KÜRTAJ VE İLGİLİ HÜKÜMLER.. 2

Ceninin Ana Rahminden Ayrılmasına Sebep Olan Fiiller : 2

Fiilî Olan Sebepler : 2

Manevî Sebepler : 2

Çocuğun Düşmesine Sebep Olan Fiiller : 3

İmamların İçtihadının Işığı Altında : 3

Çocuğun Diri Bir Vaziyette Düşmesi : 3

İmamların Ölü Veya Diri Düşen Çocuk Hakkındaki Görüşleri : 3

Çocuğun Düşmesini Sağlayan Fiilin Kasde Mukarin Bulunması : 4

Ana Rahmindeki Çocuğu Düşürmeye Sebep Olana Gereken Ceza : 4

Ceninin Düşürülmesinden Dolayı Gereken Diyet Kimlere Verilir?. 4

Anne Çocuğu Düşürdükten Sonra Ölürse : 5

Cenini Düşürmesi İçin Kadına Verilen İlâç : 5

Kürtajla İlgili Âyetlere Gelince : 5

Kürtajla Îlgili Hadîsler : 6


KÜRTAJ VE İLGİLİ HÜKÜMLER

 

Kürtaj deyimi aslında bir kemik çıbanını, bir yere yapışık bulu­nan maddeleri kazımaya denir. Bu terim konuşma dilinde, daha çok dölyatağmın (ana rahminin) içini kazıyarak cenini (organlariy-le belirmiş çocuğu) almak anlamına kullanılır.

Hekimlikte de bu işe kürtaj denilmekle birlikte, dölyatağı için­deki iltihapların, poliplerin, bir doğum, ya da düşük sonunda kalan parçaların, artıkların temizlenmesi de ayni adla anılır.

Ana rahminden şekillenmeye başlıyan ceninin kürtajla alınması üzerinde çok şeyler yazılmış ve söylenmiştir. Biz bunun tıbbî yönden sakıncalarını veya bazı iddialara göre yararlannı anlatacak değiliz. Bizi ilgilendiren husus, cenin ana rahminde teşekkül ettikten sonra zarurî bir hal bulunmadığı halde onu kürtajla almak ve aldırmak caiz midir? Müctehid imamların bu konudaki ictihad, istinbat ve tes-bitleri nelerdir?

Birçok meselelerde olduğu gibi, kürtaj konusunda da imamların nüans farkiyle de olsa görüşleri farklıdır :

a) Hanefî imamlarına göre: Ana rahminde teşekkül eden ço­cuğu -zarurî bir hal olmadığı halde- kürtajla aldırmak, bir cinayet­tir. Ancak bu cinayet bir yüzüyle bir cana kıymaktır, diğer yüzüyle annenin bir parçasına dokunmaktır.

Cenin de bir insan sayıldığı için başlıbaşma bir can kabul edilir ve onu itlaf etmek cinayet sayılır. Diğer bir açıdan cenin başlıbaşma bir insan (değil, anneye yapışık bir parçadır. Çünkü henüz andan Ico-pup ayrılmamıştır.

Hanefî müctehidler ceninin bu iki yönünü dıkkate alarak kürta­jı kâmil anlamda bir cinayet saymamışlardır. Aşna teşekkül etmiş bir can okluğu için miras, mesele ve vasiyet konıalanaıda kendi lasına bir can sayılmıştır.

b) Mâliki, Şafiî ve Haabelî imamlarına göre: Kürtaj iki cinse karşı işlenen bir cinayettir. Çünkü burada ceninin feayatina bir te­cavüz sözkomısudur. [1]

 

Ceninin Ana Rahminden Ayrılmasına Sebep Olan Fiiller :

 

Kendiliğinden veya bir hastalık neticesi düşen çocuklar hakkın­da kürtaj tabiri kullanıîmıyacağı gibi, bu bir cinayettir de denilmez. Çünkü fiilî bir kasıt mevcut değildir. Elde olmayan herhangi bir se­beple düşük yapma sözkonusudur.

O halde ceninin ayrılmasına sebep olan fiillere ve sonuçlarına göre, cezalar takdir edilir. Bu bakımdan işlenen cinayet özel veya genel bir ölçü ve anlamda olabileceği gibi, amelî ya da sözlü, maddî veya mânevi olabilir. [2]

 

Fiilî Olan Sebepler :

 

Dayak, yaralama, rahim kısmına dürtme, düşük yapmayı gerek­tiren ilâç ve benzeri bir maddeyi almak veya anarahmine bir takım yabancı maddeler yerleştirmek veya ağır bir yük kaldırmak bu cüm­ledendir. [3]

 

Manevî Sebepler :

 

Ölümle tehdid, korkutmak, ürkütmek, alışık olmadığı için polis tarafından karakola davet edilmek, hükümdarın huzuruna çıkarıl­mak gibi hususlar bu cümledendir.

Bunu tarihî bir misal ile açıklıyalım :

Hz. Ömer (R.A.) halîfe bulunduğu yıllarda, bir kadının ifadesini bizzat alma ihtiyacını duymuş ve bu sebeple kadım hilâfet makamı­na davet etmiştir. Hz. Ömer'in ne kadar âdil ve de titiz olduğunu din adına kanun adına taviz verrriediğini bilen o kadın, elinde olmaya­rak korkup titremeye başlıyor ve henüz hilâfet makamına ulaşma­dan yolda çocuğunu düşürüyor. Çocuk bir iki çığlık atıp ölüyor.

Durumu öğrenen Hz, Ömer (R.A.) son derece müteessir oluyor ve şurayı toplayıp bu hususta ne yapılması gerektiğini müzakere edi­yor. Şura üyelerinden çoğu, bunda bir kasıt sözkonusu olmadığından bir şey gerekmiyeceğini ileri sürerken, Hz. Ali (R,AJ susup bir şey söylemiyor. Hz. Ömer (R.A.) ona yönelerek: «Ey Hasan'm babası! Sizin görüşünüz nedir?» diye soruyor. O da: «Bu arkadaşlarımız ken­di görüşlerini söyledilerse herhalde görüşlerinde hatâ ttiler. Yok seni korumak1 için böyle söyledilerse, iyi nasihatçı olmamış sayılır­lar. Ana rahminden kopup düşen ve ölen çocuğun diyeti gerekir. Çünkü onun ölümüne sen sebep olmuşsundur.»

Tabii Ömer (R.A.) da bu içtihadı tasvip ederek gereken diyeti ödemiştir.[4]

Yine mânevi Sebeplerden bir kısmı :

Kadının uzun süre kendini aç bırakması veya oruç tutması, kes­kin bir koku koklaması da bu cümledendir. Yani bu sebeplerden bi­riyle kadın çocuğunu düşürürse, cinayet işlemiş kabul edilir ve ken­disine diyet cezası gerekir[5].

 

Çocuğun Düşmesine Sebep Olan Fiiller :

 

Bu fiiller isterse kadının babası veya anasından sadır olsun, is­terse başkasından farketmez, çocuğun düşmesine sebep olduğu tak­dirde diyet gerekir.

Ancak çocuk ana rahminden dışarı çıkıp düşmedikçe cinayet sa­yılmaz. Çünkü çocuğun işlenen fiilden dolayı ölüp ölmediği bilinme­diği takdirde hüküm böyle uygulanır. Ancak işlenen fiilden dolayı çocuğun ana rahminde kesinlikle öldüğü bilinirse, o takdirde ceza gerekir.

Bu bakımdan dört imam da cinayet sayılıp cezai gerektiren dü­şük, işlenen fiil neticesi ana rahminden dışarı çikmasiyle takdir edi­lir, demişlerdir.

O halde günümüzde gelişen tıbbî araştırmalarla işlenen fiil ne­ticesi çocuk düşmese bile ana rahründe ölüp ölmediğini tesbit et­mek mümkündür. Bu bakımdan çocuk ölmüşse, düşmüş gibi kabul edilir ve cinayet sayıldığından ceza olarak diyeti gerektirir.

Düşen çocuğun, işlenen fiil sebebiyle düşüp düşmediği hususu da araştırılır. Başka sebeplerin bulunup bulunmadığı üzerinde du­rulur.

Nitekim İmam Mâlik, işlenen fiil neticesinde düşen çocuk ister kan pıhtısı, ister et parçası, ister şekillenmiş durumda olsun cinaye­ti işleyen mes'ul tutulur ve cezayı gerektirir. Ancak Maliki fukaha-sından bir kısmı, kan pıhtısı halinde düşen şeyin cenin olup olmadı­ğı kesin bilinmiyeceği için, bunun cinayet sayılmıyacağı üzerinde durmuşlardır. Hattâ bu durumda fakîh îbnülkaasım el-Malikî, dü­şen et parçasının üzerine sıcak su dökülür, çözülürse, kan olduğu, çözülmezse, cenin olduğu anlaşılır ve ona göre hüküm verilir, demiş­tir.[6]

İmam Ebû Hanîfe ile İmam Şâfiîye göre :

İşlenen bir fiil neticesi kadının rahminden düşen şey, et parça­sı halindeyse, bilir kişilerin görüşüne müracaat edilir, onun ana rah­minde teşekkül eden cenin olup olmadığının tesbitine çalışılır. Ama organlarından bir kısmı belirmişse, o takdirde bilir kişilere müraca­at etmeye gerek yoktur.

İmam Ahmet bin Hanbel'e göre :

İşlenen fiil neticesi kadının rahminden çıkan et parçası, şekil lenip insan olduğu anlaşılır duruma gelmişse, bu bir cinayet kabul edilir ve gereken ceza uygulanır. Şekil olarak belirti yoksa, cinayet sayılmaz. Bununla beraber o et parçası bazı bilir kişiler tarafından incelenip cenin olduğu ortaya çıkarsa, cinayet sayılır. [7]

 

İmamların İçtihadının Işığı Altında :

 

İşlenen bir fiilden dolayı kadın rahmindeki cenini düşürürse, insan şekline girmemiş bile olsa, bugünkü tıbbî araştırmalarla onun cenin olup olmadığını tesbit etmek çok kolaydır. Bu bakımdan yet­kililerin vereceği rapora göre, işlem yapılır. [8]

 

Çocuğun Diri Bir Vaziyette Düşmesi :

 

Ana rahminde teşekkül eden çocuğun düşürülmesi sonucu iki durum ortaya çıkmaktadır: Düşen çocuğun diri olması veya ölü bu­lunması. Bu ikisi arasında ceza bakımından hayli fark vardır.

Hayat belirtileri: Düşen çocuğun ağlaması, nefes alıp vermesi, aksırması ve benzeri hareketlerdir. Mücerred vücut hareketi diri ol­duğuna delil sayılmaz. Çünkü bunun bir ihtilaç olması da muhtemel­dir. [9]

 

İmamların Ölü Veya Diri Düşen Çocuk Hakkındaki Görüşleri :

 

a) İmam Ahmed bin Hanbel'e göre : Düşen çocukta hayatın is­tikrar bulup devam etmesi gerekir. Sadece doğduğu an hayat be­lirtisi gösterip sonra hemen ölmesi, diri olduğuna yeterli neden de­ğildir. Ayni zamanda düştüğü tarihte, çocuğun en az altı aylık bu­lunması şarttır. Çünkü bu miktardan daha az olan çocuğun yaşama­sı mümkün değildir. O halde, düşen çocuk en az altı aylık olur ve hayat belirtisi devam ederse, diri hükmünde kabul edilir ve öldüğü takdirde  ona göre,  hüküm verilir, Şafiilerden Müzeni de ayni gö­rüştedir.

b) İmam Ebû Hanîfe ile İmam Mâlik'e göre, çocuğun düşmesi­ne sebep olan kimsenin sorumlu tutulabilmesi için, annesinin hayat­ta olması gerekir. Ölen bir kadının rahminden çocuk düşerse, o tak­dirde fiili işleyen kimse sorumlu tutulmaz. Çünkü annesinin ölmesi çocuğun da rahminde ölmenin açık sebebi kabul edilir. Ama anası ölmüş olmakla beraber çocuk diri olarak düşerse, o takdirde sebep olan kimse sorumlu tutulur. Çocuk öldüğü takdirde diyet gerekir. Ölmediği takdirde ta'zîr gerekir.

c) İmam  Şafiî'ye göre : İşlenen fiilden dolayı ana rahminden düşen çocuk, ister annesi ölmeden düşsün, ister öldükten sonra düş­sün farketmez, her iki halde de fail sorumlu tutulur ve gereken ce­za uygulanır. Bu durumda çocuğun diri veya ölü düşmesi de fark et­mez. Çünkü neticede cenin sözü edilen failin fiiliyle telef olmuş ka­bul edilir.

Yine müctehid imamların içtihadının ışığı altında deriz ki :

Düşük cenin, ister a\ınesi öldükten sonra düşsün, ister o hayat­ta iken düşsün, ister diri düşsün ister ölü düşsün, uzman hekimler onun işlenen fiil sebebiyle düştüğünü tesbit ederlerse, o takdirde ci­nayet sayılır ve ceza uygulanır. [10]

 

Çocuğun Düşmesini Sağlayan Fiilin Kasde Mukarin Bulunması :

 

Kadının rahmindeki çocuğun  düşmesine sebep olan failin fiilî kasıtli olabileceği gibi, hatâ ile de olabilir. Malikîlerden. bir kısmı, bu yüzden çocuk diri olarak düştükten sonra ölürse, kısas gerekir. Çün­kü işin içinde kasıt vardır ve çocuk diri olarak düşmüş, bir insan ol­duğu belirgin hale gelmiş ve sonra ölmüş..

Diğer üç imama göre, çocuğun kasden düşürülmesi pek sözko-nusu olmaz. Şöyle ki fiili işleyen fail çocuğun ölü ya da diri olduğu­nu bilmez, bu durumda tam kasıt sözkonusu olamaz. Nitekim Ee-sûlüllah C'A.S.y Efendim^, böyle' bir Sete dolayı düşen ceninm di­yetini failin baba tarafından yalanlarına tazmin ettirmiştir.. MâlÜd-ler buna dayanarak kasıt sözkonusudur, demişlerdir. Çünkfi kaadezi cinayetde diyet failin baba tarafından' yakınlarına ödetilir. [11]

 

Ana Rahmindeki Çocuğu Düşürmeye Sebep Olana Gereken Ceza :

 

Bu ceza işlenen fiilin türüne, amacına ve sonuçlarına göre de­ğerlendirilir. Genellikle şu beş kısımda toplanır :

1 — Ceninin ana rahminden ölü olarak düşmesi,

2 — Ceninin ana rahminden diri olarak    düştükten sonra öl­mesi,

3 — Ceninin ana rahminden diri olarak düşüp ölmesi veya baş-ka bir sebeple yaşaması,

4 — Ceninin ana rahminden düşmemesi, veya anasının ölümün­den sonra düşmesi,

5 — Anneye yapılan eziyetin doğurduğu neticeler..

 

BİRÎNCÎSÎ : Ceninin ana rahminden ölü olarak düşmesini ge­rektiren fiildir. Bu fiili işliyen caninin cezası, ceninin diyetidir. Bu diyet, kıymeti beş deve olan bir köle ya da cariyenin azâd edilmesi­dir.

Nitekim Ebû Hüreyre (KA.) anlatıyor: Hüzeyl kabilesinden iki kadın kavga etti. Birisi eline taş alıp diğerine atıp hem onu, hem rah­mindeki çocuğun ölümüne sebep oldu. Dava Resûlüllah'a getirildi. Efendimiz, ana rahmindeki ceninin ölmesine karşılık bir köle yada cariyenin azâd edilmesine ve öldürülen kadının diyetinin ise öldüre­nin baba tarafından yakınlarına ödetilmesine karar verildi.[12]

Azâd edecek köle bulunmadığında -ki bugün artık kölelik ve -riyelik kalkmıştır- onun yerine beş deve diyet ödetilir, tüm adamları-. nın bunda ittifakı vardır.

Düşürülen ceninin erkek ve kız olması, cezanın değişmesini ge­rektirir. Fakîhlerin tesbitine göre, kızın diyeti, erkeğin diyetinin ya­rısıdır.

Aynca ceninin diyeti kasden' cinayet halinde ağırlaşır hatâen. meydana gelmişse hafifler. Kasden. cinayet İşlenmişse, diyet cinayeti işliyenin baba tarafından yakınlarına-yükletilmez. Ama hatâ ile meydana gelmişse, yükletilir. [13]

 

Ceninin Düşürülmesinden Dolayı Gereken Diyet Kimlere Verilir?

 

Önce şunu belirtelim, ceninin düşmesine sebep olan, yani bu ci­nayeti işleyen kimse, diyete vâris olamaz, isterse ceninin anası olsun.

Hanefî, Şafii ve Hanbeli mezheplerine ^öre : Alınan diyet ceninin varislerine -feraiz usûlüne göre- taksim edilir. İmam Mâlik Hazret­lerine göre, alman diyet sadece çocuğun anasına verilir. İmam Leys'-in de mezhebi bu doğrultudadır.

Ceninin vurmaması veya herhangi bir fiilinden dolayı kadın ikiz veya üçüz çocuk düşürürse, herbiri için ayrı bir diyet gerekir.

 

İKİNCİSİ : Ceninin ana rahminden diri olarak düştükten sonra o fiil sebebiyle ölmesidir. Yukarıda belirtildiği gibi, kimine göre, kı­sas gerekir. Kimine göre ise, kâmil diyet gerekir. Kâmil diyetten nıak-sad, beş adet normal devedir. Deve bulunmadığı takdirde, onların kıymetidir. Kâmil olmayan diyet, vasatın altında beş adet devedir[14].

 

Anne Çocuğu Düşürdükten Sonra Ölürse :

 

İşlenen cinayet fiilinden dolayı Kadın çocuğunu düşürdükten sonra ölürse, çocuk için ayrı bir diyet, kadın için de hatâ ile öldürül-müşse, ayrı bir diyet gerekir. Kasden öldürülmüş ve belli bir alet kul­lanılmışsa, kısas gerekir.

 

ÜÇÜNCÜSÜ : Cenin diri olarak düşer ve yaşar, şeklidir.

Bu durumda caniye sadece tâ'zîr cezası gerekir. Bunu ise devle­tin yetkili organı ta'yin eder. Çocuk bir süre yaşadıktan sonra başka bir sebepten dolayı ölse bile, onun düşmesine sebep olan kişiye baş­kaca bir ceza verilmez.

 

DÖRDÜNCÜSÜ : Ceninin ana rahminden düşmesi veya anası­nın ölümünden sonra düşmesi, durumudur.

Caninin işlediği bir fiilden dolayı, kadın çocuğunu hayatta iken düşürmez de öldükten sonra düşürürse, çocuğun düşmesinin onun fiiliyle gerçekleştiği sabit olmadığı takdirde sadece ta'zîr cezasına çarptırılır. Ama yetkili uzmanlar veya bilir kişiler tarafından çocu­ğun düşmesine onun fiilinin neden olduğu belirtilirse, o takdirde di-yet gerekir.

 

BEŞİNCİSİ : Anneye yapılan eziyetin doğurduğu neticelerdir. Ca­ninin fiili anneye eziyet vermiş veya bir tarafının kesilmesini ya da kopmasını ya da ölmesini neticelendirmişse, o takdirde cinayetler konusunda fiilin ve doğurduğu neticesinin durumuna göre, ceza tes-bit edilir. [15]

 

Cenini Düşürmesi İçin Kadına Verilen İlâç :

 

Bir kimse, hamile olan kadına -çocuğunu düşürmesi için- bir ilâç verir, kadın bu ilâcı alıp çocuğunu ölü olarak düşürdükten son­ra kendisi de ölürse, burada kasde benzer bir öldürme olayı var, bir de cenini düşürme olayı... Cenin için bir diyet gerekir. Kadının kas­de benzer anlamda öldürülmesinden dolayı da ağır bir diyet gere­kir ki bu yüzyirmi deveyi bulur.

Ceninin düşmesine sebep olan kimseye diyetten başka bir de kef-faret gerekir. Bu, İmam Şafiî ile İmam Ahmed bin Hanbel'in görüş ve içtihadıdır. İmam Mâlik'e göre, bu konuda keffaret menduptur, vâcib değildir.

İmam Ebû Hanîfe'ye göre, cenin ölü düşerse, sadece diyet gere­kir. Diri düşerse o takdirde keffaret de gerekir.[16]

Keffaret, bilindiği gibi, bir köle azâd etmek, yoksa altmış fakiri doyurmak ya da giydirmek veya altmış gün oruç tutmaktır. Bunun­la beraber cenini düşüren caniye keffaret de gerekir mi, gerekmez mi. hususunda fukahanın farklı görüş ve tesbitleri vardır. Ama di­yet hususunda açıkladığımızın dışında farklı görüş ve ictihad yok­tur. Tabii, bununla dört mezhebin görüş ve içtihadını kasdediyoruz. [17]

 

Kürtajla İlgili Âyetlere Gelince :

 

Bilindiği gibi, kürtaj bir bakıma bir canı yoketmek demek olduğundan cinayet sayılmıştır. Kur'ân'da üç yerde genel mânada bundan bahsedilir. Genel mânadan kastımız, mutlak anlamda çocu­ğu öldürmektir. Bu, ana rahmindeki cenini düşürmek mânasına gel­diği gibi, doğan çocuğu öldürme mânasına da gelmektedir.

En'âm Sûresi :

«De ki: (Ey Allah'a karşı yalan uyduranlar!) Gelin de Allah'ın size neleri haram kıldığını okuyup (haber vereyim) Hiç bir şeyi O'na ortak koşmayın; ana-babanıza iyilikte bulunun. Yoksulluk en­dişesiyle çocuklarınızı Öldürmeyin; -sizin de onların da rızkınızı biz veririz- hayasızlığın açığına da gizlisine de yaklaşmayın; Allah'ın haram kıldığı canı -haksız yere- Öldürmeyin.»[18]

Kur'ân burada «öldürmeyin!.» tabirine esneklik katmış, çağın özelliklerine göre hüküm çıkarılmasını kolaylaştırmış. Yani usûl ilmine göre, âyet mücmel bırakılmıştır. Açıklaması hadîslerle, yok­sa ictihad yoUariyle yerine getirilir.

Burada şu üç husus âyetin kapsamına girer :

1 — Ana rahmindeki çocuğu kürtaj ve benzeri bir fiille düşür­mek veya almak,

2 — Doğan bir çocuğu bilerek öldürmek,

3 — Çocuğu eğitimsiz bırakıp onu ruhen öldürmek.

Birinci ve ikinci şekil, cinayet sayılır. Birincisinin cezasını ve harâm kılındığını yukarıda açıklamıştık. İkincisi ise bilerek öldürül­düğü takdirde tam bir cinayet sayılır ki kısas gerekir. Üçüncüsü ise, büyük günahlardan bidir.

Çocukların öldürülmeme si hakkındaki âyette iki ayrı anlatım biçimi yer almıştı: En'âm Sûresinde «Sizin de onların da rızkınızı biz veririz», buyuruluyorken, İsrâ Sûresinde, «Onları da, sizi de biz nzıklandırınzbuyurulmuştur. Kelime konumundaki değişiklik ve tekrar, değişik hükümler getirmiştir: Birinci şekilde küçük çocukla­rınızı -fakirlik korkusuyla- öldürmeyin; çünkü sizin ve sizinle birlik­te onların rızkını biz veririz, buyurarak küçük yavrular size verdi­ğimiz rızıkla rahatlıkla geçinebilirler. O nedenle endişeye mahal ol­madığı hatır!atılıyor. îkinci şekilde ise, baba ile ananın nzıklanmak-ta bir gün gelir de büyüyen çocuklarına tabi' olacakları, ihtiyaçların karşılıklı yardımla gerçekleşeceği belirtiliyor. Büyüyüp hayata atı­lan çocuklar iş sahibi olduklarında kendileri için hazırlıyacakları rı­zıkla pek ala fakir düşen ana-babalarını da geçindirebilirler. Bu faz­la bir masraf ve külfeti gerektirmez.

İsrâ Sûresi :

«Çocuklarınızı fakirlik endişesiyle öldürmeyin. Biz onları da si­zi de rızıklandmrız. Şüphesiz ki onları öldürmek büyük bir suçtur.[19]

Kur'ân bu âyetle de kürtajı yasaklıyor. Cenin ana rahminde oluştuktan sonra artık ona dokunulmaz. Annenin hayatı sözkonusu olup uzman müslüman tabibler tarafından herhalde çocuğun alın­ması gerektiği belirtilirse, o takdirde cevaz verilebilir.

Kadına ilâç vererek veya döverek veya rahime bir şey salarak, ya da korkutarak çocuğunun düşmesine yol açmak veya kürtajla al­mak cinayet kabul edilir. Bu, kadının kendi fiiliyle düşürülse yine hüküm değişmez.

«Kıyamet günü kız çocuğuna hangi suçtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman...»[20]

Bu âyetle, diri diri öldürülen kız çocuklarının hakkının kıyamet günü ortaya çıkarılacağı ve gereken kısaslanıa yapılarak ilâhî ada­letin tecelli edeceği açıklanıyor. Buradaki kısaslanıadan maksad, ci­nayeti işleyene -suçuna uygun cezanın verilmesidir. [21]

 

Kürtajla Îlgili Hadîsler :

 

İbn Mes'ud (R.A.) Peygamber (A.S.) Efendimize soruyor:

  Hangi günah daha büyüktür? Allah Resulü Cevap veriyor :

  Seni yarattığı halde Allah'a denk, ortak ve benzer koşman.

  Ondan sanra?

  Seninle beraber oturup    (hazırlanan yemekleri)    yer korku­suyla çocuğunu öldürmen...

  Ondan sanra?

  Komşunun karısiyle zina etmen...[22]

 



[1] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/73-74.

[2] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/74.

[3] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/74.

[4] Et-Teşri'u'l-Cinâi'yi'l-lslâmî : C. 2/293.

[5] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/74-75.

[6] Et-Teşriul-Cinâi : C. 2/295.

[7] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/75-76.

[8] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/76.

[9] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/76-77.

[10] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/77.

[11] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/77-78.

[12] El-Muğni : C. 9/535.

[13] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/78-79.

[14] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/79.

[15] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/79-80.

[16] Et-Teşriu'1-Cinâî : C. 2/300-302.

[17] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/80.

[18] En'âm Sûresi ; 151.

[19] İsrâ Sûresi: 31.

[20] Tekvir Sûresi . 8.

[21] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/80-83.

[22] Buharı - Müslim: tbn Mes'ud (R.A.)'den.

Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/83.