Müşriklerin Hâşim ve Muttalib Oğullarına İçtimaî
ve İktisadî Ambargo Uygulamaları
Ebu Talib'in Kureyşlileri Uyarışı ve Kendisine
Karşı Saygılı ve Merhametli Davranmaya Çağırışı
Ebu Talib'in Peygamberimiz (a.s.) İçin Her Gece
Koruma Tedbiri Alışı
Şı'b Sakinlerinin Yokluk ve Açlık Sıkıntısına
Düşmeleri
Müşriklerin Kuraklık ve Kıtlık Azabına Uğramaları
Acem-Rum Savaşı Hakkında Müşriklerle Bahse
Girişilmesi
Dımâdu'l-Ezdî'nin Peygamberimiz (a.s.)ı Tedaviye
Kalkışı ve Müslüman Oluşu
Peygamberimiz (a.s.)ın Halkı İslamiyete Davetten
Geri Durmaması ve İman Ettirmek İçin
Kureyş Pehlivanı Rükâne ile Güreşmesi
Müşriklerin Kâbe'ye Astığı Anlaşma Sahifesinin
Güve Tarafından Yenilişi
Şı'b Sakinlerinin Şı'b'dan Çıkarılışları
Hâşim
ve Muttalib oğullarının Müslüman olan ve olmayanlarının tümünün Şı'b'da
toplandıklarını ve Peygamberimiz (a.s.)ı korumaya azmettiklerini görünce,[1]
Kureyş müşrikleriyle Kinane'ler,[2]
Mekke'nin yukarı tarafında, kabirler yanındaki[3]
"Kinane oğullarının Hayf'ı" diye anılan Muhassab'da[4] toplandılar.[5]
Hâşim
oğulları ile Muttalib oğullarına karşı:[6]
1- Öldürmek için[7]
Peygamberimiz (a.s.) kendilerine[8]
teslim edilinceye kadar, Haşim oğullarından gelecek barış dileği asla kabul
edilmemek,
2- Kendilerine acınmamak.[9]
3- Onlara kız vermemek, onlardan kız alınmamak,[10]
4- Onlara birşey satmamak.[11]
5- Onlardan birşey satın almamak.[12]
6- Onlarla oturmamak, görüşmemek,[13]
konuşmamak,[14]
7- Onların evlerine girmemek[15]
üzere, küfür üzerinde[16]
aralarında andlaştılar.[17]
Kararlaştırıpüzerinde andlaştıklan bu maddeleri bir sahifeye yazdılar.[18]
Sahifenin üzerine üç mühür bastılar.[19]
Verdikleri
sözlerinde durmalarını sağlamak için de,[20] onu
Kabe'nin içine astılar.[21]
Bu
sahifeyi yazan, Mansur b. İkrime idi.[22]
Sahifeyi
yazdığı gün,[23] Peygamberimiz (a.s.) dua
edince,[24]
Mansur'un eli[25] çolak oldu,[26]
kurudu.[27]
Bunun
üzerine, Kureyş müşrikleri aralarında:
"Hâşim
oğullarına zulmettik de,[28] işte
bakınız! Mansur b. İkrime musibete uğradı!" demeye başladılar.[29]
Bu
zulüm sahifesinin Ebu Cehil'in anası,[30] veya
halası Ümmü'l-Cülas'ın[31] ve
daha başkalarının yanında bulundurulduğu da rivayet edilir.[32]
Sanıldığına
göre; sahifenin şahıslar yanında bulunduruluşu, Kabe'nin içine asılısından önce
idi .[33]
Kureyş
müşriklerinin, Haşim ve Muttalib oğullarına karşı aldıkları acımasız tedbirler
üzerine, Ebu Talib, söylediği bir manzumesinde:
Lüeyy
oğullarına ve bilhassa onlardan Ka'b oğullarına;
Muhammed
((a.s.))ın, Musa ((a.s.)) gibi bir peygamber olduğunu eski semavî kitablarda yazılı
bulduklarını kendilerinin de bildiklerini; Kabe duvarına astıkları yazının,
başlarına ancak uğursuzluk ve felaket getireceğini hatırlattı.
Suçsuzlar
suçlu durumuna düşmeden ayılmalarını, fesatçılara uyup aradaki akrabalık ve
dostluk bağlarını koparmamalarını, sonucu çok acı olabilecek kanlı bir savaşı
davet etmemelerini tavsiye etti.
Zağlı
kılıçlarla boyunlar ve kollar kesilip başlar uçurulmadan, Muhammed (a.s.)ı
kendilerine teslim edebileceğini hiç ummamalarını, babaları Hâşim'in
vasiyetini tutan Hâşim oğullarının hiçbir zaman savaşmaktan yılmayacaklarını
hatırlattı .[34]
Ebu
Talib; Peygamberimiz (a.s.)a herhangi bir kötülük veya suikastta bulunmak
isteyeceklere karşı bir koruma tedbiri olmak üzere, her gece, yatağa
yatılacağı zaman, herkesin gözü önünde, Peygamberimiz (a.s.)a yatağına
yatmasını söyler; halk uykuya dalınca da, oğullarından veya kardeşlerinden ya
da amca oğullarından birisine, Peygamberimiz (a.s.)ın yatağına yatmasını
emreder. Peygamberimiz (a.s.)a da onun yatağında uyumasını söylerdi.[35]
Kureyş
müşrikleri; Peygamberimiz (a.s.)ı ve Peygamberimiz (a.s.)ın kabile halkı olan
Hâşim oğullarıyla Muttalib oğullarını, Şı'b'cia[36] üç
yıl kuşatıp gözaltında tuttular.[37]
Onlara
sıkı bir içtimaî ve iktisadî ambargo uyguladılar.
Çarşı
ve pazarların, Şı'b sakinlerine giden yollarını kestiler.[38]
Şı'b'a yiyecek ve katık gitmesini önlediler.[39]
Kureyş
müşrikleri; Mekke'den gelen yiyecekleri veya satılan herhangi bir şeyi Şı'b'a
bırakmamakta, hemen varıp onları kendileri satın almakta,[40] Şı'b sakinlerini açlıktan öldürüp,[41]
böylece Peygamberimiz (a.s.)ın kanını dökmeye muvaffak olabileceklerini um m
aktaydılar.[42]
Şı'b
sakinlerinin hac mevsimlerinde-dinî geleneğe uyarak-Şı'b'dan çıkıp alışverişte
bulunmalarına her ne kadar engel olmamakta iseler de,[43]
Mekke çarşısına bir deve yükü yiyecek geldiği ve Şı'b sakinlerinden birisi
çoluk çocuğu için biraz yiyecek almak üzere oraya vardığı zaman, Ebu Leheb
hemen erzak yüklerinin başına dikilir:
"Ey
tüccar topluluğu! Muhammed'in ashabına fiyatları öyle yükseltiniz ki, onlar
yanınızdaki şeylerden birşey alamasınlar!
Siz
benim zengin ve verdiği sözü yerine getirir bir kimse olduğumu bilirsiniz.[44]
Böyle yapmanızdan size bir zarar gelmeyeceğine ben kefilim!" der;[45]
Tüccarlar
da meta'larının fiyatını öyle kat kat arttırırlardı ki, Müslümanlar açlıktan
ağlaşan çocuklarının yanına, ellerinde onlara yedirecek birşey bulunmaksızın
dönmek zorunda kalırlardı.
Ertesi
günü, sabahleyin, tüccarlar Ebu Leheb'in yanına varırlar; o da kalan yiyecek ve
giyecekleri onlardan yüksek fiyatla satın alıp,[46]
mü'minleri ve yanındakileri aç ve çıplak bırakırdı .[47]
Şı'b
sakinlerini geçindirmek için Peygamberimiz (a.s.) bütün malını harcadı.
Hz.
Hatice de, Ebu Talib de, bu yolda bütün mallarını harcadılar.[48]
Yiyecek
birşey bulunup satın alınmadığı için, açlıktan ölenler,[49]
Ağaç
yapraklarını yiyenler,[50]
Buldukları
kuru deri parçalarını su içinde yumuşatıp ateşe tuttuktan sonra, onunla üç gün idare
edenler oldu![51]
Açlıktan
ağlaşan çocukların feryatları, Şı'b'ın arkasından duyulmaya başladı.[52]
Müşriklerden
kimisi bundan sevinç, kimisi de üzüntü duymakta; üzüntü duyanları,
"Bakınız! Sahifeyi yazan Mansur b. İkrime nasıl felakete uğradı!"
demekte idi.[53]
Kureyş
müşrikleri Şı'b sakinlerine birşey göndermemekte, akrabalarına birşey göndermek
isteyenler de, onu ancak gizlice salabilmekte idiler.[54]
Ebu
Cehil Şı'b'ı sık sık gözetler dururdu.
Hz.
Abbas, bir gün, yiyecek satın almak için Şı'b'dan çıkmıştı.
Ebu
Cehil ona çatmak istedi. Fakat, Allah onu Ebu Cehil'in şerrinden korudu.
Hz.
Hatice, Zem'a b. Esved'e:
"Ebu
Cehil'e bir söz dinlet" diye bir haber saldı.
O
da söz dinletti, Ebu Cehil geri durdu.[55]
Hakîm
b. Hizam; bir ticaret kafilesiyle, Şam'dan buğday yükleyip getirmişti.
Üzerine,
buğday yüklediği bir deveyi, gizlice, Şı'b yoluna yöneltti, arkasına vurup Şı'b
sakinlerinin yanına soktu. Onlarda, devenin üzerindeki buğdayı aldılar.[56]
Yine
Hakîm b. Hizam; başka bir gece, devenin üzerine un yükleyip Şı'b'ın içine saldı
.[57]
Hişam
b. Amr da; bir gece, deveye yiyecek yükleyip Şı'b'ın ağzına kadar götürdü.
Devenin başından yularını çözdü. İki böğrüne vurup onu Şı'b'a soktu.[58]
Hişam
b. Amr Şı'b sakinlerine böyle yardım etmekte devam etti.[59]
Başka
bir gecede üç yük yiyecek gönderdi.
Kureyş
müşrikleri bunu öğrenince, sabahleyin ona bu hususta ihtarda bulundular. Hişam
da:
"Ben
artık böyle birşeyi tekrarlar ve size aykırı davranır değilim!" dedi.
Bunun
üzerine, müşrikler onun yanından ayrıldılar.
Fakat,
Hişam; bundan sonra, tekrar Şı'b sakinlerine geceleyin bir veya iki deve yükü
daha yiyecek salınca, müşrikler ona ağır sözler söylediler.[60]
Hatta, onu öldürmeye kalktılar![61]
Ebu
Süfyan b. Harb:
"Bırakınız
adamı! Şı'b'daki akrabalarına iyilik etmiş!
Vallahi,
keşke biz de onun yaptığı gibi yapaydık! Ne güzel olurdu!" diyerek, onu
kayırdı.[62]
Hakîm
b. Hizam; bir gün, kölesinin sırtına biraz buğday yükleyip Peygamberimiz (a.s.)ın
zevcesi Hz. Hatice'ye götürmek üzere Şı'b'a giderken, yolda Ebu Cehil'e
rastladı.
Ebu
Cehil hemen Hakîm'in yakasına yapıştı.
"Demek
sen Haşim oğullarına yiyecek götürüyorsun ha?!
Vallahi,
ben seni Mekke'de rezil etmedikçe, buradan ne sen ileri geçebilirsin, ne de
yiyecek geçebilir!" dedi.
O
sırada, Ebu'l-Bahterî b. Hişam, yanlarına geldi. Ebu Cehil:
"O,"
dedi, "Hâşim oğullarına yiyecek taşıyor!?"
Ebu'l-Bahterî:
"Halasına
ait olup yanında bulunan bir yiyeceği ona götürmesine sen nasıl engel olursun?!
Çekil
adamın yolundan, gideceği yere gitsin!" dedi.
Ebu
Cehil kabul etmedi ve hatta Hakîm'in veya kölesinin yakasına yapışınca,
Ebu'l-Bahterî kızdı. Eline geçirdiği bir deve çenesi kemiği ile vurup Ebu
Cehil'in başını yardı, kendisini yere yıktı, tepeledi, tekmeledi durdu.[63]
Hz.
Hamza oraya yakın bir yerde bulunuyor ve onları seyrediyordu.
Müşrikler
ise, aralarında geçen bu gibi hadiseleri Peygamberimiz (a.s.)la ashabının görüp
veya işitip kendilerine gülmelerini hiç istemezlerdi.[64]
Peygamberimiz
(a.s.); Kureyş müşriklerinin kendisini dinlemediklerini,[65]
yalanlayıp durduklarını ,[66]
İslâmiyete karşı çok yavaş ve isteksiz davrandıklarını[67] ve
sırt çevirdiklerini[68]
görünce:
"Ey
Allah! Şunlara da, Yusuf (a.s.)ın zamanındaki yedi (kıtlık) yılı gibi, yedi
(kıtlık azabı) verip[69] bana
yardım et!" diyerek.[70]
Kureyş müşrikleri aleyhinde dua etti.[71]
Bunun
üzerine, yağmurlar kesildi. Yer kupkuru oldu, kurudu![72]
Kureyş
müşriklerini öyle bir kuraklık ve kıtlık yakaladı ki,[73]
herşeyi kökten kazıdı, silip süpürdü![74]
Birçokları
açlıktan öldüler![75]
Yiyecek
birşey bulamayınca,[76]
açlıktan dolayı, ölü hayvanların etlerini,[77]
kokmuş leşleri,[78] derileri,[79]
kemikleri,[80] köpekleri,[81]
kanla deve yününden yapılan "ılhız" denilen şeyi., yediler.[82]
Onlardan
herhangi biri, gökyüzüne baksa, açlıktan dolayı, ortalığı duman kaplamış gibi
görürdü![83]
Mekke'de
kuraklık ve kıtlık son dereceyi bulunca,[84] Ebu
Süfyan Sahr b. Harb, Peygamberimiz (a.s.)ın yanına geldi:[85]
"Ey
Muhammed![86] Sen kendinin rahmet olmak
üzere gönderildiğini söylüyor,[87]
Allah'a itaati,[88] akrabayı görüp gözetmeyi
bize emredip duruyorsun![89]
Kavmin
ise, kuraklık ve kıtlıktan ölüp gitmektedirler![90]
Onlardan
bu felâketin kaldırılması için.[91]
Allah'a bir dua ediver![92]
Eğer
sen dua edersen, Allah da şu belayı üzerimizden kaldıracak olursa, Allah'a iman
edeceğiz!" diye and içerek söz verdi.[93]
Bunun
üzerine, Peygamberimiz (a.s.) Allah'a dua etti.
Yağmur sularıyla sulandılar.[94]
Yüce
Allah onların üzerinden kuraklık ve kıtlık azabını kaldırınca, onlar eski
şirklerine döndüler.[95]
Yüce
Allah, bu hususta indirdiği âyetlerde şöyle buyurdu:
"Hayır!
Onlar (öldükten sonra dirilmekten) şüphe içindedirler. (Bununla) eğlenirler.
O
halde, semanın apaşikâr bir duman getireceği günü gözle!
(Öyle
bir duman ki) insanları, saracaktır o!
('Bu,'
diyecekler) 'pek yaman bir azab!
Ey
Rabbimiz! Bizden bu azabı açıp
kaldır!
Çünkü,
biz artık iman edeceğiz!' diyecekler.
Onlara,
düşünmek, ibret almak nerede?
Kendilerine
gerçekleri apaçık anlatan bir Resûl geldi de, ondan yüz çevirdiler.
Ona:
'Bir öğretilmiştir!, 'Bir mecnundur!' dediler.
Biz
o azabı biraz açacak, kaldıracağız!
Fakat,
siz yine küfre döneceksiniz!
Amma,
o büyük satvetle sıkıvereceğimiz gün, her halde, Biz onlardan intikam
alacağız!"[96]
Nübüvvetin
sekizinci yılında icii[97] ki,
İran ordusu ile Rum ordusu,[98] Şam
toprağı ile İran toprağı arasında,[99]
Ezriat'ta[100] Busra'da[101]
karşılaşarak çarpışmışlar; İranlılar Rumları ağır bir yenilgiye uğratmışlardı.[102]
Rumların
şehirlerini yakıp yıkmışlar,[103]
ağaçları kesmişler,[104]
hatta İstanbul'a kadar ilerlemişler.[105] Halic'in üzerine konmuşlardı.[106]
İstanbul'u uzun müddet kuşattıkları halde, yarısı denizde, yansı karada olduğu
için, ele geçirememişlerdi.
İran
Şahı, Kayserden tazminat olarak, dünya hükümdarlarından hiçbirinin sağlamaya
güç yetinemeyeceği kadar çok altın, mücevherat, kumaşlar, hizmetçi kadınlar,
uşaklar ve daha pek çok türlü mallar da istemiş; o da, muvafakat etmişti .[107]
Kureyş
müşrikleri, Farslıların (İranlıların) Rumları yenmelerini isterlerdi.
Çünkü,
onlar putperest idiler.
Müslümanlar
ise, Rumların Farslılan yenmelerini isterlerdi.
Çünkü,
onlar Kitab ehli idiler.[108]
Rumların
mağlubiyet haberi Peygamberimiz (a.s.)la ashabına çok ağır geldi.
Peygamberimiz
(a.s.); Kitabsız Mecusilerin Kitab ehli olan Rumlara galip gelmelerini istemezdi.
Kureyş
müşrikleri, Müslümanlara:
"Siz
ehl-i Kitabsınız, Hıristiyanlar da Kitab ehlidirler.
Biz
Kitabsız ümmîleriz.
Farslı
kardeşlerimiz sizin Kitab ehli olan kardeşlerinize galip gelmişlerdir.
Siz
de bizimle çarpışacak olursanız, muhakkak, biz size galip geliriz!"
dediler.[109]
Hz.
Ebu Bekir müşriklerin bu sözlerini Peygamberimiz (a.s.)a anınca, Peygamberimiz (a.s.):
"Şu
muhakkak ki, onlar (Farslılar, er geç) mağlup olacaklardır!" buyurdu.[110]
Yüce
Allah da, bu hususta indirdiği âyetlerde şöyle buyurmuştur:
"Elif
Lâm Mîm!
Rum(lar)
mağlup oldu yakın bir yerde.
Halbuki,
onlar, bu yenilmelerinin ardından, galip olacaklar. Bid'-i sinînde (üçten
dokuza kadar olan yıllar içinde)[111]
Önünde
de, sonunda da, emr Allah'ındır.
O
gün, mü'minler de Allah'ın yardımıyla ferahlanacak.
O
(Allah), kime dilerse yardım eder.
O
(Allah) kudretiyle herşeye üstün gelen Azîz, rahmetiyle mü'minleri esirgeyen
Rahîm'dir.
Bu,
Allah'ın va'didir.
Allah
va'dinden caymaz.
Fakat,
insanların çoğu (bunu) bilmezler."[112]
Bunun
üzerine, Hz. Ebu Bekir Kureyş müşriklerinin yanına varıp:
"Sizler
(putperest) kardeşleriniz (Farslılar)ın, bizim (Kitab ehli) kardeşlerimiz
(Rumlar)a galip gelmesine seviniyor musunuz? Hiç de sevinmeyin!
Allah
sizin gözlerinizi aydın etmeyecektir!
Vallahi,
Rumlar muhakkak Farslılara galip geleceklerdir!
Bunu
bize Peygamberimiz (a.s.) haber verdi!" deyince, Übeyy b. Halef kalkıp Hz.
Ebu Bekir'e doğru vardı ve:
"Sen
yalan söyledin!" dedi.
Hz.
Ebu Bekir:
"Ey
Allah düşmanı! Sensin yalancı olan!
Eğer
üç yıla kadar, Rumlar Farslılara galip gelirse, bana on deve vermeyi borçlan!
Fakat,
Farslılar Rumlara galip gelirse, ben sana on deve vermeyi borçlanayım!"
diyerek bahse giriştiler.
Bundan
sonra, Hz. Ebu Bekir Peygamberimiz (a.s.)ın yanına gelip, Übeyy b. Halef ile
aralarında geçeni haber verince, Peygamberimiz (a.s.):
"Ben,
böyle mi andım?!
Âyetteki
'bid'i' sözü ancak üç ile dokuz arasındaki müddeti ifade eder.
Sen
hemen gidip devenin sayısını da, müddeti de (ona göre) uzat!" buyurdu.
Hz.
Ebu Bekir gitti. Übeyy b. Halefle karşılaştı.
Übeyy
b. Halef:
"Sen
galiba (bahse giriştiğine) pişman oldun?!" dedi.
Hz.
Ebu Bekir:
"Hayır!
Pişman olmadım!
İstersen,
aramızdaki bahiste alınacak, verilecek develerin sayısını arttı rai im, müddeti
de uzatalım:
Bahiste
kazanacak olan, yüz deve alsın! Kaybeden de yüz deve versin!
Müddet
de dokuz yıla kadar uzatılsın!" dedi.
Übeyy
b. Halef:
"Öyle
yaptım!" dedi.[113]
Hz.
Ebu Bekir'in Peygamberimiz (a.s.)la gizlice Mekke'den ayrılıp Medine'ye hicret
edeceği sıralarda idi ki, Übeyy b. Halef Hz. Ebu Bekir'e:
"Bahiste
yenilecek olursan bana ödeyeceğin develer hakkında bir kefil ver" dedi.
Hz.
Ebu Bekir de, oğlu Abdurrahman'ı kefil verdi.
Übeyy
b. Halef de Uhud savaşına gitmek istediği zaman, Abdurrahman ondan bir kefil
istedi, o da verdi.[114]
Übeyy
b. Halef Uhud'da Peygamberimiz (a.s.)ı öldürmek isterken, Peygamberimiz (a.s.)ın
mızrağından aldığı yaradan kurtulamayarak, Mekke yakınındaki Şerifte öldü.[115]
Rumlar
belirlenen müddet içinde[116] birdenbire kalkınarak İranlıları ağır bir
hezimete uğrattığı zaman;[117] Hz.
Ebu Bekir Übeyy b. Halefin veresesinden yüz deveyi alıp.[118]
Peygamberimiz (a.s.)a getirdi.[119]
Peygamberimiz
(a.s.) da Hz. Ebu Bekir'e:
"Bunları
fakirlere dağıt!" buyurdu.[120]
O
da fakirlere dağıttı.[121]
Rumların
İranlıları dokuz yıl içinde mağlup edecekleri hakkındaki ihbar-ı Kufâniyenin
böylece gerçekleşmesi üzerine, Mekkeli müşriklerden birçok kimseler Müslüman
oldular.[122]
Ezd-i
Şenûe kabilesinden[123] Dımâd b. Sa'lebe, umre yapmak üzere[124] Mekke'ye gelmişti.[125]
Kendisi,
Cahiliye devrinde, Peygamberimiz (a.s.)ın tanışı,
dostu idi. Doktorluğa özenir,[126]
delilere okur,[127]
ilim elde etmeye çalışırdı.[128]
Dımâd,
Mekke'ye gelince, Ebu Cehil, Utbe b. Rebia ve Ümeyye b. Halefin bulunduğu bir
mecliste oturdu.
Ebu
Cehil:
"Şu
adam bizim topluluğumuzu dağıttı. Akıllarımızı akılsızlık, ölüp gitmiş baba ve
atalarımızı dalâlete düşmüş saydı. İlahlarımıza dil uzattı" dedi.
Ümeyye
b. Halef de:
"O,
hiç şüphesiz, deli bir adamdır!" dedi.[129]
Dımâd,
müşriklerin "Muhammed delidir!" dediklerini işitince,[130]
kendi kendine: [131]
"Ben
gidip[132] şu zâtı bir görseydim,[133]
tedavi etseydim,[134]
belki Allah ona benim ellerimle şifa verirdi"[135]
diyerek, müşriklerin meclislerinden kalktı.
O
gün, Peygamberimiz (a.s.)ı aradı, bulamadı.
Ertesi
gün, tekrar aramaya çıktı.[136]
Buldu[137] ve:
"Yâ
Muhammed! Ben deliliği tedavi ederim.[138]
İstersen seni de tedavi edeyim.[139]
Belki Allah sana fayda verir![140]
Ben
delilere okurum. Belki Allah benim elimle senin deliliğine de şifa verir!
Okumamı
istersen, gel, sana da okuyayım.[141]
Sen,
üzerindekini, gözünde büyütme!
Ben
sendekinden daha ağırını tedavi etmişimdir, kurtulmuştur!
Ben
senin hakkında;
Kavminin
akıllarını akılsızlık saymak,
Toplululuklarını dağıtmak,
Onlardan
ölüp gitmiş olanların dalâlet içinde bulunduklarını ileri sürmek,
İlahlarını
ayıplamak... gibi birtakım kötü huylardan söz ettiklerini işittim.
Bunu,
kendisinde delilik bulunan adamdan başkası yapmaz!" dedi.[142]
Peygamberimiz
(a.s.), Dımâd'a şöyle mukabele buyurdu:
"Hamd
Allah'a mahsustur.
Biz
O'na hamdeder; yardımı,[143]
yarlıganmayı da[144]
O'ndan dileriz.[145]
Nefislerimizin
şerlerinden de Allah'a sığınırız.[146]
Allah'ın
doğru yola eriştirdiğini saptıracak yoktur!
Saptırdığını
da doğru yola eriştirecek yoktur!
Şüphesiz
bilir ve bildiririm ki: Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur!
O,
birdir, tektir!
O'nun
eşi, ortağı yoktur!
Yine,
şüphesiz bilir ve bildiririm ki: Muhammed, O'nun kulu ve resûlüdür!"[147]
Peygamberimiz
(a.s.)ın söyledikleri, Dımâd'ın çok hoşuna gitti: [148]
"Ben,
hiçbir zaman, bundan daha güzel bir kelam dinlememişimdir![149]
Sen
şu sözlerini bana tekrarı asana?" dedi.
Peygamberimiz
(a.s.) tekrarladı.[150]
Dımâd
onu Peygamberimiz (a.s.)a iki kere daha tekrarlattı .[151]
"Vallahi,[152] ben
kâhinlerin sözlerini de, sihirbazların sözlerini de, şairlerin sözlerini de dinlemişimdir.
Fakat, senin şu sözlerin gibi hiçbir söz işitmemişimdir. Bunlar, denizin dibine
kadar varıp dayanmıştır!" dedi. "Sen nelere davet ediyorsun?"
diye sordu.[153]
Peygamberimiz
(a.s.):
"Seni
boynundan putları atıp, eşi, ortağı olmayan, bir ve tek olan Allah'a iman
etmeye ve benim de Allah'ın resûlü olduğuma şehadet getirmeye davet
ediyorum" buyurdu.
Dımâd:
"Ben
bunu yaparsam, bana ne var?" diye sordu.
Peygamberimiz
(a.s.):
"Sana
Cennet var!" buyurdu,
Dımâd:
"Ben,
boynumdan putları atıp onlardan uzaklaşarak[154]
şehadet ederim ki: Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur!
O,
birdir; O'nun eşi, ortağı yoktur!
Yine
şehadet ederim ki: Sen de, Allah'ın kulu ve resûlüsün!
Getir,
ver elini, sana İslâmiyet üzerine bey'at edeyim!" dedi.[155]
Peygamberimiz
(a.s.) elini uzattı. Dımâd bey'at etti.[156]
Peygamberimiz
(a.s.):
"Bu
bey'at kavmin adına da mı?" diye sordu.
Dımâd:
"Kavmim
adına da!" dedi.[157]
Peygamberimiz
(a.s.):
"Kendin
adına da, kavmin adına da mı?" diye sordu.
Dımâd:
"Hem
kendi adıma, hem kavmim adına!" dedi.[158]
Dımâd,
böylece, hem kendi adına, hem kavmi adına bey'at edip Müslüman oldu.[159]
Yüce
Allah ondan razı olsun![160]
Kureyş
müşriklerinin İslâmiyeti önlemek için her tedbire başvurmalarına bakmayarak,
Peygamberimiz (a.s.), Yüce Allah'ın emriyle, hiç kimseden korkmaksum, gece
gündüz, gizli açık, halkı İslâmiyete davet ve teşvik etmekten geri durmamakta
idi.[161]
Rükâne
b. Abdi Yezid,[162]
Kureyşlilerin en güçlü ol anlarından,[163]
sırtı yere getirilmeyen pehlivan-larındandı.[164]
Rükâne,
bir gün, Mekke vadilerinden[165]
veya dağlarından birisinde,[166]
Peygamberimiz (a.s.)a rastlamıştı.[167]
Peygamberimiz
(a.s.) ona:
"Ey
Rükâne! Sen hâlâ Allah'tan, korkmamakta ve seni davet ettiğim şeyi kabul
etmemekte direnip duracak mısın?[168]
Müslüman ol!" diyerek,[169]
kendisini İslâmiyete davet etti.[170]
Rükâne:
"Eğer
söylediklerinin hak ve gerçek olduğunu bilseydim, sana tâbi olurdum.[171]
Yâ
Muhammedi Sen beni yıkarsan, sana iman ederim!" dedi.[172]
Peygamberimiz
(a.s.):
"Ben
seni yıkarsam, ne dersin? Söylediklerimin hak ve gerçek olduğunu bilir ve kabul
eder misin?" diye sordu. Rükâne:
"Evet.[173] Sen
beni yıkacak olursan, ben ya Müslüman olurum, ya da şu koyunlarım senin olur!
Ben seni yıkacak olursam, sen şu peygamberlik işinden vazgeç!" dedi.[174]
Peygamberimiz
(a.s.):
"Kalk
haydi! Seninle güreşelim!" buyurdu.
Rükâne,
Peygamberimiz (a.s.)la güreşmeye kalktı.
Peygamberimiz
(a.s.), onu tutar tutmaz yere yıkıverdi!
Rükâne
kendisini korumaya, savunmaya kadir olamadı.[175]
"Yâ
Muhammedi Bir daha güreşelim!" dedi.
Peygamberimiz
(a.s.) tekrar güreşti ve onu yine yıkıverdi.[176]
Rükâne:
"Ey
amcamın oğlu! Haydi bir kez daha güreşelim?" dedi.
Peygamberimiz
(a.s.) onu üçüncü güreşte de yi ki verdi.[177]
Rükâne:
"Vallahi,
yâ Muhammedi Bu çok şaşılacak bir iş! Sen beni nasıl yıkabiliyorsun, anlayamadı
m.[178]
Şehadet
ederim ki, sen muhakkak bir sihirbazsın!" dedi.[179]
Peygamberimiz
(a.s.):
"Bundan
daha çok şaşılacak olanı davar. İstersen, sana onu da göstereyim-Allahtan
korkar ve davetime uyarsan!" buyurdu.
Rükâne:
"Ne
imiş o daha acaib olan şey?" diye sordu.
Peygamberimiz
(a.s.):
"Şu
gördüğün ağacı senin için çağıracağım. O da bana gelecektir!" buyurdu.
Rükâne:
"Haydi
çağır, gelsin bakayım?!" dedi.[180]
Peygamberimiz
(a.s.), kendilerine yakın bir yerdeki, dallı budaklı[181] semüre[182]
veyatalha ağacını "Allah'ın izniyle, gel benim yanıma!" diyerek
çağırınca,[183] ağaç yeri yi ita yi ita
gelip,[184] Peygamberimiz (a.s.)ın
önünde durdu![185]
Rükâne:
"Doğrusu,
ben şimdiye kadar bugünkü gibi büyük bir sihir görmedim![186] Ona
emret de, yerine dönsün!" dedi.
Peygamberimiz
(a.s.) ağaca:
"Allah'ın
izniyle,[187] dön yerine!"
buyurdu.
Ağaç
eski yerine döndü.[188]
Peygamberimiz
(a.s.), Rükâne'ye:
"Yazıklar
olsun sana! Müslüman olsana!" buyurdu.
Rükâne:
"Hayır!
Müslüman olmam" dedi.
Peygamberimiz
(a.s.):
"Öyle
ise, ben de senin davarlarını alırım!" buyurdu.
Rükâne:
"Kureyşlilere
bu hususta ne söyleyeceksin?" diye sordu.
Peygamberimiz
(a.s.):
"'Onunla
güreştim. Kendisini yıkıp, davarlarını aldım' diyeceğim" buyurdu.
Rükâne:
"Böyle
söylersen, beni rezil rüsvay etmiş olursun!" dedi.
Peygamberimiz
(a.s.):
"Öyle
ise, onlara ne söylemeliyim?" diye sordu.
Rükâne:
"Onlara
'Rükâne ile bahse girişip, bahsi, kumarı kazandım1 dersin"
dedi.
Peygamberimiz
(a.s.):
"O
zaman ben yalan söylemiş olurum" buyurdu.
Rükâne:
"Sabahtan
akşama kadar hep yalan içinde bulunuyor, yalan söyleyip duruyor değil
misin?" deyince, Peygamberimiz (a.s.) Rükâne'nin bu çirkin sözlerinden çok
müteessir oldu ve ona:
"Al
git davarını!" buyurdu.
Bunun
üzerine, Rükâne:
"Sen,
vallahi, benden daha hayırlı ve daha şereflisin!" dedi.
Peygamberimiz
(a.s.):
"Böyle
olmaya, elbette, ben senden daha layı ki m!" buyurdu.[189]
Rükâne,
kavminin yanına gidip:
"Ey
Abdi Menaf oğulları! Sahibinizin sayesinde, bütün yeryüzü halkıyla sihir
yarışması yapın! Vallahi, ben şimdiye kadar ondan daha üstün sihirbaz
görmedim!" dedi. Sonra da, onlara, Peygamberimiz (a.s.)ın yaptığını gördüğü
şeyleri haber verdi.[190]
Rükâne
Mekke'nin fethinde Müslüman olmuş, Medine'ye de giderek, orada yerleşmiştir.[191]
Allah
ondan razı olsun![192]
İnşıkak-ı
Kamer (Ayın ikiye ayrılması) mucizesinin Medine'ye hicretten beş yıl önce,[193] nübüvvetin
dokuzuncu yılında,[194] Kureyş müşriklerinin istekleri üzerine-Yüce
Allah'ın izniyle-Peygamberimiz (a.s.) tarafından gösterildiği:
Enes
b. Malik.[195]
Hz.
Ali,
Huzeyfe
b. Yeman.[196]
Abdullah
b. Mes'ud,[197]
Abdullah
b.Abbas.[198]
Abdullah
b. Ömer.[199]
Abdullah
b. Amr b.Âs.[200]
Cübeyr
b. Mut'im196 ve daha başka sahabiler tarafından bildirilmiştir.[201]
Abdullah
b. Mes'ud der ki:
"Resûlullah
(a.s.)ın zamanında, Ay iki parçaya ayrılınca, Resûlullah (a.s.):
'Şahit
olunuz!' buyurdu."[202]
"Bir
kere, biz, Resûlullah (a.s.)la birlikte Mina'da bulunuyorduk.
Ay
iki parçaya ayrıldı!
Ayın
bir parçası dağın gerisinde, bir parçası da berisinde oldu!
Bunun
üzerine, Resûlullah (a.s.), bize:
'Şahit
olunuz!' buyurdu."[203]
"Resûlullah
(a.s.)ın zamanında, Ay iki parçaya ayrıldı da, parçanın birisini dağ örttü[204]
diğer parça dağın üzerinde oldu!
Bunun
üzerine, Resûlullah (a.s.):
'Ey
Allah! Şahit ol!' dedi."[205]
Cübeyr
b. Mut'im de:
"Resûlullah
(a.s.)ın zamanında, Ay, şu dağın üzerinde olmak üzere iki parçaya
ayrıldı!" demiştir.[206]
Abdullah
b. Mes'ud ile Enes b. Malik'in diğer rivayetlerinde de:
"Ay
iki parçaya ayrıldığı zaman, dağın, Hira dağının, Ayın iki parçası arasında
göründüğü" açıklan-mıştir.[207]
Hadisenin
ayrıntılarına gelince:
Kureyş müşriklerinden,
1- Velid b. Mugîre,
2- Ebu Cehil Amr b. Hişam,
3- Âs b. Vâil,
4- Âs b. Hişam,
5- Esved b. Abdi Yağus,
6- Esved b. Muttalib,
7- Zem'a b. Esved,
8- Nadr b. Haris; ve daha başkaları ,[208]
Peygamberimiz (a.s.)a:
"Eğersen
gerçekten peygambersen, bize Kameri (Ayı), yansı Ebu Kubeys dağı,yarısı
daKuaykıan dağı üzerinde görülmek üzere ikiye ayır!" dediler.
Peygamberimiz
(a.s.):
"Eğer
bunu yaparsam iman eder misiniz?" diye sordu.
Müşrikler:
"Evet!
İman ederiz" dediler.
Ayın
bedir, yani dolunay olduğu, iyice göründüğü gece, Peygamberimiz (a.s.),
müşriklerin istedikleri şeyi kendisine vermesini, Yüce Allahtan diledi.[209]
Cebrail
(a.s.) inip:
"Yâ
Muhammedi Mekkelilere:
'Bu
gece mucizeyi seyredin; yararlanabilmeniz!' de" dedi.
Peygamberimiz
(a.s.), Cebrail (a.s.)ın söylediğini, onlara haber verdi. Müşrikler Ayın
ondördüncü gecesinde, Ayın ikiye ayrıldığını gördüler![210]
Yüce
Allah Ayın yansını Ebu Kubeys dağı, yarısını da Kuaykıan dağı arasında
doğdurunca, Peygamberimiz (a.s.):
"Ey
Ebu Seleme b. Abdulesed! Erkam b. Ebi'l-Erkam! Şahit olunuz!" diyerek
Müslümanlara;[211]
"Ey
filan! Ey filan! Şahit olunuz!" diye de, müşriklere seslendi.[212]
Fakat
müşrikler "Bu, Ebu Kebşe'nin oğlunun bir sihridir!"[213]
"Ebu
Kebşe'nin oğlu sizi sihirledi!"[214]
"Muhammed
bizi sihiriedi!" dediler.[215]
Bazısı
da:
"Muhammed
bizi sihiriediyse,[216]
bütün insanları da sihirlemez ya!" dedi .[217]
"O
ayı sihiriedi, nihayet Ay yanldı!" dediler.[218]
Kimisi
de:
"Muhammed
Ayı sihiriedi ise, sihrini bütün yeryüzünü sihiriemeye de yetiştiremez
ya!"[219]
Başka
beldeler halkından, yanınıza gelecek olanlara, sorun bakalım: Bunu onlar da
görmüşler mi?"[220]
"Siz
gelecek olan yolcularınızı da gözleyin![221]
Onlara da sorun bakalım ![222]
Eğer
onlar sizin gördüğünüz şeyin tıpkısını gördüklerini size haber verirlerse,[223]
gördüğünüz doğru demektir.[224]
Şayet
sizin gördüğünüz gibi birşey görmem işlerse, o sizi bir sihirle sihirlem
iştir!" dediler.[225]
Ebu
Cehil de:
"Bu
bir sihirdir! Çevre ülkeler halkına adam salın! Bakalım, onlar da Ayı böyle
yarılmış görmüşler mi? Yoksa görmemişler mi?" dedi.[226]
Sordular.[227]
Hertaraftan[228]
gelenler:[229]
"Evet![230] Onu
biz de öyle gördük![231] Ayı
ikiye yanlmış gördük!" dediler.[232]
Ayın ikiye ayrılmış olduğunu haber verdiler,[233]
doğrul adı lar.[234]
Her
taraftan gelenlerden, Ayın ikiye ayrıldığını görüp de haber vermeyen bir kimse
kalmadı .[235]
Fakat
müşrikler iman etmekten, Müslüman olmaktan yüz çevirip:
"Bu,
müstemir (olagelen) bir sihirdir!" dediler.[236]
Yüce
Allah, Kamer sûresinde bu mucizeye şöyle temas buyurur
"Saat
yaklaştı.
Ay
(ikiye) yarıldı (ayrıldı).
Onlar
(ne zaman) bir âyet, bir mucize görseler, yüz çevirirler ve:
'Müstemir
(olagelen) bir sihir!' derler.
(Ayın
ikiye ayrılması mucizesini görünce de) hevalarına uydular:
'Yalan!'
dediler (Peygamberi yalanladılar).
Oysa
ki, her iş bir gayeye bağlıdır.
Andolsun
ki; onlara (kendilerini küfür ve inattan) vazgeç irecek öyle önemli haberler
gelmiştir ki, her biri, gayesine ermiş bir hikmet ve ibrettir.
Fakat,
onları tehdit eden bütün o hadiseler kendilerine fayda vermiyor!
O
halde, sen de onlardan yüz çevir!
O
Çağırıcının benzeri görülmedik korkunç şeye (Kıyamete) çağıracağı gün, onlar
gözleri zelil ve hakîr (korkudan, dehşetten donmuş) olarak dağılmış çekirgeler
gibi kabirlerden çıkacak, o Çağırıcıya doğru koşacaklar. Kâfir olanlar
'Bu,'
diyecekler, 'pek çetin bir gün!'"[237]
Haşim
ve Muttalib oğulları Şı'b'da üç yıl kuşatılmış bir halde kaldıktan sonra,[238]
Kabe'nin içinde asılı sahifeye, Yüce Allah ağaç kurdunu (güvesini) musallat
etti.
Güve;
sahifede, Allah'ın ismi anılan[239]
"Bismik'allahümme=5enin isminle başlarım ey Allah" cümlesi dışında,[240]
zulüm ve cevr ifade eden herşeyi yedi, bırakmadı.[241]
Bunu
Yüce Allah Peygamberimiz (a.s.)a vahiyle bildirdi .[242]
Peygamberimiz
(a.s.) da, Ebu Talib'e:
"Ey
amca! Benim Rabbim olan Allah, Kureyşlilerin sahifesine ağaç kurdunu (güvesini)
musallat etti. Allah'ın isminden başka, onda tesbit edilen,zulüm, akraba ile
ilgi kesme, bühtan., gibi şeylerden hiçbirini bırakmadı, yok etti!"
buyurdu.
Ebu
Talib:
"Bunu
sana Rabbin mi haber verdi?" diye sordu.
Peygamberimiz
(a.s.):
"Evet!
Rabbim haber verdi" buyurdu.[243]
Ebu
Talib:
"Ey
kardeşimin oğlu! Bana haber verdiğin şey gerçek midir?" diye sordu.
Peygamberimiz
(a.s.):
"Evet!
Vallahi gerçektir!" buyurdu.[244]
Ebu
Talib:
"Vallahi,
bizim yanımıza da,[245]
senin yanına da, (bunu haber verecek) hiç kimse girmemiştir![246]
Bunu sana kim haber verdi?" diye tekrar sordu.
Peygamberimiz
(a.s.):
"Rabbim
haber verdi. Doğrudur bu ey amca!" buyurdu.
Ebu
Talib:
"Ben
şehadet ederim ki; sen ancak doğru söylersin!" dedi.[247]
Ebu
Talib bu haberi kardeşlerine anlattı. Kardeşleri:
"Senin
bu husustaki kanaatin nedir?" diye sordular.
Ebu
Talib:
"Vallahi,
o bana hiçbir zaman yalan söylememiştir!" dedi.
Ebu
Talib'e:
"Sen
bu hususta ne yapmamızı uygun görürsün?" diye sordular.
Ebu
Talib:
"Elbiselerden,
bulabildiğiniz en güzelini giymenizi, sonra da Kureyşlilerin yani arına kadar
varmanızı, onlara bu sahifenin haberini -kendilerine haber erişmeden önce-
anmanızı uygun görüyorum!" dedi.
Hep
birlikte gittiler, Mescid-i Haram'a girdiler, Hicr'e kadar vardılar. O sırada,
Kureyşlilerin emir ve nehiy sahipleri olan yaşlıları orada oturuyorlardı.[248]
Onlar Ebu Talib ile yanındakileri görünce, çektiklerine dayanamayarak
Peygamberimiz (a.s.)ı kendilerine teslim etmek üzere gelmek zorunda
kaldıklarını sandılar.[249] Ebu
Talib'le yanındakileri, hemen meclislerine aldılar.
"Ne
söyleyecekler?" diye, onlara bakmaya başladılar.
Ebu
Talib:
"Biz,
sizce bilinen, kabul edeceğiniz bir iş için gelmiş bulunuyoruz" dedi.
Müşrikler:
"Hoşgeldiniz,
safa geldiniz!" dediler.[250] Ebu
Talib:
"Ey
Kureyş cemaatı![251]
Hiçbir zaman yalan söylememiş olan[252]
kardeşimin oğlu bana haber verdi[253] ki;
sizin yazmış olduğunuz sahifenize, Allah ağaç kurdunu (güvesini) musallat
kılmış; o, onun içindeki cevr, zulüm ve akrabalarla ilişiği kesme., gibi herşeye dokunmuş, onda sadece Allah'ın ismi
anılan sözler kalmıştır![254]
Haydi,[255] aleyhimizde yazdığınız[256]
sahifenizi getiriniz![257]
Eğer kardeşimin oğlu doğru söylemiş ise,[258]
sahife onun dediği gibi çıkarsa,[259]
vallahi biz en sonuncumuz ölmedikçe onu size teslim etmeyiz![260]
Artık siz de kötü görüşünüzden,[261]
bizimle ilginizi kesmek-ten[262]
vazgeçin![263] Eğer dediği doğru çıkmazsa,
kardeşimin oğlunu size teslim ederim[264] Siz
de onu ister öldürürsünüz, isterseniz sağ bırakırsınız!" dedi.[265]
Müşrikler:
"Kabul
ettik![266] Sen bize insaflı
davrandın!" dediler.[267]
Bu
hususta akityaptılar.[268]
Sahifeyi
getirmek üzere,[269]
acele[270] adam gönderdiler.[271]
Müşrikler
bu işin arzularına uygun geleceğini sandılar.[272]
Sahife
getirilince, Ebu Talib:
"Okuyunuz
onu!" dedi.
Sahife
açıldığı zaman,[273] onu
Peygamberimiz (a.s.)ın dediği gibi buldular.[274]
Sahifede;
Allah'ın isminden başka herşey, güve tarafından yenilmiş, bitiriliri işti ![275]
Kureyş
müşriklerinin elleri yanlarına düştü![276]
Ebu
Talib, bundan kuvvet ve cesaret alıp bağırarak:[277]
"Her
halde, zulmettiğiniz, akraba ile ilişiği kesip kötülük yoluna saptığınız sizce
de belli oldu, değil mi?!" dedi.[278]
Müşriklerden
hiçbiri Ebu Talib'e cevap vermedi.[279]
Ancak:
"Siz
bize sadece sihir ve bühtan getirdiniz![280]
Bu,
sahibinizden sâdır olan bir sihirden başka birşey değildir!" dediler.[281] Red
ve inkâr ettiler.
Peygamberimiz
(a.s.)la ashabına yapageldikleri kötülükleri, katlıkları tekrarladılar.[282]
Kureyşlilerin
ileri gelenlerinden bazıları ise, Hâşim oğullarına karşı yaptıkları şeylerden
dolayı, birbirlerini kınadılar.[283]
Ebu
Talib ile ashabı, Kabe örtüsü arasına girerek:
"Ey
Allah! Bize zulmedenlere, akrabalarla ilişiğini kesenlere, bize yapılması haram
olan şeyleri helâlleştirenlere karşı bize yardım et!" diyerek yalvardıktan
sonra, Şı'b'a döndüler.[284]
Müşriklerden
bir topluluk:
"Bu,
kardeşlerimize karşı, tarafımızdan yapılmış bir zulümdür!" dediler,[285]
pişmanlık duydular.[286]
Nübüvvetin
onuncu yılında idi[287] ki,
Kureyş müşriklerinin Haşirin ve Muttalib oğulları aleyhindeki yazılı
antlaşmalarını bozup yürürlükten kaldırmak için, Kureyşlilerden birkaç kişi, harekete geçti. Onların içinde, bu
hususta, Hişam b. Amfin çabasından daha güzel çabalı kimse yoktu.[288]
Hişam
b. Amr; Nadle b. Hişam b. Abdi Menafin ana bir kardeşinin oğlu olduğu için,[289]
Hâşim oğullarından sayılırdı.
Kendisi,
kavmi arasında şerefli ve itibarlı idi.[290]
Hişam
b. Amr, Züheyr b. Ebi Ümeyye'nin yanına vardı.
Züheyr
b. Ebi Ümeyye'nin annesi Âtlke Hatun, Abdulmuttalib'in kızı idi.
Hişam
b. Amr, Züheyr'e:
"Ey
Züheyr! Dayılarının birşey almaktan, satmaktan, evlenmekten, evlendirmekten.,
mahrum edildiklerini;[291]
darlık ve yokluk içinde kıvrandıklarını[292]
bilip durduğun halde, istediğini yemeye, içmeye, giyinip kuşanmaya, istediğin
kadınla evlenmeye senin gönlün nasıl razı oluyor? Nasıl içine siniy-or?[293]
Allah'a
yemin ederim ki; [Ebu Cehil] Ebu'l-Hakem Amr b. Hişam'ın seni dayıların
aleyhinde antlaşmaya davet ettiği gibi, sen de onu kendi dayıları aleyhinde
böyle bir antlaşmaya davet etmiş olsaydın, senin davetine hiçbir zaman icabet
etmez, yanaşmazdı" dedi.[294]
Züheyr
b. Ebi Ümeyye:
"Allah
senin iyiliğini versin ey Hişam! Ben bir tek adamım .[295] Tek
başıma ne yapabilirim?!
Vallahi,
yanımda başka bir kişi daha olsaydı, muhakkak o antlaşma sahifesini bozmaya
kalkar, bozuncaya kadar uğraşırdım!" dedi.[296]
Hişam
b. Amr:
"Ben
sana ikinci bir adam buldum!" dedi.
Züheyr
b. Ebi Ümeyye:
"Kim
imiş o?" diye sordu.
Hişam
b. Amr:
"Benim!"
dedi.
Züheyr
b. Ebi Ümeyye:
"Sen
bize üçüncü bir adam daha ara!" dedi.
Hişam
b. Amr, kalkıp Mut'im b. Adiyy'e gitti. Ona: "Ey Mut'im! Kureyşlilere
uyarak Abdi Menaf oğullarından iki batın ailenin gözünün önünde yok
edilmelerine gönlün nasıl razı oluyor? Nasıl içine siniyor?![297]
Vallahi, onlan bundan kurtarmaya imkân bulabilseydim, içinizden onlara ilk
koşacak olanı, beni bulurdun!" dedi.[298]
Mut'im
b. Adiyy:
"Allah
senin iyiliğini versin! Ben bir tek adamın! Tek başıma ne yapabilirim?"
dedi.
Hişam
b. Amr:
"Ben
sana ikinci bir adam buldum!" dedi.
Mut'im
b. Adiyy:
"Kim
imiş o?" diye sordu.
Hişam
b. Amr:
"Benim!"
dedi.
Mut'im
b. Adiyy:
"Bize
üçüncü bir adam daha ara, bul!" dedi.
Hişam
b. Amr:
"Buldum
bile!" dedi.
Mut'im
b. Adiyy:
"Kim
imiş o?" diye sordu.
Hişam
b. Amr:
"Züheyr
b. Ebi Ümeyye'dir" dedi.
Mut'im
b. Adiyy:
"Sen
bize dördüncü bir adam daha ara, bul!" dedi.
Hişam
b. Amr, kalkıp Ebu'l-Bahterî b. Hişam'ın yanına gitti.[299]
Onunla konuştu.[300]
Ona
da, Mut'im b. Adiyy'e söylediklerine benzer sözler söyledi.
Ebu'l-Bahterî:
"Bize
bu hususta yardım edecek,[301] bu
görüşte[302] kimseler var mı?"
diye sordu.
Hişam
b. Amr:
"Evet!
Vardır" dedi.[303]
Ebu'l-Bahterî
"Kim
imiş onlar?" diye sordu.
Hişam
b. Amr:
"Züheyr
b. Ebi Ümeyye, M ur/im b. Adiyy'dir. Ben de yanındayım!" dedi.
Ebu'l-Bahterî:
"Sen
bize beşinci bir adam daha ara, bul!" dedi.
Hişam
b. Amr, kalkıp Zem'a b. Esved'e gitti. Onunla konuştu.[304]
Kendisinin onlarla olan akrabalığını ve haklarını andı.
Zem'a
b. Esved:
"Beni
davet ettiğin bu iş üzerinde duran kimselervar mı?" diye sordu. Hişam b.
Amr:
"Evet!
Vardır" dedi.
Zem'aya,
onların isimlerini birer birer saydı.
Mekke'nin
yukansındaki Hacun mevkiinin başlangıcında, geceleyin toplanmaya hazırlandılar.
Orada
toplanıp, yapacakları işi konuştular.
Sahife
üzerinde durup, onu bozuncaya kadar uğraşmaya ahd ve akd ettiler.
Züheyr
b. Ebi Ümeyye ise:
"Sizden,
işe ilk başlayan ve ilk konuşan kimse ben olayım!" dedi.
Ertesi
günü, sabahleyin, Kureyş müşriklerinin toplantı yerine gittiler.
Züheyr
b. Ebi Ümeyye; üzerine ağır ve kıymetli bir elbise giyinmiş olduğu halde
Kabe'yi yedi kere tavaf ettikten sonra, halkın yanına geldi ve:
"Ey
Mekkeliler! Bizler istediğimiz gibi yiyip içelim, giyinip kuşanalım da, Hâşim
ve Muttalib oğulları alışverişten mahrum edilerek helak olsunlar, yakışır mı?!
Vallahi,
akrabalık bağlarını kesen şu zalim sahife yirtılıncaya kadar,
oturmayacağım!" dedi.
O
sırada, Mescid-i Haram'ın bir köşesinde oturan Ebu Cehil:
"Sen
yalan söylüyorsun!
Vallahi,
o sahife yırtılamaz!" dedi.
Zem'a
b. Esved:
"Vallahi,
asıl sen yalan söylüyorsun!
Zaten,
biz o yazıya-yazıldığı zaman-razı değildik!" dedi.
Ebu'l-Bahterî:
"Zem'a
doğru söylüyor!
Biz
onda yazılı şeyleri ne kabul, ne de ikrar ettik!" dedi.
Mut'im
b. Adiyy:
"Her
ikiniz de doğru söylüyorsunuz.
Bunun
aksini söyleyen yalan söyler!
Biz
bu sahifeden ve onun içinde yazılı olanlardan uzaklaşır, Allah'a
sığınırız!" dedi.
Hişam
b. Amr da, Mut'im b. Adiyy'in sözlerine yakın sözler söyledi.
Ebu
Cehil:
"Her
halde, bu, buradan başka biryerde geceleyin konuşulmuş, üzerinde karara
varılmış bir iş olsa gerek!?" dedi.
O
sırada, Ebu Talib de, Mescid-i Haram'ın bir köşesinde oturuyordu.
Mut'im
b. Adiyy kalkıp, Kabe'nin içinde asılı sahifeyi yırtmak için yanına vardığı
zaman; "Bismik'allahümme" sözleri dışındaki bütün yazılan ağaç kurdu
(güvesi) yemiş bir halde buldu![305]
Bunun
üzerine, Adiyy b. Kays, Zem'a b. Esved, Ebu'l-Bahterî ve Züheyr b. Ümeyye
silahlanarak Hâşim ve Muttalib oğullarının yanlarına gittiler, onları Şı'b'dan
evlerine döndürdüler.[306]
Kureyş
müşriklerinin elleri yanlarına düştü!
Hâşim
oğullarının Peygamberimiz (a.s.)ı sonuna kadar koruyacaklarına, kendilerine
teslim etmeyeceklerine kanaat getirdiler.[307]
Peygamberimiz
(a.s.) ile cemaatı, Şı'b'dan çıkarak, halk arasına karıştılar.[308]
Ebu
Talib; sahifeyi ve içindekini iptal edip Şı'b'dan çıkmalarını sağlayanları,
söylediği yirmialtı bey-itlik bir şiirle övdü.[309]
[1] Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 273, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 312, İbn
Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 126,Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 221, E bu'l-Fidâ,
el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 84, Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s. 26.
[2] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 2, s. 237, Buharı", Sahih, c. 2, s. 158, Müslim, Sahih, c. 2, s. 952,
Beyhakî, Sünenü'l-kübrâ,c. 9, s. 160, Ebu'l-Ferec İ bn Cevzî, el -Vefa, c. 1,
s. 199, Halebî, İnsâ nu'l-Uyûn, c. 2, s. 25, Zürkânî, M evâhibu1
l-ledün niye Şerhi, c. 1 ,s. 278.
[3] Diyarbekrî, Hamis, c. 1,
s. 297, Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s. 25.
[4] Muhassab; Mekke ile Mina
arasında bir yer olup, Mina'ya Mekke'den daha yakındı r. (Yakut,
Mu'cemu'l-büldân, c. 5, s. 62).
[5] Ahmed b.Hanbel, c. 2, s.
237, Buhârî, c. 2, s. 158, Müslim , c. 2, s. 952, E bu'l-F erec, c. 1, s. 199,
İbn Haldun, Târîh, c. 2,ks. 2, s. 9, Halebî, c. 2, s. 25, Zürkânî, c. 1, s.
278.
[6] İbn İshak, İbn Hişam,
c.1 ,s.375, Ahmed b. Hanbel.c. 2,s. 237, Buhârî, c. 2, s. 158, Müslim, c. 2, s.
952, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 234, Taberî, Târîh, c. 2, s. 225, Ebu
Nuaym, c. 1 , s. 273, Beyhakî, c. 2, s. 312, Ebu'lFerec, c. 1, s. 199, İbn Esîr,
Kâmil,
c. 2, s. 87, İbn Haldun, c. 2,ks. 2, s. 9, Diyarbekrî, c. 1, s. 297.
[7] E bu Nuaym, c. 1, s.
273, Beyhakî, c. 2, s. 312, İbn Seyyid, c. 1, s. 126, Zehebî, s. 221 , E
bu'l-Fidâ, c. 3, s. 84, Kastalâni,Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 67,
Diyarbekrî, c. 1, s. 297, Halebî, c. 2, s. 25.
[8] Ahmed b. Hanbel, c.2,s.
237, Buhârî, c. 2, s. 158, Müslim, c. 2, s. 952, Ebu Nuaym, c . 1, s. 273,
Beyhakî, c. 2, s. 312,Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 197, İbn Kayyım , Zâdü'l-mead, c.
2, s. 51 , 221, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 84, Kastalâni, c. 1, s. 67. Diyarbekrî, c.
1, s.297, Halebî, c. 2, s. 25.
[9] Ebu Nuaym , c. 1, s.
273, Beyhakî, c. 2, s. 312, İbn Seyyid, c. 1, s. 126, Zehebî, s. 221,
Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 84, Halebî, c. 2,s. 25.
[10] İbn İshak, İbn Hişam ,
c. 1, s. 375, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 188, Ahm ed b. Hanbel, c. 2,
s. 237,
Buhârî, c. 2, s.158, Müslim, c. 2, s. 952,
Taberî, c. 2, s. 225, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 197, İbn Esîr, c. 2, s. 87,
Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 86, Kastalâni, c. 1,s.67, Halebî, c. 2, s. 25.
[11] İbn İshak, İbn Hişam, c.
1 , s. 375, İbn Sa'd, c. 1, s. 188, Ahmed b. Hanbel, c. 2, s. 237, Buhârî, c.
2, s. 158, Müslim, c. 2,s. 952, Belâzurî, c. 1, s. 234, Taberî, c. 2, s. 225,
Ebu Nuaym, c. 1 , s. 273, Beyhakî, c. 2, s. 312, İbn Hazm, Cevâmiu's-Sîre, s.
64,Ebu'l-Ferec, c. 1,s.197, İbn Esîr, c. 2, s. 83, İbn Kayyım, c. 2, s. 51, İbn
Seyyid, c. 1, s. 1 26, Zehebî, s. 221, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 84,İbn Haldun, c.
2, ks. 2, s. 9, Kastalâni, c. 1, s. 67, Diyarbekrî, c. 1, s. 297, Halebî, c.
22, s. 25.
[12] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c.1, s. 375, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 188, Ahmed b. Hanbel,
Müsned, c. 2, s. 237,Buhârî, Sahîh.c. 2, s. 158, Müslim, Sahîh, c. 2, s. 952,
Taberî, Târîh, c. 2, s. 225, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 197,
İbnEsîr, Kâmil, c. 2, s. 87, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 197, İbn
Esîr, Kâmil, c. 2, s. 87, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 86,
Kastalâni,Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 67, Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s.
25.
[13] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 188, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 234, Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve,
c. 1, s. 273, Beyhakî,Delâil, c. 2, s. 312, İbn Haim, Cevâmiu's-Sîre, s. 64,
İbn Usdu'l-gâbe, c. 1, s. 26, İbn Kayyım, Zâdü'l-mead, c. 2, s. 51, Zehebî,Târîhu'l-islâm,
s. 221, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 84, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 9.
[14] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 188, Belâzurî, c. 1, s. 234, İbn Hazm, s. 64, İbn Esîr, c. 1, s. 26, İbn
Kayyım, c. 2, s. 51, İbnHaldun, c. 2, ks. 2, s. 9.
[15] Ebu Nuaym, c.1, s. 273,
Beyhakî, c. 2, s. 312, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 84.
[16] Ahmed b. Hanbel, c. 2,
s. 237, Buhârî, c. 2, s. 158, Müslim, c. 2, s. 952, Ebu Nuaym, c.1 , s. 273,
Beyhakî, Sünenü'l-kübrâ,c. 9, s. 160, Ebu'l-Ferec, c.1, s. 199.
[17] İbn İshak, İbn Hişam, c.
1, s. 375, Ahmed b. Hanbel, c. 2, s. 237, Buhârî, c. 2, s. 158, Müslim, c. 2,
s. 952, Taberî, c. 2, s.225, Ebu Nuaym , c. 1, s. 273, Beyhakî, Sünen, c. 9, s.
160, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 199.
[18] İbn İshak, İbn Hişam,
c.1, s. 375-376, İbn Sa'd, c.1, s. 208-210, Belâzurî, c. 1, s. 234, Taberî, c.
2, s. 225, Ebu Nuaym,c. 1, s. 273, Beyhakî, Delâil, c . 2, s. 312, İbn Esîr,
Kâmil, c. 2, s. 87, İbn Kayyım, c. 2, s. 51, İbn Seyyid, c. 1, s. 126, Zehebî,
s. 221 ,Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 86, İbn Haldun, c. 2, ks. 2, s. 9, Kastalâni, c.
1, s. 67, Diyarbekrî, c. 1, s. 297, Halebî, c. 2, s. 25.
[19] İbn Sa'd, Tabakât, c.1,
s. 209.
[20] İbn İshak, İbn Hişam, c.
1,s.376, Taberî, c. 2, s. 225, İbn Esir, c. 2, s. 87, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 86,
Halebî, c. 2, s.25.
[21] İbn İshak, İbn Hişam, c.
1,s.376, İbn Sa'd, c.1, s.
[22] İbn İshak, İbn Hişam,
c.1 ,s. 376, İbn Sa'd, c.1, s. 209, Belâzurî, c. 1, s. 235, Yâkubî, Târîh, c.
2, s. 31, Taberî, c. 2, s. 229, Süheyli, Ravdu'l-ünüf, c. 3, s. 352, İbn
Kayyım, c. 2, s. 51, E bu'l-F idâ.c. 3, s. 86, Suyûtî, Hasâisü'l-kübrâ, c.1, s.
377, Kastalâni, c. 1, s. 67, Diyarbekrî, c. 1 , s. 297.
[23] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c.1, s. 376, Belâzurî, c. 1, s. 235, Yâkubî, c. 2, s. 31 .
[24] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c.1, s. 376.
[25] İbn İshak, İ bn H i sam,
Sîre, c. 1, s. 376, İ bn S a'd, Tabak âtü'l -k übrâ, c. 1, s. 209, Bel âzu rî,
E nsâbu'l -eşraf, c. 1, s. 235, Taberî,Târîh, c. 2, s. 229, Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 278, Süheyli, Ravdu'l-ünüf, c. 3, s. 352, İbn
Kayyım, Zâdü'l-mead, c. 2,s. 51, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c.1, s. 129,
Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 86, Kastalâni, M
evâhibu'l-ledünniye, c.1, s.
67, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 297.
[26] İbn İshak, İbn Hişam,
c.1 ,s. 376, İbn Sa'd, c.1, s. 209, Belâzurî, c. 1, s. 235, Yâkubî, Târîh, c.
2, s. 31, Taberî, c. 2, s.229, Ebu Nuaym, c.1, s. 278, Süheyli, c. 3, s. 352,
İbn Kayyım, c. 2, s. 51, İbn Seyyid, c. 1, s. 129, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 86,
Suyûtî,Hasâisü'l-kübrâ, c. 1, s. 377, Kastalâni, c. 1, s. 67, Diyarbekrî, c. 1,
s. 297.
[27] Suyûtî, Hasâisü'l-kübrâ,
c. 1 , s. 377.
[28] Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 3, s. 86, Suyûtî, Hasâisü'l-kübrâ, c. 1, s. 375.
[29] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 209, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 86, Suyûtî, c. 1, s. 377.
[30] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 235.
[31] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 209.
[32] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c.1, s. 235.
[33] Halebî, İnsânu'l-Uyûn,
c. 2, s. 25.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayıncılık: 2/81-83.
[34] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 377-379, E bu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 87.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayıncılık: 2/84.
[35] . E bu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 273, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 312, İbn
Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 127, Zehebî, Târıîıu'l-islâm, s. 221, E
bu'l-Fidâ, c. 3, s. 84, Halebî, İnsanu'l-Uyûn, c. 2, s. 34, Zürkânî, M
evâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 279.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayıncılık: 2/84.
[36] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 188, Yâkubî, Târîh, c. 2, s. 31, İbn Haim,
Cevâmiu's-Sîre, s. 64, İbn Abdilberr, İstiâb, c.1, s. 37, İbn Kaybın,
Zâdü'l-mead, c. 2, s. 51.
[37] Vâkıdî, Megâzî, c.2, s.
828, İbn Sa'd, Tabakât, c.1, s. 188, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c.1 , s. 234,
Yâkubî, Târîh, c. 2, s.31, Taberî, Târîh, c. 2, s. 225, Ebu Nuaym , Delâil, c.
1 ,s.273, Beyhakî, c. 2, s. 312, İbn Haim, s. 64, İbn Abdilberr, c. 1, s. 37,
İbnEsîr, Kâmil, c. 2, s. 88, 89, İbn Kayyım, c. 2, s. 51, İbn Seyyid, c. 1, s.
127, Zehebî, s. 221, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 84, İbn Haldun, Târîh,c. 2, ks. 2, s.
9, Suyûtî, Hasâisü'l-kübrâ, c. 1, s. 374, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 298.
[38] Ebu Nuaym, c. 1, s. 273,
Beyhakî, c. 2, s. 312, İbn Seyyid, c. 1, . 126, Zehebî, s. 221, Ebu'l-Fidâ, c.
3, s. 84.
[39] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 209, Belâzurî, c. 1 , s. 234, Ebu Nuaym , c. 1, s. 273, Ebu'l-Ferec İbn
Cevzî, el-Vetâ, c. 1, s. 197,İbn Kayyım, c. 2, s. 51.
[40] Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1 , s.. 273, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 312,
İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s.126.
[41] Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 273.
[42] Ebu Nuaym, c. 1, s. 273,
Beyhakî, c. 2, s. 312, İbn Seyyid, c. 1, s. 126, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 3, s. 84.
[43] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 209, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 234.
Ebu'l-Ferec İ bn Cevzî, el-Vetâ, c. 1, s. 197,Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 297.
[44] Süheyli, Ravdu'l-ünüf,
c. 3, s. 354-355, Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s. 25-26.
[45] Süheyli, Ravdu'l-ünüf,
c. 3, s. 355.
[46] Süheyli, Ravdu'l-ünüf,
c. 3, s. 355, Halebî, c. 2, s. 26.
[47] Süheyli, Ravdu'l-ünüf,
c. 3, s. 355.
[48] Yâkubî, Târih, c. 2, s.
31.
[49] Belâzurî, c. 1, s. 234,
Ebu Nuaym, c. 1, s. 273.
[50] Süheyli, Ravdu'l-ünüf,
c. 3, s. 354, Halebî, c. 2, s. 25.
[51] Süheyli, Ravdu'l-ünüf,
c. 3, s. 354.
[52] .İbn Sa'd, c. 1, s. 209,
Belâzurî, c. 1, s. 234, Beyhakî, c. 2, s. 312, İbn Kayyım, Zâdü'l-mead, c. 2,
s. 51, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 86.
[53] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1 , s. 209.
[54] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1 , s. 379, Taberî, Târîh, c. 2, s. 225, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 87,
Zehebî, Târîhu'l-islâm, s.223, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1 , s. 67,
Diyarbekrî Hamis, c. 1, s. 297.
[55] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 235.
[56] Zübeyr b. Bekkâr, Nesebi
Kureyş, s. 355.
[57] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 235.
[58] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 2, s. 14, Belâzurî, c. 1 , s. 235, Ebu Nuaym , Delâilü'n-nübüvve, c.
1, s. 273, İbn Esîr, Kâmil,c. 2, s. 88, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c.
3, s. 96.
[59] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 14, Ebu Nuaym, Delâil, c. 1, s. 275.
[60] İbn Seyyid,
Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 128, Halebî, İnşânu'l-Uyûn, c. 2, s. 34, Zürkânî,
Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 290.
[61] AhmedZeynf Dahlan.Sîre,
c. 1, s. 137.
[62] İbn Seyyid,
Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 128, Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s. 34, Zürkânî,
Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 290.
[63] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 1, s. 379-380, Taberî, Târîh, c. 2, s. 225, E bu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 275, İbnEsîr, Kâmil, c. 2, s. 87-88, İbn Seyyid,
Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 128, Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 223, Ebu'l-Fidâ,
el-Bidâye ve'n-nihâye, c.3, s. 87-88, Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s. 34.
[64] İbn İshak, İbn Hişam, c.
1, s. 379-380, Taberî, c. 2, s. 225, Ebu Nuaym, c. 1, s. 275-276, İbn Esîr, c.
2, s. 87-88, Zehebî,s. 223, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 88.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayıncılık: 2/85-88.
[65] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1 , s. 381, Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 379.
[66] Fahru'r-Râzî, Tefsir, c.
27, 242, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 113.
[67] Buhârî, Sahîh, c. 6, s.
19, Taberî, Tefsir, c. 25, s. 111, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 326,
Zehebî, Tâ rfhu'l-islâm, s.225, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s.
107, Suyûtî, Dürru'l-mensur, c. 6, s:. 28.
[68] Müslim , Sahih, c. 4, s.
2156, Taberî, Tefsir, c. 25, s. 112, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 227, Zehebî,
Târîh, s:. 226, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye, c. 3, s. 1 07, Hâzin, Tefsîr, c. 4, s:.
113.
[69] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 441, M üslim, c. 4, s. 2156, Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 380, Taberî,
Tefsîr, c. 25, s. 112, Ebu Nuaym, Delâil, c. 2, s. 447, Beyhakî, Delâil, c. 2,
s:. 326.
[70] Ahmed b. Hanbel, c. 1,
s:. 431, Buhârî, c. 6, s:. 19, Tirmizî, c. 5, s:. 380, Ebu Nuaym, c. 2, s:.
447, Beyhakî, c. 2, s:. 326, Zehebî, s. 225-226, E bu'l-Fidâ, c. 3, s. 107,
Hâzin, c. 4, s. 113, Suyûtî, D ürru'l-mensur, c. 6, s. 28.
[71] Ahmed b. Hanbel, c. 1,
s. 431, Buhârî, c. 6, s. 19, Müslim, c. 4, s. 2157, Taberî, Tefsîr, c. 25, s.
111, Ebu Nuaym, c. 2, s.447, Zemahşerî, Keşşaf, c. 3, s. 502, Fahru'r-Râzî,
Tefsîr, c. 27, s. 242, Kurtubî, Tefsîr, c. 16, s. 131 , Nesefî, Medârik, c. 3,
s. 128.
[72] Fahru'r-Râzî, Tefsîr, c.
27, s. 242-243.
[73] Ahmed b. Hanbel, c. 1,
s. 441, Buhârî, c. 6, s. 19, Müslim, c. 4, s. 2156, Tirmizî, c. 5, s. 380,
Taberî, c. 25, s. 112, Ebu Nuaym, c. 2, s. 447, Beyhakî, c. 2, s. 326, Zehebî,
s. 226, Hâzin, c. 4, s. 113, Suyûtî, c. 6, s. 28.
[74] Ahmed b. Hanbel,c. 1, s.
441, Müslim, s. 4, s. 2156, Tirmizî, c. 5, s. 380, Taberî,c. 25, s.
112.Beyhakî, c. 2, s. 326, Zehebî,s. 226, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 107, Hâzin, c.
4, s. 113.
[75] Buhârî, Sahîh, c. 6, s.
19.
[76] Zehebî, Tâ rîhu1l-islâm,
s. 226, Ebu'l -Fidâ, c. 3, s. 1 08.
[77] Ahmed b. Hanbel, c. 1,
s. 431, Buhârî, c. 6, s. 19, Müslim, c. 4, s. 21566, Tirmizî, c. 5, s. 380,
Taberî, c. 25, s. 111, Beyhakî,c. 2, s. 326, Zehebî, s. 226, Ebu'l-Fidâ, c. 3,
s. 1 07, Hâzin, c. 4, s. 11 3, Suyûtî, c. 6, s. 28.
[78] Taberî, c. 25, s. 112,
Ebu Nuaym, c. 2, s. 447, Beyhakî, c. 2, s. 326, Zemahşerî, c.3, s. 502,
Fahru'r-Râzî, c. 27, s. 242,Nesefî,c.4, s. 128, Zehebî, s. 226, Ebu'l-Fidâ, c.
3, s. 107.
[79] Ahmed b. Hanbel,c. 1, s.
431, Müslim, c. 4, s. 2156, Tirmizî, c. 5, s. 380, Taberî,c. 25, s.
112.Beyhakî, c. 2, s. 326, Zehebî,s. 226, Hâzin, c. 4, s. 113, Suyûtî, c. 6, s.
28.
[80] Ahmed b. Hanbel, c. 1,
s. 431, Buhârî, c. 6, s. 19, Taberî, Tefsîr, c. 25, s. 112, Ebu Nuaym, c. 2, s.
447, Beyhakî, c. 2, s.326, Fahru'r-Râzî, c. 27, s. 242, Kurtubî, c. 16, s. 131,
Zehebî, s. 226, Ebu'l-Fidâ, Tefsîr, c. 4, s. 1 38, Suyûtî, c. 6, s. 28.
[81] Fahru'r-Râzî, Tefsîr, c.
27, s. 243.
[82] Zemahşerî, c. 3, s. 502,
Nesefî, c. 4, s. 128, Zehebî, s. 226, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3,
s. 107.
[83] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 431, Buhârî, Sahîh, c. 6, s. 19, Müslim, Sahîh,c. 4, s.2156, Taberî,
Tefsîr, c. 25, s. 111 ,Ebu Nuaym , Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 447, Beyhakî,
Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 326, Zemahşerî, Keşşaf, c. 3, s. 502,
Fahru'r-Râzî,Tefsîr, c. 2 7, s. 242, Kurtubî, Tefsîr, c. 16, s. 131, N eseff, M
edâri k, c. 4, s. 1 28, Zehebî, Tâ rfhu 'l-islâm, s. 226, E bu'l-F idâ, el-Bi
dâye,c.3,s.107.
[84] Fahru'r-Râzî, Tefsîr, c.
27, s. 243.
[85] Ahmed b. Hanbel, c. 1,
s. 441, Buhârî, c. 6, s. 19, Müslim, c. 4, s. 2156, Tirmizî, Sünen, c. 5, s.
380, Taberî, c. 25, s. 112,Ebu Nuaym , c . 2, s. 447, Beyhakî, c. 2, s. 326,
Zemahşerî, c. 3, s. 502, Fahru'r-Râzî, c. 27, s. 243, Zehebî, s. 226, E
bu'l-Fidâ, c. 3,s. 107-108, Hâzin, c. 4, s. 113, Suyûtî, c. 6, s. 28.
[86] Buhârî, c. 6, s. 19,
Müslim, c. 4, s. 2156, Taberî, c. 25, s. 112, Beyhakî, c. 2, s. 326,
Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 107.
[87] Beyhakî, c. 2, s. 326,
Zehebî, s. 226, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 107, Suyûtî, c. 6, s. 28.
[88] Müslim, c. 4, s. 2156,
Taberî, c. 25, s. 112, Hâzin, c. 4, s. 113.
[89] Buhârî, c. 6,s.19,
Müslim, c. 4, s. 2156, Taberî, c. 25, s. 112, Ebu Nuaym , c. 2, s. 447, Hâzin,
c. 4, s. 113.
[90] Ahmed b. Hanbel, c. 1,
s. 441, Buhârî, c. 6, s. 19, Müslim, c. 4, s. 2156, Taberî, c. 25, s. 112, Ebu
Nuaym, c. 2, s. 447,Beyhakî, c. 2, s. 326, Zehebî, s. 226, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s.
107, Suyûtî, c. 6, s. 28.
[91] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1 , s. 441.
[92] Ahmed b. Hanbel, c. 1,
s. 441, Buhârî, c. 6, s. 19, Müslim, c. 4, s. 2156, Tirmizî, c. 5, s. 380,
Taberî, c. 25, s. 112, Ebu Nuaym, c. 2, s. 447, Beyhakî, c. 2, s. 326, Zehebî,
s. 226, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 107, Suyûtî, c. 6, s. 28.
[93] Zemahşerî, c. 3, s. 502,
Fahru'r-Râzî, c. 27, s. 243.
[94] Beyhakî, c. 2, s. 326,
Zehebî, s. 226, Suyûtî, c. 6, s. 28.
[95] Zemahşerî, c. 3, s. 502,
Fahru'r-Râzî, c. 27, s. 243, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 107.
[96] Duhan: 9-16.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayıncılık: 2/88-91.
[97] Diyarbekrî, Hamis, c. 1,
s. 295.
[98] Ta ben, Tefar, c. 21, s.
18, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 3, s. 424.
[99] Ta ben, Tefsir, c. 21,
s. 21.
[100] Eiriat, Şam
taraflarında, Belka ve Anman araanda bulunan Şam kasabalarındandır (Yakut,
Mu'cemu'l-büldân, c. 1, s. 130).
[101] Taberî, Tefsir, c. 21,
s. 18, Zemahşerî, Keşşaf, c. 3, s. 214, İbn Esîr, Kâmil, c. 1, s. 476, Kurtubî,
Tefsir, c. 14, s. 4, Nesefî, Medârik, c. 3, s. 265, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 3,
s. 424, Beyzâvî, Tefsir, c. 2, s. 215, Hâzin, Tefsîr, c. 3, s. 427, Ebussuud,
Tefsir, c. 7,s. 49.
[102] Taberî, c. 21, s. 18,
İbn Esir, c. 1, s. 476, Kurtubî, c. 14, s. 4, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 423,
Beyzâvî, c. 2, s. 215-216, Hâzin, c.3, s. 427.
[103] Taberî.c 21, s. 18, İbn
Esîr, c. 1, s. 475, Kurtubî, c. 14, s. 4, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 423-424-425.
[104] Taberî.c 21, s. 18, İbn
Esîr, c. 1, s. 475, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 423-424.
[105] İbn Esîr, Kâmil, c.1, s.
475, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 425.
[106] Taberî, c.21, s. 18, İbn
Esîr, c. 1, s. 475, Kurtubî, c. 14, s. 4.
[107] Ebu'l-Fidâ, Tefsîr, c.
3, s. 425.
[108] Ahmedb. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 276, Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 343, Taberî, c.21, s. 16, Hâkim,
Müstedrek, c. 2, s. 410,Ebu Muaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 391, Beyhakî,
Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 330, Kurtubî, c. 14, s. 1, Zehebî, Târîhu'l-islâm ,
s.227, Ebu'l-Fidâ, Tefsîr, c. 3, s. 422, Suyûtî, Dürru'l-mensur, c. 5, s. 1 50.
[109] Taberî, Tefsîr, c. 21,
s. 1 7-18, Zemahşerî, Keşşaf, c.3 , s. 214, Nesefî, Medârik, c.3,s. 265, Hâzin,
Tefsîr, c. 3, s. 427, Ebussuud, Tefsîr, c. 7, s. 49, Suyûtî, Dürru'l-m Mensûr,
c. 5, s. 152, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 298.
[110] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 276.
[111] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 276.
[112] Rûm, 1-6.
[113] Taberî, Tefsîr, c. 21,
s. 1 8, Ebu'l-Fidâ, Tefsîr, c. 3, s. 424, Hâzin, Tefsîr, c. 3, s. 427, Suyûtî,
Dürru'l -mensûr, c. 5, s. 152.
[114] Kurtubî, Tefsîr, c. 14,
s. 3, Hâzin, Tefsîr, c. 3, s. 427, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 298.
[115] İbnİshak.İbnHişam, Sîre,
c. 3, s. 89, Vâkıdî, Megâzî, c. 1,s. 251-252, Taberî, Târih, c. 3, s. 26,
Hâkim, Müstedrek, c.2, s. 327.
[116] Kurtubî, Tefsîr, c. 14,
s. 3.
[117] Zemahşerî, Keşşaf, c. ,
s. 214, Kurtubî, Tefsîr, c. 14, s. 3, Ebussuud, Tefsîr, c. 7, s. 49,
Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 298.
[118] Zemahşerî, c. 3, s. 214,
Kurtubî, c. 14, s. 3, Ebussuud, c. 7, s. 49, Diyarbekrî, c. 1, s. 298.
[119] Zemahşerî, c.3, s. 214,
Beyzâvî, Tefsîr, c. 2, s. 216, Hâzin, c.3, s. 428, Ebussuud, c. 7, s. 49,
Diyarbekrî, c. 1, s. 298.
[120] Zemahşerî, c. 3, s. 214,
Kurtubî, c. 14, s. 3, Nesefî, c. 3, s. 265-266, Beyzâvî, c. 2, s. 216, Hâzin,
c. 3, s. 428.
[121] Kurtubî, Tefsîr, c. 14,
s. 3.
[122] Tirmizî, Sünen, c. 5, s.
345, Ebu'l-Fidâ, Tefsîr, t 3, s. 422.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayıncılık: 2/91-95.
[123] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 4, s. 241 , Müslim, Sahih, c. 2, s. 593, İbn Abdilberr,
İstiâb, c. 2, s. 751, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefa, c. 1, s. 200, İbn Esîr, Usdu'l
-gâbe, c. 3, s. 26, Zehebî, T ârfhu'l -i si âm, s. 1 97, E bu'l-F idâ, el-Bi
dâye ve'n-nihâye, c. 3,s. 36, İbn Hacer, el-İsâbe, c. 2, s. 21 0.
[124] İbn Sa'd, Tabakât, c. 4,
s. 241 , Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 235.
[125] İbn Sa'd, Tabakât, c. 4,
s. 241, Ahmed b. Hanbel, Müsned.c.1, s. 302, Müslim, Sahih, c. 2, s. 593, Ebu
Nuaym, c. 1,s.235, İbn Abdilberr, c. 2, s. 751 , Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 200, İbn
Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 56, Zehebî, s. 197, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 36,
İbnHacer, c. 2, s. 210.
[126] İbn Abdilberr, c. 2, s.
751, İbn Hacer, c. 2, s. 210.
[127] İbn Abdilberr, c. 2, s.
751, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 200, İbn Hacer, c. 2, s. 21 0.
[128] İbn Abdilberr, c. 2, s.
751, İbn Hacer, c. 2, s. 210.
[129] Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 235.
[130] İbn Sa'd, c. 4, s. 241,
Müslim, c. 2, s. 593, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe. c. 3, s. 56, Zehebî, s. 197,
Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 36, İbnHacer, c. 2, s. 210.
[131] İbn Sa'd, c. 4, s. 241 ,
Müslim, c. 2, s. 593, E bu Nuaym, c. 1 , s. 235, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 200, İbn
Esîr, c. 3, s. 56, Zehebî,s. 197.
[132] İbn Sa'd, c. 4, s. 241 ,
Begavî, Mesâbîhu's-sünne, c. 2, s. 177, Zehebî, s. 197.
[133] Müslim, Sahîh, c. 2, s.
593, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 200, İbn Esîr, c. 3, s. 56.
[134] İbn Sa'd, Tabakât, c. 4,
s. 241 .
[135] Müslim, c. 2, s. 593, Begavî,
Mesâbîh, c. 2, s. 177, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 200, İbn Esîr, c. 3, s. 56,
Zehebî, s. 197, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 56.
[136] Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve,
c. 1, s.2 35.
[137] İbn Sa'd, Tabakât, c. 4,
s. 241, Müslim, c. 2, s. 593, Ebu Nuaym, c. 1, s. 235, İbn Esîr, c. 3, s. 56,
Zehebî, s. 197, İbnHacer, c. 2, s. 210.
[138] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 4, s. 241, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 302, Ebu
Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 1 , s.235, İbn Hacer, el-İsâbe, c. 2, s. 210.
[139] İbn Sa'd, Tabakât, c. 4,
s. 241 ,Ebu Nuaym, Delâil, c. 1, s. 235.
[140] İbn Sa'd, Tabakât, c. 4,
s. 241.
[141] Müslim, Sahîh, c. 2, s.
593, E bu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vfefâ, c. 1, s. 200, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c.
3, s. 56, Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 197, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c.
3, s. 36.
[142] Ebu Nuaym, Delâil, c. 1,
s. 235.
[143] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 302, Müslim, c. 2, s. 593, Begavî, Mesâbîhu's-sünne, c. 2, s. 177,
Ebu'l-Ferec, c. 1 ,s. 200, İbn Esîr, c. 3, s. 56, Zehebî, s. 197, Ebu'l-Fidâ,
c. 3, s. 36.
[144] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 302.
[145] Ahmed b. Hanbel, c. 1 ,
s. 302, Müslim, c. 2, s. 593, Ebu Nuaym, c. 1, s. 235, Begavî, c. 2, s. 1 77,
Ebu'l-Ferec, c. 1, s.200, İbn Esîr, c. 3, s. 56, Zehebî, s. 1 97, Ebu'l-Fidâ,
c. 3, s. 36.
[146] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 302.
[147] Ahmed b. Hanbel, c.1 ,
s. 302, Müslim, c. 2, s. 593, Ebu Nuaym, c.1, s. 236, Begavî, c. 2, s. 1 77,
Ebu'l-Ferec, c.1, s.200, İbn Esîr, c. 3, s. 56, Zehebî, s. 1 97, Ebu'l-Fidâ, c.
3, s. 36.
[148] İbn Sa'd, Tabakât, c. 4,
s. 241 .
[149] Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 236.
[150] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 4, s. 241, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 302, Müslim,
Sahîh, c. 2, s. 593, Ebu Nuaym ,Delâil, c. 1, s. 236, Begavî, Mesâbîhu's-sünne,
c. 2, s. 177, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 200, İbn Esîr,
Usdu'l-gâbe, c. , s.56, Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 197, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
vıe'n-nihâye, c. 3, s. 36.
[151] Müslim, c. 2, s. 593, Begavî,
c. 2, s. 177, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 200, İbn Esîr, c. 3, s. 56.
[152] İbn Esîr, Usdu'l-gâbe,
c. 3, s. 56, Zehebî, s. 197, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 36.
[153] İbn Sa'd, c. 4, s. 241,
Ahm ed b. Hanbel, c. 1, s. 302, Müslim, c. 2, s. 593, Begavî, c. 2, s. 177,
Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 200,İbn Esîr, c. 3, s. 56.
[154] Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 236.
[155] Ahmed b. Hanbel, c.1, s.
302, Müslim, c. 2, s. 593, Ebu Nuaym, c. 1, s. 236, İbn Esîr, c. 3, s. 56.
[156] Müslim, Sahîh, c. 2, s.
593, İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 3, s. 56.
[157] Müslim, c. 2, s. 593,
Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 200, İbn Esîr, c. 3, s. 57, Zehebî, s. 197, E bu'l-Fidâ,
c. 3, s. 36.
[158] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 302.
[159] İbn Sa'd. Tabakât. c. 4.
s. 241 .
[160] M. Asım Köksal, İslam
Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/.95-99.
[161] İbn İshak.İbn Hişam,
Sîre.c.1, s. 380, EbuNuaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 276,Zehebî,
Târîhu'l-islâm , s. 223-224.
[162] İ bn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 2, s. 31, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 155, İbn Abdilberr,
İstiâb, c. 2, s. 507, İbn Esîr,Usdu'l-gâbe, c. 2, s. 236.
[163] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 31, Mus'abu'z-Zübeyrî, Nesebi Kureyş, s. 96, Belâzurî, c.1, s. 155, İbn
Abdilberr, c. 2, s.507, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 6, s. 250, İbn Esir,
Usdu'l-gâbe, c. 2, s. 236, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 107,
İbnHacer, el-İsâbe, c. 1, s. 521, Suyûtî, Hasâisü'l-kübrâ, c. 1, s. 322.
[164] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 155.
[165] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 31, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 103.
[166] Belâzurî, c. 1, s. 155,
İbn Hacer, c. 1, s. 520.
[167] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 31, Belâzurî, c. 1 , s. 155, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 103, İbn Hacer, c. 1,
s. 522.
[168] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 31, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 103.
[169] Beyhakî,
Delâilü'n-nübüvve, c. 6, s. 250.
[170] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 155.
[171] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 31, Beyhakî, c. 6, s. 250, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 103.
[172] Mus'abu'z-Zübeyrî, s.
96, İbn Hacer, c. 1, s. 521.
[173] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 31, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 103, Süyutf, Hasâisü'l-kübrâ, c. 1, s. 322.
[174] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf,
c. 1, s. 155.
[175] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 2, s. 31, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 103.
[176] İbn İshak.İbn Hişam,
Sîre, c. 2, s. 31, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 103, Suyûtî, Hasâisü'l-kübrâ, c. 1
,s.322.
[177] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 155.
[178] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 31, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 103.
[179] Mus'abu'z-Zübeyrî,
Nesebi Kureyş, s. 96, İbn Hacer, el-İsâbe, c. 1 , s. 521.
[180] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 31, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 103.
[181] İbn Esîr, Usdu'l-gâbe,
c. 2, s. 236, Suyûtî, Hasâis, c. 1, s. 323.
[182] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 155.
[183] Belâzurî, c. 1,s.155,
İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c. 2, s. 236.
[184] Belâzurî, c. 1,5.155.
[185] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 31, İbn Esîr, c. 2, s. 236, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 103.
[186] Belâzurî, Ensâb, c. 1 ,
s. 155.
[187] Belâzurî, c. 1, s. 155,
İbn Esîr, c. 2, s. 236.
[188] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 31, Belâzurî, c. 1 , s. 155, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 103.
[189] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 155.
[190] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 2, s. 31, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye, c. 3, s. 103.
[191] İbn Esîr, Usdu'l-gâbe,
c. 2, s. 236.
[192] M. Asım Köksal, İslam
Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/99-102.
[193] Kastalâni,
Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 466, Diyarbekıf, Hamis, c. 1, s. 298, Zürkânî, M
evâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 5,s. 108.
[194] Diyarbekrî, Hamis, c. 1,
s. 298.
[195] Buhârî, Sahîh, c. 4, s.
1 86, Müslim , Sahih, c. 4, s. 2159, Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 397, Taberî,
Tefsîr, c. 27, s. 84-85, Hâkim ,Müstedrek, c. 2, s. 472, Beyhakî,
Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 262, 265, Kadı lyaz, Şifâ, c. 1, s. 235, İbn
Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s.114,Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 209, Ebu'l-Fidâ,
el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 118.
[196] Kadı lyaz, Şifâ, c. 1,
s. 235, İbn Seyyid, Uyun, c. 1, s. 11 5, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 118-119,
Diyarbekrî, c. 1, s. 298, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 5, s. 1 08.
[197] Ahmedb. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 377,413, Buhârî, c. 4, s. 186, Müslim, c. 4, s. 2158, Tirmizî, c. 5,
s. 397-398, Taberî,c. 27, s. 85, Hâkim, Müstedrek, c. 2, s. 471, Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 279, 281, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2,
s.264-265, Kadı lyaz, Şifâ, c. 1, s. 234, İbn Seyyid, c. 1, s. 114, Zehebî, s.
209-211, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 118.
[198] Buhârî, c. 4, s. 186,
Müslim , c. 4, s. 2159, Taberî, c. 27, s. 86, Hâkim, Müstedrek, c. 2, s. 472,
Ebu Muaym, Delâil, c. 1 ,s. 279-280, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 267, İbn Seyyid,
c. 1, s. 114, Zehebî, s. 211, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 118.
[199] Müslim, c. 4, s. 2159,
Tirmizî, c. 5, s. 398, Taberî, c. 27, s. 85, Ebu Nuaym, c. 1, s. 279, Beyhakî,
c. 2, s. 267, Kadı lyaz,Şifâ.c.1, s.
235, İbn Seyyid, c. 1, s. 114.
[200] Hâkim, Müstedrek, c. 2,
s. 472, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 118.
[201] Kadı lyaz, Şifâ, c. 1,
s. 235, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye.c. 1, s. 466,Diyarbekrî,c. 1, s. 298,
Zürkânî, Mevâhib Şerhi,c. 5, s. 108.
[202] Ahmed b. Hanbel, c. 1,
s. 377, Buhârî, c. 4, s. 1 86, Müslim, c. 4, s. 2158, Tirmizî, c. 5, s. 398.
[203] Buhârî, c. 6, s. 52,
Müslim, c. 4, s. 2158, Tirmizî, c. 5, s. 398, Taberî, c. 27, s. 85.
[204] Dağın arkasında kaldı
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 447, Taberî, Tefsîr, c. 27, s. 87).
[205] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 1, s. 447, Buhârî, Sahih, c. 6, s. 52, Müslim, Sahih, c. 4, s. 2159.
[206] Ahmed b. Hanbel, c. 4,
s. 81 -82, Tirm izî, Sünen, c. 5, s. 398.
[207] Ahmed b. Hanbel, c. 1,
s. 413, Buhârî, Sahih, c. 4, s. 243, Taberî, Tefsîr, c . 27, s. 85.
[208] E bu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 280, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s.
119, Suyûtî, Dürru'l-mensûr, c. 6,s. 133, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c.1
, s. 467, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 299, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi,
c. 5, s.110.
[209] Ebu Nuaym, c. 1, s. 280,
Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c.1, s. 272-273, Kurtubî, Tefsîr, c. 1 7, s. 1
27, Ebu'l-Fidâ, c. 3,s. 11 9-120, Suyûtî, Dürru'l-mensûr, c. 6, s. 133,
Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 467, Diyarbekrî, Hamis, c.1, s. 299,
Zürkânî,Mevâhib Şerhi, c. 5, s. 110.
[210] Taberî, Tefsîr, c. 27,
s. 85, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 1 20, Suyûtî,
Dürru'l-mensûr, c. 6, s. 1 33.
[211] Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 280-281, E bu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3,
s. 119-120, Suyûtî, Dürru'l-mensûr, c. 6, s. 133.
[212] Kurtubî, Tefsîr, c. 17,
s. 127.
[213] Taberî, Tefsîr, c. 27,
s. 85, Ebu Nuaym, c. 1, s. 281, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 266,
Vâhidf, Esbâbü'n-nüzûl, s.268, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c.1 , s. 273,
Kurtubî, Tefsîr, c. 17, s. 127, Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 210, Ebu'l-Fidâ, c.
3, s. 121 ,Kastalâni, Mevâhib, c. 1, s. 466, Diyarbekrî, c. 1, s. 299, Zürkânî,
Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 5, s. 109.
[214] Ebu Nuaym, Delâil, c. 1,
s. 281, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 266, Vâhidf, Esbâbü'n-nüzûl, s. 268, Kadı
lyaz, Şifâ, c. 1, s. 234,Kurtubî, Tefsîr, c. 17, s. 127, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s.
121.
[215] Ahmed b. Hanbel, Müsned,
c. 4, s. 82, Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 398, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s.
11 4, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 119, Kastalâni, c. 1, s. 466, Diyarbekrî, c. 1, s.
299, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 5, s. 109.
[216] Ahmed b. Hanbel, c. 4,
s. 82, Tirmizî, c. 5, s. 398, Beyhakî, c. 2, s. 266, İbn Seyyid, c. 1, s.
114-115, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 119, Kastalâni, c.1, s. 466, Diyarbekrî, c. 1, s.
299, Zürkânî, c. 5, s. 109.
[217] Ahmed b. Hanbel, c. 4,
s. 82, Tirmizî, c. 5, s. 398, Ebu Nuaym, c. 1, s. 281, Beyhakî, c. 2, s. 266,
İbn Seyyid, c. 1, s. 114-115, Zehebî,
s. 211, E bu'l-Fidâ, c. 3, s. 119-121, Kastalâni, c. 1, s. 466, Diyarbekrî, c.
1, s. 299, Zürkânî, c.5, s. 109.
[218] Taberî, Tefsîr, c. 27,
s. 87, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 122.
[219] Kadı lyaz, Şifâ, c. 1,
s. 234, 235, İbn Seyyid, c. 1, s. 114-115, Zürkânî, c. 5, s. 109.
[220] Kadı lyaz, c. 1, s. 235,
İbn Seyyid, c. 1, s. 114.
[221] E bu Nuaym , c. 1, s.
281, Beyhakî, c. 2, s. 266, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 121, Kastalâni, c. 1, s. 466,
Diyarbekrî, c. 1, s. 299, Zürkânî, c. 5, s. 109.
[222] Taberî, c. 27, s. 85,
Kadı lyaz, c. 1 , s. 235, Kurtubî, c. 17, s. 127, Kastalâni, c. 1 , s. 467,
Diyarbekrî, c. 1, s. 299, Zürkânî, c.5,s.109.
[223] Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 281 .
[224] Ebu Nuaym, c. 1, s. 281,
Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 266, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1,
s. 273, E bu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 121, Kastalâni,
Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 467, Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 5, s. 109.
[225] Beyhakî,
Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 267, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 121.
[226] Kadı lyaz, eş-Şifâ, c.
1, s. 235, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 11 4.
[227] Taberî, Tefsîr, c. 27,
s. 85, Beyhakî, c. 2, s. 267, Kadı lyaz, c. 1, s. 235, Kurtubî, Tefsîr, c. 1 7.
s. 127.
[228] Beyhakî, c. 2, s. 267,
Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 121, Kastalâni, c. 1, s. 467, Diyarbekrî, c. 1, s. 299,
Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c.5, s. 109-110.
[229] E bu Nuaym , c. 1, s.
281, Beyhakî, c. 2, s. 267, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 121, Kastalâni, c. 1, s. 467,
Diyarbekrî, c. 1, s. 299,Zürkânî, c. 5, s. 109-110.
[230] Taberî, c. 27, s. 85,
Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 273, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 121, Kastalâni, c. 1, s. 467,
Diyarbekrî, c. 1, s. 299,Zürkânî, Mevâhib Şerhi, c. 5, s. 11 0.
[231] Taberî, c. 27, s. 85,
Ebu Nuaym, c. 1, s. 281, Beyhakî, c. 2, s. 267, Vâhidf, Esbâbü'n-nüzûl, s. 268,
Ebu'l-Fidâ, c. 3, s.121, Kastalâni, c. 1, s. 467, Diyarbekrî, c. 1, s. 299,
Zürkânî, c. 5, s. 110.
[232] Ebu'l-Ferec İbn Cevzî,
el-Vefâ, c. 1, s. 275, Kurtubî, Tefsîr, c. 17, s. 1 33.
[233] Kadı lyaz, c. 1, s. 235.
[234] Zehebî, Târîhu'l-islâm,
s. 211.
[235] Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 281 .
[236] Tirmizî, Sünen, c. 5, s.
397, Taberî, Tefsîr, c. 27, s. 87, Kurtubî, Tefsîr, c. 17, s. 1 27.
[237] Kamer: 1-8.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayıncılık: 2/102-108.
[238] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 188, 209, Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 1 , s.
273, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c.2, s.
312, Zehebî, Târîhu'l-islâm , s. 221, 222.
[239] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 188-189, 209, Yâkubî, Târih, c. 2, s. 31 , Ebu Nuaym , c. 1, s. 273,
Beyhakî, c. 2, s. 312, İbnEsîr, Kâmil, c. 2, s. 89-90, Zehebî, s. 222.
[240] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre,c.2, s. 16, İbn Sa'd, c. 1, s. 209.
[241] İbn Sa'd, c.1, s. 209,
Yâkubî, c. 2, s. 31, Ebu Nuaym, c. 1, s. 273-274, Beyhakî, c. 2, s. 312,
Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ,c.1,s. 197, Zehebî, s. 222.
[242] İbn Sa'd, c. 1, s.
188-189, Belânın, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 234, Ebu Nuaym, c. 1, s. 274,
Beyhakî, c. 2, s. 312, Zehebî,s. 222.
[243] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 16, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1 , s. 128, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 3, s. 97,Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s. 35, Zürkânî, M
evâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 5, s. 290.
[244] İbn Sa'd, c. 1, s. 189,
Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, c. 1, s. 197.
[245] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 234.
[246] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 16, İbn Seyyid, c. 1, s. 128, Ebu'l-Fidâ, t 3, s. 97.
[247] Belâzulî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 234.
[248] İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ,
c. 1,s.189, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 197-198.
[249] Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 274, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 313, İbn
Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s.127, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s.
85, Suyûtî, Hasâisü'l-kübrâ, c. 1, s. 375, Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s. 35,
Zürkânî,Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 290.
[250] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 189, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 198.
[251] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre,c.2, s. 16, İbn Seyyid, Uyun, c. 1 , s. 128, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 97.
[252] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 189, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 198.
[253] İbn İshak, İbn Hişam ,
c. 2, s. 1 6, İbn Sa'd, c. 1, s. 189, Ebu'l-Ferec, c. 1 , s. 198, İbn Esîr,
Kâmil, c. 2, s. 90, Ebu'l-Fidâ, c.3, s.
97, Halebî, c. 2, s. 36.
[254] İbn Sa'd, c. 1, s. 189,
Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 198, İbn Esîr, c. 2, s. 90, Halebî, c. 2, s. 36.
[255] İbn İshak, İbn Hisam, c.
2, s. 16, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 234, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 97.
[256] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 234.
[257] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 16, Belâzurî, c. 1 , s. 234, İbn Esîr, c. 2, s. 90.
[258] İbn Şa'd, c. 1, s. 189,
Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 1 98.
[259] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 16, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 97.
[260] Ebu Nuaym , c. 1, s.
274, Beyhakî, c. 2, s. 313, İbn Seyyid, c. 1, s. 127, Zehebî, Târîhu'l-islâm,
s. 222, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s.85, Suyûtî, c. 1, s. 375, Halebî, c. 2, s. 36,
Zürkânî, c. 1, s. 290.
[261] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 189, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 128,
Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s. 36.
[262] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 16, İbn Sa'd
[263] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 16, İbn Sa'd, c. 1, s. 189, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 1 98, Ebu'l-Fidâ, c. 3,
s. 97, Halebî, c. 2, s. 36.
[264] İbn İshak, İbn Hisam, c.
2, s. 16, İbn Sa'd, c. 1, s. 209, Beyhakî, Delâilü'n-nübüwe, c. 2, s. 313,
Ebu'l-Ferec, c. 1, s. Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 97, Halebî c. 1,s.36.
[265] İbn Sa'd, c. 1, s. 189,
Ebu Nuaym, Delâil, c. 1, s. 274, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 313, Ebu'l-Ferec, c.
1, s. 198, İbn Seyyid,Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 127, E bu'l-Fidâ, c. 3, s. 85,
Halebî, c. 1, s. 36, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 290.
[266] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre,c.2, s. 17, İbn Seyyid, c. 1, s. 127, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 97.
[267] İbn Sa'd, c. 1, s. 189,
Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 198, Halebî, c. 2, s. 36.
[268] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 17, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 97.
[269] İ bn Sa'd, c. 1, s. 189,
Bel âzurf, E nsâbu'l -eşraf, c. 1, s. 234, E bu'l-F erec, c. 1, s. 198.
[270] Belâzurî, c. 1, s. 234,
İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 90.
[271] İbn Sa'd, c. 1, s. 189,
Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 198.
[272] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 234.
[273] İbn Sa'd, c. 1, s. 189,
Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 198, İbn Seyyid, c. 1 , s. 127, Halebî, c. 2, s. 36.
[274] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 17, İbn Sa'd, c. 1, s. 189, Belâzurî, c.1, s. 234, Ebu'l-Ferec, c. 1, s.
198, İbn Esîr, c. 2, s.90, İbn Seyyid, c. 1, s. 127, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 97.
[275] İbn Sa'd, Tabakât, 11,
s. 189.
[276] İbn Sa'd, c. 1, s. 189,
Belâzurî, c. 1, s. 234, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 198, Suyûtî, Hasâisü'l-kübrâ, c.
1,s.379.
[277] İbn Sa'd, c. 1, s. 189,
Belâzurî, c. 1, s. 234, Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 198, İbn Esîr, c. 2, s. 90.
[278] İbn Sa'd, c. 1, s. 189,
Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 198, İbn Esîr, c. 2, s. 90, Suyûtî, c.1, s. 376.
[279] İbn Sa'd, c. 1, s. 189,
Ebu'l-Ferec, c. 1, s. 198, Suyûtî, c. 1, s. 376, Halebî, c. 2, s. 36.
[280] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 234, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 90.
[281] Yâ kubf, T ârfh, c. 2,
s. 3 2, E b u N uay m, D el âil ü'n-nübüvve, c. 1, s. 2 74, B eyhak f, D e lâi
lü'n-nübüvve, c. 2, s. 313, Zeheb f,Târîhu'l-islâm, s. 222, Ebu'l-Fidâ,
el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 85.
[282] Ebu Nuaym, c. 1, s. 274,
Beyhakî, c. 2, s. 313, Zehebî, s. 222, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 85.
[283] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 189, Ebu Nuaym , c. 1, s. 274.
[284] İbn Sa'd, c. 1, s. 189,
Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s. 36.
[285] İbn Seyyid,
Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 128, Halebî, c. 2, s. 36.
[286] Ebu Nuaym, c. 1, s. 274,
İ bn Seyyid, c. 1 , s. 128, Halebî, c. 2, s. 36.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayıncılık: 2/108-112.
[287] İbn Sa'd, c. 1, s. 210,
Belâzurî, c. 1,s.236, İbn Kayy,m, Zâdü'l-mead, c. 2, s. 52, İbnSeyyid, c. 1, s.
129, Ebu'l-Fidâ, c.3, s. 98, Diyarbekrî, Hamis, c. 1, s. 298. Zürkânî,
Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1, s. 290
[288] .İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c.2, s. 14, Taberî, Târih, c. 2, s. 228, EbuNuaym, c. 1.S.276,
Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 96.
[289] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 14, Belâzurî, c. 1, s. 235, Taberî, Târih, c. 2, s. 228, Ebu Nuaym.c. 1,
s. 276, İbn Esîr.c. 2,s. 88, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 96.
[290] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 14, Taberî, c. 2, s. 228, Ebu Nuaym.d, s 276, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 96.
[291] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 14, Taberî, c. 2, s. 228, Ebu Nuaym , c. 1, s. 276-277, Ebu'l-Ferec İbn
Cevzî, el-Vefâ, c. 1 ,s. 198, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 96, Halebî, c. 2, s. 37.
[292] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 235.
[293] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre.c. 2, s. 1 4-15, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. , s. 235-236, Taberî, Târih,
c.2, s. 228, Ebu Nuaym ,Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 277, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî,
el-Vefâ, c. 1, s. 198, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 88, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 3, s. 96, Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s. 37.
[294] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 15, Taberî, c. 2, s. 228, Ebu Nuaym, c. 1,s. 277, Ebu'l-Ferec, c. 1, s.
198, İbn Esîr, c.2,s.88, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 96.
[295] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 15, Belâzurî, c. 1, s. 236, Taberî, c.2, s. 228, Ebu Nuaym, c. 1, s. 277,
Ebu'l-Ferec, c. 1,s.198, İbn Esîr, c. 2, s. 88, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 96,
Halebî, c. 2, s. 37.
[296] İbn İshak, İbn Hişam,
c.2, s. 15, Taberî, c. 2, s. 228, Ebu Nuaym, c. 1, s. 277, Ebu'l-Ferec, c.
1,s.198, İbn Esîr, c. 2, s.88, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 96, Halebî, c. 2, s. 37.
[297] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 15, Belâzurî, c. 1, s. 236, Taberî, c. 2, s. 228, E bu Nuaym, c. 1, s.
277, Ebu'l-Ferec, c. 1, s.198, İbn
Esîr, c. 2, s. 88, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 96.
[298] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 15, Taberî, c.2, s. 228, Ebu Nuaym, c. 1, s. 277, Ebu'l-Ferec, c. 1, s.
198, İbn Esîr, c. 2, s.88, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 96.
[299] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 2, s. 15, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 236, Taberî, Târih, c. 2,
s. 228, Ebu Nuaym,Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 277, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî,
el-Vefâ, c. 1 ,s. 198-199, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 89, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye
ve'n-nihâye, c. 3, s. 96, Halebî, İnsânu'l-Uyûn, c.2 , s. 37.
[300] Belâzurî,
Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 236.
[301] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 1 5, Taberî, c. 2, s. 228, Ebu Nuaym, c. 1, s. 277, Ebu'l-Ferec, c. 1, s.
198-199, İbn Esîr, c.2, s. 89, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 96, Halebî, c. 2, s. 37.
[302] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf,
c. 1, s. 236.
[303] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 15, Belâzurî, c. 1.S.236, Taberî, c. 2, s. 228, Ebu Nuaym , c. 1, s. 277,
Ebu'l-Fidâ, c. 3, s.96, Halebî, c. 2, s. 38.
[304] İbn İshak, İbn Hişam, c.
2, s. 15, Belâzurî, c. 1, s. 236, Taberî, c.2, s. 228, Ebu Nuaym, c. 1, s. 277,
Ebu'l-Ferec, c. 1,s.199, İbn
Esîr, c. 2, s. 89, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 96, Halebî, c. 2, s. 38.
[305] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c. 2, s. 15-16, Taberî, Târih, c. 2, s. 228-229, E bu Nuaym ,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 275-277-278, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1,
s. 199, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 89, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3,
s. 96.
[306] İbn Sa'd,
Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 210, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 236, Halebî,
İnsânu'l-Uyûn, c. 2, s. 38.
[307] İbn Sa'd, Tabakât, c. 1,
s. 210, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 236.
[308] Ebu Nuaym,
Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 395, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 315,
Zehebî, Târîhu'l-islâm, s. 224.
[309] İbn İshak, İbn Hişam,
Sîre, c.2, s. 17-19, Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 314.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal
Yayıncılık: 2/112-117.