İSİM VE MÜSEMMÂ (=İSMİN İFADE ETTİĞİ MANA)
İsimlerin, İfade Ettiği Manalar (=Müsemmâ) İçin
Çeşitli Kalıplar İçermesi:
İsimler, manaları için kalıplar içerip bu manalara delalet edince, hikmet, isimler ile manaları arasında bir bağın ve bir uyumun olmasını, fakat bu isimlerin, manasıyla bağlantısı olmayan özel isim durumunda olmamasını zorunlu kılmaktadır.
Hüküm ve hikmet sahibinin hikmeti, bundan kaçındırtmaktadır. Vâkıa ise bunun aksinedir. Hatta isimler, delalet ettikleri manalar üzerinde bir etkisi vardır. Manaları ise güzel olma, çirkin olma, hafif olma, ağır olma, hoş olma ve yoğun olma gibi hususlarda isimleri etkilerler.
Güzel isim koymak, Resulullah (s.a.v)’in hoşuna giderdi. Bir yere elçi göndermek istediği zaman, göndereceği elçinin güzel bir isme ve güzel bir simaya sahip olmasını isterdi.
İsimlerin manalarını, bazen uykuda ve bazen de uyku ile uyanıklık halinde elde ederdi. Çirkin isimlerin konulmasından hoş karşılamazdı. Çirkin bir mana taşıyan bir geçidi, baştan başa geçmeyi de uygun görmezdi. Bir gazve sırasında iki dağın arasından geçmişti. Yanındakilere, geçtiği bu yerin ismini sordu. Onlarda: “Fâdıh” ve “Mahz” dediler. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v), bu iki dağın arasından geçmekten vazgeçti ve bu geçide böyle bir isim verilmesini uygun görmedi.[1]
İsimler ile manalar arasında tam bir bağ, uygunluk ve yakınlık vardır. Bu durum, eşyalar ile eşyanın hakikatleri arasındaki ilişkide ve yine ruh ile beden arasındaki ilişkide de böyle bir bağ vardır. Aklın, bunlar arasındaki bağı iyice irdelemesi lazım.