerin hizasına gelince örtünün içinden alıp, kendi eliyle yerine
yeri eştirdi. [236]
Peygamberimiz (a.s.); Hacerü'l-Esved'i
Kabe duvarındaki yerine koyduğu ve onu sıkılaştırıp
sağlamlaştırmak gerektiği zaman, Necidli bir adam[237]
gidip bir taş getirmiş,[238]
Peygamberimiz (a.s.)a uzatmıştı.[239]
Hz. Abbas:
"Hayır!" dedi ve onu
uzaklaştırdı, Kendisinin getirdiği taşı uzattı.
Peygamberimiz (a.s.) da, Hacerü'l-Esved'i
onunla sağlamlaştırdı.
Necidli adam, kendisinin
uzaklaştırıldığına kızdı.
Peygamberimiz (a.s.) da, ona:
"Bizden olmayan kişi, Beytullah'ı
bizimle birlikte yapamaz!" buyurdu. [240]
Bunun üzerine, Necidli:
"Şaşılır o kavmin haline ki, kendileri şeref,
akıl ve servet sahibi olduklan halde, yaşça en küçüklerini, servetçe en
fakirlerini en şerefli işlerinin başına geçirdiler, kendilerine reis yaptılar!
Olanca üstünlüklerine rağmen, ona sanki
hizmetçi oldular!
Fakat, vallahi, o onlara galip gelecek,[241]
hâkim olacak,[242] onların topluluklarını
dağıtacak,[243] rızıklarını aralarında
bölüştüre çektir! [244]
Siz, yaşça en küçüğünüze, malca en
fakirinize güvendiniz ve şu en şerefli işinize onu vekil ettiniz !?[245]
Bundan sonra, onun hal ve şanı yücelecek,
haberi pek büyük olacaktır!" dedi. [246]
Sanıldığına göre, Necidli adam,[247]
insan suretine girmiş[248]
şeytandı.[249]
Hacerü'l-Esved Peygatm berim iz (a.s.)
tarafından yerine yerleştirildikten sonra, üzerine duvar örüldü.[250]
Kabe'nin tavanına kadar ahşap bağlama
kiriş sıralan 15, taş sıralan da 16 oldu. [251]
Kureyşiler; Kabe'nin, kendilerinden önce
dokuz arşın olan yüksekliğine dokuz arşın daha eklediler. [252]
Böylece, Kabe'nin yerden tavana kadar
yüksekliği on sekiz arşını buldu.[253]
Kabe'nin duvarları, bir sıra taş, bir
sıra ahşap bağlama kirişleriyle örülüp tavan seviyesine yükseltildiği zaman,
Rum marangoz Bakom, Kureyşlilere:
"Kabe'nin tavanının kubbeli mi,
yoksa düz mü olmasını istersiniz?" diye sordu.
Kureyşliler:
"Hayır![254] Rabbimizin
Beytinin tavanını,[255] düz
olarak yap" dediler.[256]
Böylece, Kabe'nin tavanını düz yaptılar.[257]
Kabe'nin son ahşap sırası üzerine on beş
hezen (kiriş) attılar ve tavanı onun üzerine koydular.[258]
Kabe'nin içinden de, iki sıra halinde,[259]
altı direk diktiler.[260]
Kabe'nin Şam tarafındaki duvarından Yemen
tarafındaki duvarına kadar, her sırada üç direk bulunuyordu.[261]
Kabe'nin damına, dam suyunu Hicr mahalline
akıtacak biçimde bir oluk;[262]
Kabe'nin içinden, damına çıkmak için de, Şam köşesinden ahşap bir merdiven
yaptılar.[263]
Kabe'nin tavanını, içindeki direklerini
ve duvarlarını yaldızladılar. Direklerin üzerlerine, peygamberler ve meleklerle
ağaç resimleri çizdiler.[264]
Kapıya doğru olan direkte Hz. Meryem'le kucağında İsa (a.s.)in resmi, öteki direklerde de peygamberlerin,
meleklerin, oklarla fal çeken ihtiyar bir adam şeklinde İbrahim (a.s.)ın resmi,
bir koç veya bir koç başı ile ağaç resimleri çizilmişti.[265]
İbrahim (a.s.) gibi, İsmail (a.s.) da,
eliyle fal oku çeker bir şekilde tasvir edilmişti.[266]
İsmail (a.s.)dan sonra, oğullarından Kusayy'a ve ötekilerine ait olmak üzere,
renk renk boyalarla altmışa yakın suret çizilmiş olduğu gibi, suretlerin her
birinin karşısında da, kendilerinin ibadetlerinin şekli ve işlerinden en çok
anılanı, çizgilerle belirtilmeye çalışılmıştı.[267]
Kureyşliler; Kabe'ye, kilitlenir, açılır bir kapı da taktılar.[268]
Kabe yıkılacağı zaman, Ebu Talha'ya
emaneten bırakmış oldukları mallan ve zinet eşyasını getirtip Kabe'nin deposuna
yerleştirdiler.
İsmail (a.s.)ın yerine kurban edilmiş
olan koçun iki boynuzunu deponun üzerine astılar. Hübel putunu da, Kabe'nin
içindeki eski yerine, Kabe deposunun üzerine diktiler. Kabe'ye, Yemen
bürüdünden bir örtü de örttüler. [269]
[1] İbn S a'd, Tab akâtü'
l-kübrâ, c. 8,14-15, İ bn Abdil berr, İ sti âb, c. 4, s. 191 7, S üheylf, R
avdu'l-ünüf, c. 2, s. 246, İ bn E sfr, U sdu11-gâbe, c. 7, s. 78-79.
[2] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 1 31, Ebu'l-Ferec, el-Vefâ, c. 1, s. 144, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s.
49-50, İbn Hacer, el-İsâbe, c.4,s.282,Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 264, Halebî,
İnsan, c. 1 , s. 223-224, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1,s. 200.
[3] Zürkânî, Mevâhib Şerhi,
c. 1, s. 200.
[4] İbnİshak.İbn Hişam.Sîre,
c. 1, s. 200-201, Taberî, Târih, c. 2, s. 197, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 67,
İbn Esir, Usdu'l-gâbe, c. 1, s. 23, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 49,
Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 64-65, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s.
294, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 225.
[5] İbn Habib,
Kitâbu'l-muhabber, s. 78, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 97.
[6] İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ,
c. 1, s. 131, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 98, Ebu'l-Ferec, el-Vefâ, c.
1, s. 145, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 50.
[7] İbn İshak, İbn Hisam,
Sîre, c. 1, s. 201, Taberî, Târîh, c. 2, s. 197, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 7,
s.80, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 49, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye,
c. 2, s. 294, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 223.
[8] Halebî, İnsânu'l-uyûn,
c. 1, s. 226.
[9] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 98, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 40
[10] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 132, İbn Habib, Kitâbu'l-muhabber, s. 78, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s.
97.
[11] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 132. İbn Habib, Kitâbu'l-muhabber, s. 78.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayınları: 1/119-121.
[12] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 98, Yâkubî, Târih, c. 2, s. 30.
[13] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
20.
[14] İbn Habib,
Kitâbu'l-muhabber, s. 79, Belâzurî, c. 1, s. 97.
[15] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
20, Ebu'l-Fenec, el-Vefâ, c. 1, s. 145, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 5,
Diyarbekrî, Hamis, c. 1 , s. 264, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1 , s. 226, Zürkânî,
M evâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 201.
[16] Ebu'l-Ferec İbn Cevzî,
el-Vefâ, c. 1, s. 145, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2 s. 5, Diyarbekrî, Hamis,
c,1 . s. 264, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 226, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c.
1, s. 201.
[17] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
20, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 145, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks.
2, s. 5, Diyarbekrî, c. 1 , s. 264, Halebî, c. 1, s. 226, Zürkânî, Mevâhib
Şerhi, c. 1, s. 201.
[18] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
20.
[19] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
20, Süheylî, Ravdu'l-ünüf, c. 2, s. 238, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1,
s. 145, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 5, Diyarbekrî, Hamis, c, 1, s. 264,
Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 226, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 201.
[20] Süheylî, Ravdu'l-ünüf,
c. 2, s. 238.
[21] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
20, Süheylî, Ravdu'l-ünüf, c. 2, s. 238, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1,
s. 145, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 5, İbn Haldun, Târih, c.2 , ks. 2,
s. 5, Diyarbekrî, Hamis, c. 1 , s. 264, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 226.
[22] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
20.
[23] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
20, Süheylî, Ravdu'l-ünüf, c. 2, s. 238, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1,
s. 145, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 5. Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 264,
Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 226, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 201.
[24] Ebu'l-Ferec İbn Cevzî,
el-Vefâ, c. 1, s. 145, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 5, Diyarbekrî, Hamis,
c. 1, s. 264, Halebî, c. 1, s. 226, Zürkânî, c. 1, s. 201.
[25] Halebî, İnsânu'l-uyûn,
c. 1, s. 226, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 201, 2
[26] Yâkubî, Târih, c.2, s.
20, Süheylî, Ravd, c. 2, s. 238, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 5,
Diyarbekrî, c. 1, s. 264, Halebî, İnsân, c. 1, s. 226, Zürkânî, Mevâhib Şerhi,
c. 1, s. 202.
[27] Süheylî, Ravdu'l-ünüf,
c. 2, s. 238, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 226.
[28] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
20, Süheylî, Ravdu'l-ünüf, c. 2, s. 238.
[29] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
20, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, t 1, s. 145.
[30] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
20, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 145, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks.
2, s. 5, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 50, 51 , Diyarbekrî, Hamis,
c. 1, s. 264, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 226, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c.
1,s. 202.
[31] Diyarbekrî, Hamis, c. 1,
s. 264, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 227, Zürkânî, M evâhibu'l-ledünniye
Şerhi, c. 1, s. 202.
[32] İbn Habib,
Kitâbu'l-muhabber, s. 79, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 265.
[33] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 97, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 1, s. 23, Kastalâni,
Mevâhibu'l-ledünniye, c 1, s. 51, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 226.
[34] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 201, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 65, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 2, s. 294, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 265, Halebî, İnsânu'l-uyûn,
c. 1, s. 225.
[35] Halebî, İnsânu'l-uyûn,
c. 1, s. 226.
[36] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 97, Hâkim, Müstedrek, c. 2, s. 177, İbn Esîr, Nihâye,
c. 5, s. 56, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 1, s. 23, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye,
c. 1, s. 51, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1 , s. 226.
[37] İbn Esîr, Nihâye, c. 5,
s. 56, Fîruzâbâdî, Kâmûsu'l-muhît, c. 2, s. 301.
[38] Ahmed b. Hanbel Müsned,
c. 6, s. 94, İbn Mâce, Sünen, c. 1, s. 607, Dârimî, Sünen, c. 2, s. 65, İbn
Esîr, Nihâye, c. 5, s.56.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları:
1/121-124.
[39] Diyarbekrî,
Târîhu'l-hamîs, c. 1 , s. 265, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 227, Zürkânî,
Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 201.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları:
1/124.
[40] Mes'ûdî, Murûcu'z-zeheb,
c. 2, s. 278, İbn Abdilberr, İstiâb, c. 1, s. 35, Kastalâni,
Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 50, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 264, Halebî,
İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 228.
[41] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 198, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c.1, s. 132, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf,
c. 1, s. 99, Yâkubî, Târih, c. 2, s. 20, Taberı, Târih, c. 2, s. 196, İbn Abdilberr,
İstiâb, c. 4, s. 1818, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vetâ, c. 1, s. 145, İbn
Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 50, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s.
295.
[42] İbn Sa'd, Tabakât.c.
1,5.132, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 98,Taberî, Târih, c. 2, s. 196, İbn
Abdilberr, İstiâb, c. 4, s. 1818, E bu 'l-Ferec İ b n C evzî, el-Vefâ, c. 1, s.
1 45, İtan Seyyid, Uyûnu 'l-eser, c. 1, s. 50, Kastalâni, Mevâhi bu'l-le dünniye,
c 1, s. 50, Diyarbekrî, c. 1 , s. 264, Halebî, c. 1, s. 229.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayınları: 1/124.
[43] Mâverdi,
Ahkâmu's-Sultâniye, s. 176.
[44] Taberî, Târîh, c. 2, s.
197.
[45] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
2, s. 199, Taberî, Târih, c. 2, s. 197-198.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayınları: 1/125.
[46] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 264-265, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 3, s. 40-42,
Belâzun,Ensâ bu'l-eşrâf, c. 1, s. 467, 469, 476, İbn Kuteybe, Kitâbu'l-maârif,
s. 63, İbn Abdilberr, İstiâb, c. 2, s. 543-545, İbn Esir, Usdu'l-gâbe, c. 2, s.
281 -283, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 94, Zehebî, Siyeru a'lâ
mi'n-nübelâ, c. 1, s. 162-163, İbn Hacer, el-İsâbe, c. 1, s. 563-564, Halebî, İnsânu'l-uyûn,
C.1.S.438.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları:
1/125.
[47] İbn İshak,İbnHişam,
Sîre.c. 1, s. 262-263, Taberî, Târih, c. 2, s. 213, İbn Abdilberr, İstiâb, c.
1, s. 37, 38, İbn Esir, Kâmil, c. 58, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 92-93,
Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 136, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 432, Zürkânî,
Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1 , s. 241.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları:
1/126.
[48] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 321, Mus'abu'z-Zübeyrî, Nesebi Kureyş, s. 21, Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 396405, Hâkim, Müstedrek, c. 3, s. 182, İbn Abdilberr,
İstiâb, s. 1, s. 500, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 1, s. 23, İbn Seyyid,
Uyûnu'l-eser, c. 2, s. 288-289, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s.
294, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 9, s. 217.
[49] İbn İshak, İbn Hişam ,
Sîre, c. 1, s. 202, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 133, Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1,5.396, İbn Abdilberr, İstiâb, c. 1, s. 50, c. 4, s. 1819,
Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 105, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 1, s.
23, c. 4, s. 277, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 2, s. 288.
[50] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 396, İbn Kuteybe, Kitâbu'l-maârif, s. 61, İbn
Abdilberr, İstiâb, c. 4, s. 1819, Süheylî,Ravdu'l-ünüf, c. 2, s. 243, İbn Esîr,
Usdu'l-gâbe, c. 7, s. 81, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 255,
Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 277, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 3, s. 391.
[51] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 133, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 396, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 4, s.
277, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 255, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s.
273, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 3, s. 391.
[52] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 133, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 2, s. 655-656, İbn Seyyid,
Uyûnu'l-eser, c. 2, s. 289, İbn Hacer, el-İsâbe, c. 4, s. 334, Zürkânî,
Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 3, s. 1 95.
[53] İbn Abdilberr, İstiâb,
c. 4, s. 1862, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 7, s. 147.
[54] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 133, İbn Abdilberr, İstiâb, c.1 , s. 50, c. 4, s. 181 8-1819, Ebu'l-Ferec
İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 2, s. 655, İbn E sîr, Usdu'l-gâbe, c. 1 ,s.23, İbn
Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 2, s. 288.
[55] İbn İshak,
Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 5, s. 252-253, Vâhidi, Esbâbü'n-nüzûl, s. 307,
Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 417, Ebu'l- Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 559.
[56] Vâhidi, Esbâbü'n-nüzûl,
s. 307.
[57] İbn İshak, Kitâbu'l-m
übtedâ ve'l-m e b'as, c. 5, s. 252-253, Vâhidi, Esbâbü'n-nüzûl, s. 307, Hâzin, Tefsir,
c. 4, s. 417, Ebu'l- Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 559.
[58] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1 , s. 133, M us'abu'z-Zübeyrî, Nesebi Kureyş, s. 21,
Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 397, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 7, s. 81, İbn
Kayyım, Zâdu'l-mead, c. 1, s. 40, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 2, s. 288, İbn
Hacer, el-İsâbe, c. 4, s. 31 2, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c.1 , s. 255,
Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 273, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s.
195.
[59] İbn Sa'd, Tabakât, c. 8,
s. 80, İbn Abdilberr, İstiâb, c. 4, s. 1853, İbn Hazm , Cevâmiu's-Sîre, s. 39.
[60] İbn Abdilberr, İstiâb,
c. 4, s. 1853, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 2, s. 289, İbn Hacer, el-İsâbe, c.
4, s. 312, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 255, Diyarbekrî, Hamis, c.
1, s. 273, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 1, s. 195.
[61] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 207, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1 , s. 1 33, Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c.1, s. 401, İbn Abdilberr, c. 4, s. 1893, İbn Hazm,
Cevâmiu's-Sîre, s. 39, İbn Esîr, Usd, c. 1, s. 23, İbn Kayyım, Zâd, c. 1, s.
40, İbn Seyyid, Uyun, c. 2, s. 289, İbn Hacer, c. 4, s. 377, Kastalâni, c. 1,
s. 255, Diyarbekrî, c. 1, s. 274, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 3, s. 391 .
[62] İbn Abdilberr, İstiâb,
c. 4, s. 1839, Kastalâni, c. 1, s. 255, Diyarbekrî, c. 1, s. 274, Zürkânî,
Mevâhib Şerhi, c. 3, s. 197.
[63] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 202, İbn Sa'd, Tabakât, c. 8, s. 16, Belâzurî, c. 1, s. 401, İbn
Abdilberr, c. 4, s. 1893, İbn Esîr, Usd, c. 1,s.23, İbn Kayyim, Zâd,c.2, s. 40,
İbn Seyyid, Uyun, c. 2, s. 289, İbn Hacer, c. 4, s. 377, Kastalâni, Mevâhib, c.
1 , s. 255, Diyarbekrî, c. 1, s. 275, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 3, s. 391.
[64] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre,
c. 1, s. 202, İbn Sa'd, Tabakât, c. 8, s. 16, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 42, İbn
Abdilberr, c. 4, s. 1893, İbn Esîr, Usd, c. 1,s.23, İbn Kayyım, c. 1,s.4O, İbn
Seyyid, c. 2, s. 289, İbn Hacer, c. 4, s. 377.
[65] İbn Sa'd, Tabakât, c.
8,19, Diyarbekrî, Hamis, c. 1 , s. 277.
[66] İbn Sa'd, Tabakât, c.
8,19, Ebu'l-Ferec, el-Vefâ, c. 2, s. 656, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 277.
[67] İbn Sa'd, Tabakât, c. 8,
26, İbn Hacer, el-İsâbe, c. 4, s. 377.
[68] İbn Sa'd. Tabakât. c. 8.
s. 26. İbn Hacer. el-İsâbe. c. 4. s. 379-380.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayınları: 1/126-129.
[69] Bakara: 2/127.
[70] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 64.
[71] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 205, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1 , s. 66.
[72] Yâkubî, Târih, c. 1, s.
240, Mâverdî, Ahkâmu's-sultâniye, s. 1 60, Diyarbekrî, Târîhu'l-hamîs, c. 1, s.
111.
[73] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 112, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 157, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve,
c. 2, s. 54, Süheylî, Ravdu'l-ünüf, c. 2, s. 264, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s.
69, 75, Heysemi, Meanau'z-zevâid, c. 3, s. 289, İbn Hacer, Metâlibu'l-âliye, c.
4, s. 1 82-1 83.
[74] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 318-319, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 158-160, Beyhakî, Delâil, c.
2, s. 57, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 68, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c.
2, s. 300, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 112, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s.
229.
[75] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 160, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 112, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s.
229.
[76] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 160.
[77] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 90.
[78] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1 , s. 145, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 58.
[79] İbn Sa'd, c. 1, s. 145,
Ezrakî, c.1 , s. 160, Belâzurî, c. 1, s. 99, Halebî, c. 1, s. 229.
[80] İbn Sa'd, Tabakât, c.
1,s.145.
[81] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 145, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 1 60.
[82] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre,c.1, s. 205, Taberî, Târîh, c. 2, s. 198.
[83] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre,c.1, s. 205, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 1 45.
[84] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 145, Mes'ûdî, Murûcu'z-zeheb, c. 2, s. 278, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 42.
[85] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1 , s. 204-205, Taberî, Târîh, c. 2, s. 198-200, İbn Esîr, Kâmil, c.
2, s. 44, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 300-301.
[86] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 206, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 319, Ezrakî, Ahbâru Mekke,
c. 1, s. 160, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 300-301.
[87] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 160.
[88] İbn İshak, İbn Hişam ,
Sîre, c. 1, s. 204, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 319, Ezrakî, Ahbâru Mekke,
c. 1, s. 160, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 301.
[89] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 31 9, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 160.
[90] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 160.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları:
1/129-130.
[91] Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve,
c. 2, s. 62, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 44, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s.
5.
[92] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 103, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 77, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye,
c. 2, s. 300.
[93] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 204, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 145,Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 99, Taberî, Târih, c. 2, s. 198, Beyhakî, Delâil, c.
2, s. 2, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 44, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 66,
Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 301 .
[94] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 205, Abdurreizak, Musannef, c. 5, s. 98, Taberî, Târîh, c. 2, s.
200.
İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 145, Ezraki, Ahbâru
Mekke, c. 1, s. 160, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 54, Zehebî, Târîhu'l-İslâm,
s.69.
[95] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 160, Taberî, Târih, c. 2, s. 200, Beyhakî, c. 2, s. 54, Zehebî,
Târıhu'l-İ slâm, s. 69.
[96] İbn Sa'd, c. 1, s. 145,
Ezrakî, c.1 , s. 160, Beyhakî, c. 2, s. 54, Zehebî, s. 69.
[97] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre.c.1, s. 205, Taberî, Târih, c. 2, s. 200.
[98] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1
, s. 1 45, Süheylî, Ravdu'l-ünüf, c. 2, s. 277, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c.
1.S.233.
[99] İbn Sa'd, c. 1, s. 145,
Ezrakî, c. 1, s. 160, Süheylî, c. 2, s. 277, Yakut, Mu'cemu'l-büldân, c. 3, s.
351, Diyarbekrî, Hamis, c.1, s. 112.
[100] İbn İshak, İbn Hişam, c.
1, s. 250, Abdurrezzak, c. 5, s. 98, İbn Sa'd, c. 1, s. 145, Ezrakî, c. 1, s. 1
60, Taberî, c. 2, s. 200, Beyhakî, c. 2, s. 54, Zehebî, s. 69, E bu'l-Fidâ, c.
2, s. 301, Heysemî, Mecm au'z-zevâid, c. 3, s. 289, İbn Hacer,
Metâlibu'l-âliye, c. 1, s. 1 83, Diyarbekrî, c. 1, s. 11 2.
[101] Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 2, s. 301, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c.1, s. 233.
[102] Mes'ûdî, Murûcu'z-zeheb,
c. 2, s. 278, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 301, Halebî,
İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 233.
[103] Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 2, s. 301, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c.1, s. 233.
[104] Mes'ûdî, Murûc, c. 2, s.
278, Ebu'l-Fidâ, c. 2, s. 301, Halebî, c. 1, s. 233.
[105] Mes'ûdî, Murûcu'z-zeheb,
c. 2, s. 278.
[106] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 98.
[107] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 160, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 54, Zehebî, Tânhu'l-İslâm, s.
69.
[108] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 145, Diyarbekrî, Târîhu'l-hamîs, c. 1, s. 114,
Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 233.
[109] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 160, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 54, Zehebî, Târıhu'l-İslam, s. 69.
[110] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 102, İbn Sa'd, Tabakât, c.1, s.1 45, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s.
157, 160, Beyhakî, Delâil, c. 2,s.54.
[111] Beyhakî, Delâil, c. 2,
s. 54, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 69.
[112] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 205, Abdurrezzak, c. 5, s. 1 02, İbn Sa'd, c. 1 , s. 145.
Ezrakî, c. 1, s. 157,160, Taberî, Târîh, c. 2, s. 200 Beyhakî, c. 2, s. 54, İbn
Ea>, Kâmil, c. 2, s. 44, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 69, Ebu'l-Fidâ,
el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 301,
Heysemî, Mecm au'z-zevâid, c. 3, s. 289, İbn Hacer, Metâlibu'l-âliye, c. 4, s.
183.
[113] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 160.
[114] İbn Sa'd, Tabakât, c.
1.S.145.
[115] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c.1, s. 205, Taberî, Târih, c. 2, s. 200, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 44,
Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 301.
[116] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 102, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 145, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s.
158, 160, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 54, Zehebî, Târıhu'l-İ slâm, s. 69,
Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 3, s. 289.
[117] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c.1 , s. 205, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 158,160, Taberî, Târîh, c.
2, s. 200.
[118] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 160-161.
[119] Beyhakî,
Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 60, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ye'n-nihâye, c. 2, s. 300.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayınları: 1/130-133.
[120] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 161, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 99.
[121] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 207, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 146, Ezrakî, Ahbâru
Mekke, c. 1, s. 161
[122] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1 s. 99, Taberî, Tânh, c. 2, s. 200-201, Ebu'l-Fidâ,
el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 301 -302, Diyarbekrî, Târîhu'l-hamîs, c. 1, s. 114-115, Halebî,
İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 234.
[123] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1 , s. 209, Ezrakî, ^bâru Mekke, c. 1, s. 161 , Ta ben, Târih, c. 2,
s. 201, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 45, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 52,
Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s.
[124] Ebu Muaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 1 89, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 33, Ebu'l-Fidâ,
c. 2, s. 287, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 3, s:. 301, Diyarbekrî, Hamis:, c. 1
, s:. 112.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayınları: 1/133.
[125] İbn İshak.İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 205, Ta ben", Târih, t 2.S.200, İbn Esîr, Kâmil, t 2, s.
44, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 301 , Diyarbekrî, Hamis, c. 1,
s. 11 2.
[126] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 102, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 158, 161, Zehebî, Târîhu'l-İ slâm,
s. 76, E bu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 301 , Heysemî, Mecmau'z-zevâid,
c. 3, s. 289, İbn Hacer, Metâlibu'l-âliye, c. 4, s. 183, Diyarbekrî, Hamis, c.
1, s. 112.
[127] Ezrakî, Ahbâru Mekke,
c.1, s. 158, 161, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 301, Diyarbekrî, Hamis,
c. 1, s. 112.
[128] Halebî, İnsânu'l-uyûn,
c.1 , s. 233.
[129] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre.c. 1 ,s.2O5, Taberî, Târih, c. 2, s. 200, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 44,
Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n- nihâye, c. 2 s. 301, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s.
112, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 233.
[130] Ezrakî, Ahbâru M ekk e,
c. 1, s. 161, Zehebî, Târihu'l-İ slâm, s. 76, D i yarbekrî ,
Târihu'l-hamis, c. 1, s. 112.
[131] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 102, 103, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 76, Heysemî, Meanau'z-zevâid, c.
3, s. 289, İbn Hacer, Metâlibu'l-âliye, c. 4, s. 183, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c.
1, s. 234.
[132] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 205, Taberi, Târih, c. 2, s. 200, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 76,
E bu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 301 .
[133] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 103, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 161, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s.
76, Heysemî,
Mecmau'z-zevâid, c. 3, s. 289, İbn Hacer, Metâlibu'l-âliye, c. 4, s. 183,
Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 112.
[134] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 205, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 103, Taberî, Târih, c. 2,
s. 200, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 76, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2,
s. 301.
[135] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 13, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 76, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 3, s.
289, İbn Hacer, Metâlibu'l-âliye, c. 4, s. 183, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s.
112.
[136] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 170.
[137] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 103, Ezrakî, c.1, s.1 70, Zehebî, s. 76, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c.
, s. 289, İbn Hacer, Metâlibu'l-âliye, c. 4, s. 184.
[138] Şüheylî, Ravdu'l-ünüf,
c. 2, s. 278, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 233, Zürkânî,
Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 204.
[139] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 205-206, Taberi, Târih, c. 2, s. 200, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s.
44, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 301.
[140] İbn İshak, İbn Hişam ,
Sîre, c. 1, s. 207, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 319, Ezrakî, Ahbâru Mekke,
c. 1, s. 1 67, Taberî, Târîh, c. 2, s. 200, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 44,
Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 302, Diyarbekrî, Târîhu'l-hamîs, c.
1, s. 115.
[141] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 319, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 158-159.
[142] Ezrakî, Ahbâru Mekke,
c.1, s. 158-159, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 112.
[143] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 1 00, 319, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.1, s. 161-162, Diyarbekri, Hamis,
c. 1, s. 112.
[144] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 162, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 112.
[145] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 162.
[146] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 100, 319, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 159.
[147] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 162.
[148] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 319, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 159.
[149] İbn İshak.İbn Hişam,
Sîre, c. 1 , s. 206, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 162, Taberi, Târih, c. 2,
s. 201, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 44, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 67,
Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c . 2, s. 302, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s.
115.
[150] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 162.
[151] İbn İshak.İbn Hişam,
Sîre, c. 1,s.2O7, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 145, Ezrakî, Ahbâru
Mekke, c.1, s. 159,162, Taberî, Târîh, c. 2, s. 201, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s.
45, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 67, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s.
301 , Diyarbekrî, Târîhu'l-hamîs, c. 1, s. 115.
[152] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 162.
[153] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c.1, s.207,Süheylî, Ravdu'l-ünüf, c. 2, s. 279, Diyarbekri, Hamis, c. 1
,s. 115, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c.1, s. 232.
[154] İ bn İ shak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 207, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 100, Ezrakî, Ahbâru M ekke,
c. 1, s. 159,162, Taberî, Târih, c. 2, s. 201, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 45.
[155] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c.1, s. 207, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 145, Taberi, Târih, c. 2, s.
201, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 45, Zehebî, Târihu'l-İslâm , s. 67, Ebu'l-Fidâ,
el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 302, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 115.
[156] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 207, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 100, Ezrakî, Ahbâru Mekke,
c. 1, s. 159,162, Taberî, Târîh, c. 2, s. 201, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 45,
Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 67. Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 302,
Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 11 5, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 232.
[157] İbn İshak, İbn Hişam, c.
1, s. 207, Taberî, Târîh, c. 2, s. 201, İbn Esîr, Kâmil, c. 1, s. 45, Zehebî,
Târihu'l-İslâm, s. 67, Ebu'l-Fidâ, c. 2, s. 302, Diyarbekrî, Hamis, c. 1 , s.
115.
[158] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 162.
[159] İbn İshak, İbn Hişam, c.
1 , s. 207, Taberî, c. 2, s. 201, İbn Esîr, c. 1 , s. 45, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 2, s. 302, Diyarbekrî, c. 1 , s. 115.
[160] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 162.
[161] İbn İshak, c.1 , s. 207,
Taberî, c. 2, s. 201, İbnEsîr, s. 45, Ebu'l-Fidâ, 202, Diyarbekrî, c. 1, s.
115, Halebî, c. 1.S.232.
[162] İbn İshak.İbn Hişam,
Sîre, c. 1 , s. 207, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 162, Taberi, Târih, c. 2,
s. 201 İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 45, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 71, Ebu'l-Fidâ,
el-Bidâye, c. 2, s. 302, Diyarbekrî, c. 1, s. 115.
[163] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 95, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 162, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 61
-62, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 71, Diyarbekri, c. 1, s. 11 5.
* Ezrakî'ye göre: Veli d b. M u gfre veya
Ebu Vehb (Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 163, Beyhakî, Delâil, c.2, s. 61-62,
Diyarbekrî, Hamis, c.1, s. 115.) ZehebPye göre: Velid b. Mugfre, (Zehebî,
Târih, s. 71).
[164] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 207, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 162-163, Taberî,Târîh,
c.2,s. 201, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 45, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 71,
Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 302, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s.
115, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 232.
[165] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 1 63, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 61, Süheylî, Ravdu'l-ünüf, c. 2, s.
278-279, Zehebî, Târihu'l-İslâm, s. 71, Diyarbekri, Hamis, c. 1, s. 115,
Halebî, İnşân, c. 1, s. 232.
[166] Beyhakî, Delâil, c. 2,
s. 61, E bu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 302.
[167] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 95, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1 , s. 36, 37, 60, 62, 64, Diyarbekrî, Hamis,
c. 1, s. 115,Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 248-250.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları:
1/133-138.
[168] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 208, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 149-151, Ezrakî, Ahbâ ru
Mekke, c. 1 ,s. 78-80, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 61, Süheylî,
Ravdu'l-ünüf, c. 2, s. 280, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ye'n-nihâye, c. 2, s.
302-303, Diyarbekrî, c. 1 , s. 115, Halebî, İnsan, c. 1, s. 232-233.
[169] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1 ,s.2O8, Ezraki", Ahbâru Mekke, c. 1 , s. 80 Ebu'l-Fidâ,
el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 302, Diyarbekrî, Hamis, c, 1, s. 11 5, Halebî,
İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 232.
[170] Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve,
c. 2, s. 61.
* Ebu Kubeys dağı ile Kuaykıan dağı (Halebî,
İnsânu'l-uyûn, c. 1 , s. 232).
[171] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 208, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 80, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 2, s. 302, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 11 5, Halebî,
İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 234.
[172] Ezraki, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 313.
[173] Ezraki, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 78-79, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 61 .
[174] İbn İshak,
Kitâbu'l-mübtedâ ve'l-meb'as, c. 2, s. 86, Ebu'l-Fidâ, c. 2, s. 302,
Diyarbekrî, c. 1, s. 115, Halebî, c, 1, s. 232.
[175] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 149-150, Süheylî, Ravd, c. 2, s. 280, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 2, s. 303, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 233.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları:
1/138-140.
[176] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 79.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayınları: 1/140-141.
[177] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 4, s. 58, Vâkıdî, Megâzî, t 2, s. 844, İtan Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c.
2, s. 137, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4, s. 32, Buhârî, Sahih, c. 5, s. 98, Nesâi,
Sünen, c. 5, s. 203.
[178] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 258, Nesâi, Sünen, c. 5, s. 203.
[179] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 4, s. 58, Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 844, İbn Sa'd, Tabakât, c. 2, s.
137, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4, s. 32, Buhârî, Sahih, c. 5, s. 98, Nesâi,
Sünen, c. 5, s. 203.
[180] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 4, s. 31-32, Buhârî, Sahîh, c. 1 ,s.35.
[181] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 4, s. 58, Vâkıdî, Megâzî, c. 2, s. 844, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4,
s. 31, c. 6, s. 385, Buhârî, Sahîh, c. 1, s. 35.
[182] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 4, s. 58, Vâkıdî, Megâif, c. 2, s. 844, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 2, s.
1 22, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4, s. 31, Buhârî, Sahîh, c. 1 , s. 36, c. 5,
s. 98, Belâzurî, Fütûhu'l-büldân, c. 1, s. 48, Nesâi, Sünen, c. 5, s. 204.
[183] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 4, s. 58, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4, s. 32.
[184] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 2, s. 238, Buhârî, Sahîh, c. 1, s. 36 c. 8, s. 38.
[185] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 4, s. 32, Buhârî, Sahîh, c. 1, s. 36, c. 8, s. 38.
[186] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 4, s. 58, Vâkıdî, Megâif, c. 2, s. 844, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c.
2, s. 137, Ahmed b. Hanbel. Müsned. c. 4. s. 31-32. Buhârî. Sahîh. c. 1. s. 35.
Nesâi. Sünen. c. 5. s. 206.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayınları: 1/141-142.
[187] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 104, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 163, 315, Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 6, s. 239, Buhârî, Sahih, c. 2, s. 156, İtan Mâce, Sünen, c. 2, s. 985,
Dârimî, Sünen, c. 1, s. 382, Nesâi, Sünen, c. 5, s. 21 6, Zehebî, Târîhu'l-
İslâm , s. 71, E bu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 303.
[188] Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 2, s. 303.
[189] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 6, s. 179, Müslim, Sahih, c. 2, s. 970, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye,
c.2,s. 303.
[190] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 163, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 71, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 115.
[191] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 1 04, Ebu'l-Fidâ, c. 2, s. 303, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 115.
[192] Abdurrezzak, c. 5, s.
128, İbn Sa'd, c. 1, s. 147, Müslim, c. 2, s. 972.
[193] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 163, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 115.
[194] Belâzurî,
Fütûhu'l-büldân, c. 1, s. 52.
[195] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 163, Diyarbekrî, Târîhu'l-hamîs, c. 1, s. 115.
[196] Belâzurî,
Fütûhu'l-büldân, c. 1, s. 53, Diyarbekrî, Hamis, c. 1 , s. 115.
[197] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 163, Belâzurî, Fütûhu'l-büldân, c. 1, s. 52-53, Diyarbekrî, Hamis, c. 1,
s. 115.
[198] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 163.
[199] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 163, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 71-72, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 115.
[200] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 163, Belâzurî, Fütûhu'l-büldân, c. 1, s. 54, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s.
115.
[201] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 164.
[202] Ezrakî, c. 1, s. 312,
Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 6, s. 92-93, Ebu Dâvud, Sünen, c 2, s. 214,
Tirmizî, Sünen, c. 3, s. 225, Nesâi, Sünen, c. 5, s. 219.
[203] Malik, Muvatta, c. 1, s.
363, Ahmed, Müsned, c. 6, s. 11 3, Müslim, c. 2, s. 969, Mesâf, c. 5, s. 214.
[204] Müslim, Sahîh, c. 2, s.
969.
[205] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 1 04,128, Ahmed, Müsned, c. 6, s. 179, Ezrakî, c. 1 , s. 311, Nesâi,
c. 5, s. 21 6.
[206] Abdurrezzak, Musannef,
s. 5, s. 104, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 147, Buhârî, Sahîh, c. 2, s.
156-157, Müslim, Sahîh, c. 2, s. 969-970, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c.
2, s. 304.
[207] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 128, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1 , s. 1 47, Ezrakî, Ahbâru Mekke,
c. 1, s. 311, Buhârî, Sahîh, c. 2, s. 156, Müslim, Sahîh, c. 2, s. 973, İbn
Mâce, Sünen, c. 2, s. 985, Dârimî, Sünen, c. 1, s. 382.
[208] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 128, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 147, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s.
311, Müslim, Sahîh, c. 2, s. 972.
[209] Buhârî, Sahîh, c. 2, s.
1 56, Müslim, Sahîh, c. 2, s. 973, Dârimî, Sünen, c. 1, s. 382.
[210] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 311, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 147, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s.
311, Müslim, Sahîh, c. 2, s. 972.
[211] Ezrakî. Ahbâru Mekke. c.
1. s. 174.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayınları: 1/142-144.
[212] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 163, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 71 -72, Diyarbekrî, Hamis, c. 1 , s. 115,
Halebî, İ nsânu'l-uyûn, c.1,s.235.
[213] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 163, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 115.
[214] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 209, Abdurrezzak, c. 5, s. 319, İbn Sa'd, c. 1, s. 146,
Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 99, Taberî, Târîh, c. 2, s. 201, Mes'ûdî,
Murûcu'z-zeheb, c. 2, s. 278, Sa'lebf, Arâis, s. 53, Ebu'l-Ferec, el-Vefa, c.
1, s. 146, İbn Esîr, Kâm il, c. 2, s. 45, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s.
52, Zehebî, Târîhu'l-İslâm , s. 72, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s.
303, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 5-6.
[215] İbn Sa'd, Tabakât, c.
1,3.146.
[216] Yâkubî, Târih, c.2,s.19.
[217] Zehebî, Târihu'l-İslâm,
s. 77.
[218] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 209, Taberî, Târîh, c. 2, s. 201, Sa'lebf, Arâis, s. 53, İbn
Esîr, Kâmil, c. 2, s. 45, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 52, Zehebî,
Târîhu'l-İslâm , s. 67, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 303.
[219] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 163.
[220] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 209, Taberî, Târîh, c. 2, s. 201, Sa'lebf, Arâis, s. 53,
Ebu'l-Ferec, el-Vefa, c. 1, s. 146, İ bn E sfr, K âm il, c. 2, s. 45, İ bn S
eyyid, U yûnu'l -eser, c. 1, s. 52, E bu'l-F idâ, el-Bi dâye ve'n-nih âye, c.
2, s. 30 3, H alebf, İ nsânu 'l-uyûn, c.1,s.235.
[221] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 163.
[222] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 209, Taberî, Târîh, c. 2, s. 201, Sa'lebf, Arâis, s. 53, İbn
Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 52, Zehebî, Târîhu'l-İslâm , s. 67, Ebu'l-Fidâ,
el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 303, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c, 1, s. 235.
[223] İbn İshak, İbn Hisam ,
c. 1, s. 209, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 163, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c.
1, s. 100, Taberî, Târih, c. 2, s. 201, Sa'lebf, Arâis, s. 53, İbn Esîr, Kâmil,
c. 2, s. 45, İbn Seyyid, Uyun, c. 1, s. 52, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 67,
Ebu'l-Fidâ, c. 2, s. 303, Halebî, s. 236.
[224] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 100, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c, 1, s. 236.
[225] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1,s.146, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 1 64.
[226] Abdurrezzak, Musannef,
c. 5, s. 319.
[227] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 146, Mes'ûdî, MurÛcu'z-zeheb, c. 2, s. 278, İbn Hacer, Metâlibu'l-âliye, c.
4, s. 181.
[228] İbn İshak, İbn Hisam,
Sîre, c. 1, s. 209, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 146, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 164, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 99, Taberî, Târîh, c. 2, s. 201,
Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 176-177, Sa'lebf, Arâis, s. 53, Ebu'l-
Ferec, el-Vefâ, c. 1, s. 147, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 45, İbn Seyyid,
Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 52, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 67, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 2, s. 303, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 115, Halebî,
İnsânu'l-uyûn, c. 1 , s. 236.
[229] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 210, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 319, Taberî, Târîh, c. 2,
s. 201, Ebu Nuaym, Delâil, c. 1, s. 176, Ebu'l-Ferec, el-Vefâ, c. 1, s. 1 47.
İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 1, s. 24.
[230] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 194, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 121, Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 170, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 30, Ebu'l-Fidâ,
el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 286-287.
[231] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 209, Taberî, Târih, c. 2, s. 201, Sa'lebf, Arâis, s. 53,
Ebu'l-Ferec, el-Vefâ, c. 1, s. 147, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 4, İbn Seyyid,
Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 52, Zehebî, Târîhu'l-İslâm , s. 67, Ebu'l-Fidâ,
el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 303, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 115, Halebî,
İnsânu'l-uyûn, c. 1 , s. 236.
[232] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 172, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 236.
[233] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 146, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 1 64, Mes'ûdî,
Murûcu'z-zeheb, c. 2, s. 279, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks.2, s. 6.
[234] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 209, İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 146, Yâkubî, Târîh, c. 2, s.
19-20, Taberî, Târih, c. 2, s. 201, Mes'ûdî, Murûc, c. 2, s. 279, İbn Esîr,
Kâmil, c. 2, s. 45, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 52, Zehebî,
Târîhu'l-İslâm , s. 67, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 303,
Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 236.
[235] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 146, Ezrakî, Ahbâru M ekke, c. 1, s. 164, Yâkubî, Târîh, c. 2, s. 19-20, Mes'ûdî,
Murûcu'z-zeheb, c. 2, s. 279.
[236] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 209-210, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 319, İbn Sa'd, Tabakât,
c. 1, s. 146, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 164, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c.
1, s. 99, Yâkubî, Târih, c. 2, s. 20, Taberî, Târîh, c. 2, s. 201, Mes'ûdî,
Murûcu'z-zeheb, c. 2, s. 279, Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 176,
Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 57, Sa'lebf, Arâis, s. 53, Ebu'l- Ferec İbn Cevzî,
el-Vefâ, c. 1, s. 147, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 45, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser,
c. 1, s. 52, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 67, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye,
c. 2, s. 303, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 6, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s.
115, Halebî, İnsânu'l- uyûn, c. 1, s. 236.
[237] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 164, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 164, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s.
100, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 115, Halebî, c. 1, s. 237.
[238] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 100.
[239] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 146, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 164, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 115,
Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1,s. 237.
[240] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 146, Diyarbekrî, Hamis, 11,3.115.
[241] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 146, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 1 64, Mes'ûdî,
Murûcu'z-zeheb, c. 2, s. 279, Halebî, İnsânu'l-uyûn, d , s. 237.
[242] Mes'ûdî, Murûcu'z-zeheb,
c. 2, s. 279.
[243] Halebî, İnsânu'l-uyûn,
c. 1, s. 237.
[244] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 146-147, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.1 ,s. 164, Mes'ûdî, Murûcu'z-zeheb, c. 2,
s. 279, Halebî, İnsânu'l-uyûn, c. 1 , s. 237.
[245] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 100.
[246] Mes'ûdî, Murûcu'z-zeheb,
c. 2, s. 279.
[247] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 147, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 164, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s.
100, Mes'ûdî, Murûc, c. 2, s. 279, Süheylî, Ravdu'l-ünüf, c. 2, s. 281, Halebî,
İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 237.
[248] Süheylî, Ravdu'l-ünüf,
c. 2, s. 281.
[249] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 147, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 164, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s.
100, Mes'ûdî, Murûc, c. 2, s. 279, Süheylî, Ravd, c. 2, s. 281, Halebî,
İnsânu'l-uyûn, c. 1, s. 237.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları:
1/145-150.
[250] İbn İshak, İbn Hisam,
Sîre, c. 1, s. 210, Sa'lebf, Arâis, s. 53, Ebu'l-Ferec, el-Vefâ,c. 1, s. 147,
İbn Esir, Kâmil, c. 2, s. 45, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 52, Zehebî,
Târîhu'l-İslâm, s. 67, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 2, s. 303,
Diyarbekrî, Hamis, C.1.S.115.
[251] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 164, Zehebî, T ârf hu'l-İ slâm, s. 72, D iyarto ekrf, Ha m fs, c. 1, s.
115, Hal ebf, İ nsânu 'l-uyûn, c. 1,5.235.
[252] Eirakı, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 164, Süheylı, Ravd, c. 2, s. 265, İbn Seyyid, Uyun, c. 1, s. 52, Zehebî,
s. 72, Halebı, c. 1 , s. 236.
[253] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 211, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 164, Süheylî, Ravd, c. 2, s.
265, İbn Seyyid, Uyun, c. 1, s. 52, Ebu'l-Fidâ, c. 2, s. 303, Diyarbekrî, c. 1,
s. 115, Halebî, c. 1, s. 235.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları:
1/150.
[254] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 164, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 72.
[255] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 164.
[256] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 164, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 72.
[257] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 164.
[258] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 147.
[259] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 164, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 72.
[260] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 147, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 164, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 72,
Diyarbekrî, Hamis, c. 1 , s. 115-11 6.
[261] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 164, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 116.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayınları: 1/150-151.
[262] Ezrakî. Ahbâru Mekke. c. 1. s. 164.
[263] M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları: 1/151.
[264] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 164-165, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 72, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 116.
[265] Ezrakı, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 165, 167,169.
[266] İbn İshak, İtan Hişam,
Sîre,c.4, s. 55, Vâki cif, Megâzî, c. 2, s. 834, Buhârî, Sahih, c. 2, s. 170.
[267] Mes'ûdi, Murûcu'z-zeheb,
c. 2, s. 278. M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları: 1/151-152.
[268] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 166, Diyarbekrî, Târîhu'l-hamîs, c. 1, s. 116.
[269] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.
1, s. 166-167, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 72, Diyarbekri, Hamis, c. 1, s. 116.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayınları:
1/152.