226 - NİKÂH[24]

 

1) Normal bir durumda (kadına karşı nefsinde aşırı bir arzu duymı-yanlar için) evlenmek müekked bir sünnettir ve insanlardan evlenmele­ri istenilir.

2) Şiddetli bir şehevî taşkınlık ve arzu halinde evlenmek farzdır.

3) Kadının haklarını yerine getirememekden korkulursa evlenmek mekruh olur.

227 - Nikâhın rüknü: a) îcab, b) Kabûl'dür. 

228 - Nikâh akdi, geçmiş zamana delâlet eden iki söz = (îcab ve kabul) ile veya biri geçmiş zaman, diğeri gelecek zaman sigası ile meyda­na gelir. "Beni zevç = (koca) veya zevce = (karı) lige al" ötekinin de "Seni koca ve karı olarak aldım" demesi gibi.

229 - Nikâh akdi: Nikâh; tezvîc, hibe, sadaka, temlik, satmak ve satın almak (F) sözleri ile de meydana gelir.

230 - Müslümanların nikâhı, ancak iki erkek şahit yahut bir erkek ile iki kadın şahit huzurunda kıyılır. Şahitlerin hür ve müslüman olma­ları şart, âdil olmaları (F) ise şart değildir. İki ağmanın şahitliği ile de

nikâh kıyılır.

Bir müslümanm bir zimmîye = (azınlık ehlinden gayri müslim bir kadın) ile, iki zimmîyi şahit tutarak evlenmesi caiz olur (M). Fakat erke­ğin nikâhı inkâr etmesi karşısında bu iki zimmînin şahitliği ile nikâh is-batlanamaz.

 

Birbirlerine Haram Olanlar:

 

231 -Bir erkeğe:

1) Annesi ve nineleri,

2) Kızı ve kendi evlâdından olan kızları,

3) Kız kardeşi, kız ve erkek kardeşlerinin kızları,

4) Babasının ve annesinin kız kardeşleri,

5) Zevce = karısının annesi ve eğer zifafa girmişse karısından olan üvey kızı,

6) Baba ve dedelerinin karıları,

7) Oğlunun ve nihayete doğru torunlarının kanlan haramdır. Bun­larla evlenemez.

232 - İki kız kardeşi birlikde nikâh altında bulundurmak veya biri­si ile cariyesi olarak yatıp, diğerini nikahlamak da haramdır.

233 - Sütten dolayı haram olanlar yukarda söylendiği şekilde ne­septen dolayı haram olanlar gibidir.

234  - Bir erkek tek bir nikâh akdi ile iki kız kardeşi birlikde nikâhlasa ikisinin de nikâhı fasit = (bozuk) olur. İki kız kardeşi iki ayrı nikâh akdi ile alsa da hangisi ile daha önce nikâhlandığı bilinmese, kız­ların o erkekden ayrılması sağlanır.

235 - Karısını boşayan bir erkek, iddeti bitinceye kadar ne onun kızkardeşi ile ve ne de dördüncü bir kadınla evlenemez.

236 - Bir kadın ile o kadının teyzesi veya halasını birlikde nikâh al­tında bulundurmak haramdır.

237 - Cariyenin, hür bir kadın üzerine veya beraber, yahut hür ka­dının boşandıkdan sonraki iddeti içerisinde (SM) nikâhla alınması caiz olmaz. Hür bir kadının veya bir cariyenin diğer bir cariye üzerine, bera­ber ve boşandıktan sonraki iddeti esnasında nikâhlanması ise caizdir.

238 Hür bir erkeğin, dört hür kadınla ve hür olan kadınla evlen­meğe kudreti varken hür olmıyan kadınla evlenmesi caizdir.

239 - Başkasının karısı ile veya boşanıp da henüz iddeti bitmemiş bir kadınla evlenmek caiz değildir.

240 -Başkasından hâmile olan bir kadınla (doğum yapmadan ön­ce) evlenmek caiz değildir. Ancak zinadan hâmile kalan bir kadınla nikahlanmak caizdir (SF). Fakat bu kadınla doğum yapmadan önce cinsî temasda bulunulamaz.

241 -Bir erkek, kendi cariyesi ile bir kadın da kendi kölesi ile evle­nemez.

242 - Mecûsî ve putperest kadınlarla evlenmek ve bunlar cariye ol­duklarında onlarla yatmak haramdır.

243 - Yahudi veya hıristiyan dinine mensup olan yahut yıldızlara tapan = (Sabiî) kadınlarla (SM) evlenmek caizdir[25]

244 - Zina sıhrî haramlığı gerektirir. Erkek veya kadından birinin diğerine şehvetle yapışması veya şehvetle tenasül uzvuna bakmış olma­sı da zinada olduğu gibidir[26]

245 - Bir erkek aynı nikâhla biri kendisine helâl, diğeri haram iki kadınla evlense kendisine helâl olan kadının nikâhı sahih olur.

246 - Hac esnasında ihramlı iken nikahlanmak caizdir.

247 - Nikâh-ı mut'a bâtıldır[27]

248 - Geçici bir müddet için (on günlüğüne, bir aylığına, bir kaç se­neliğine gibi zaman tayin ederek) evlenmek de bâtıldır;

 

Hür ve âkıl-bâliğ Olan Kadının Nikâhı:

 

249 - Nikâhda kadınların ifadeleri muteberdir. Bu cümleden ola­rak hür ve âkıl-bâliğ olan bir kadm (velisinin izni olmadan) kendisini nikâhlasa caiz olur.

250 Hür ve âkıl-bâliğ olan kadınların başkalarını velî veya vekil olarak evlendirmeleri ve kendilerini evlendirmek için bir vekîl tayin et­meleri de caiz olur.

251 -Kadım başkası nikâhlasa da kadın buna izin verse nikâhı ge­çerli olur (M).

252 - 1) Bir velî bulûğ çağma giren kızını evlenmeğe zorlıyamaz. Veli = (ana, baba veya kızın velayetini üzerinde bulunduran diğer kîm-se)nin nikâhdan Önce bulûğ çağma giren bakire kızma danışması, izin alması ve "falan adam seni istiyor, veya seninle evlenmek istiyor" diye­rek istiyen erkeğin kim olduğunu kıza söylemesi sünnettir. Bu durumda kız susarsa razı olmuş demektir. Gülmesi de izni olduğun gösterir. Veya ses çıkarcnaksızm ağlarsa bu da razı oluyor demektir.

2) Velî olmıyan bir kimse kızdan izin isterse kızm susması razı oldu­ğunu göstermez, kızm sözü lâzımdır.

3) Dul kadının izin vermesi de sözü ile olur. Ve istiyen erkeği tanıya­cak şekilde kendisine anlatmak gerekir.

253 - Bir kızm cerahattan, bir yerden atlamakdan, uzun müddet bekâr yaşamakdan yahut hayızdan dolayı kızlık zarı yırtılırsa yine hakîkî kız sayılır. Tek bir defa yaptığı zina ile kizlığı bozulan da böyledir (SM). Böyle kızlarla nikahlanan koca, nikâhın inkârı halinde "nikahlandığımızin haberi sana ulaştı, sen de susmuştun" der, kız da hayır bilâkis seninle evlenmeyi red etmiştim, derse söz kızın olur ve ken­disine yemin de verilmez (SM).

Küçüklerin Nikâhı ve Bulûğa Ermeleri ile Kazandıkları Muhayyerlik Hakları:

254 Bir velinin bulûğa ermemiş olan kız ve erkek çocuğunu ve mecnun olan kız çocuğunu nikahlaması caizdir[28]. Eğer bunları nikâhlıyan veli; baba veya babanın babası = (dede) ise bulûğa erdikle­rinde nikâhdan dönme muhayyerlikleri yoktur. Eğer veli bu ikisinden başkası ise bulûğa erdikleri zaman nikâhı devam ettirip ettirmemek de muhayyerdirler (S).

255 - Karı-kocadan hiç birinin;

a) Erkeğin tenasül uzvunun kesik olması,

b) Cinsî münasebette bulunmakdan acizlik,

c) Buruk olma hâli müstesna herhangi bir ayıptan dolayı araların­daki nikâhı kaldırmaya haklan yoktur.

256 - Veli Olmak Hakkında Sırası ile Şu Kimseler

Sahibdirler:

1) Miras ve hacbdeki tertiplerine göre asabeden olanlar,

2) Azad edilmiş olan kölelerin efendileri,

3) Ana ve yakınları ki bunların da evlendirmek hakları vardır.

4) Velâ-i müvâlât = (Nesebi belli olmıyan veya müslüman olarak İslâm yurduna katılan birisinin kendi isteği ile bir müslümanm velayeti altına girmesinden doğan velilik).

5) Hâkimler (SM).

257 - Köleler, çocuklar ve mecnunlar velî olamazlar, Müslüman ol­mıyan erkek de (aralarında yakınlık olsa bile) müslüman bir kadına velî olamaz.

258 - Mecnun = (deli) bir kadının nikâhlanması hususunda oğlu, velî olarak, kadının babasından daha önde gelir (M).

259 - Yakın velî yolculuğu uzun süren bir yerde bulunur ve kıza denk olan istekli de onun gelmesini beklemezse uzak olan veli kızı evlen­dirir (Z).

260.- Dereceleri eşit iki veli kızı ayrı ayrı nikâhlasalar, önce nikâhlıyamnki muteber olur. Her ikisi de aynı anda nikâhlamışlarsa her ikisinin nikahlaması da geçersiz olur.

261 -Baba ve dede oğullanna aldıkları kıza emsallerinkinden da­ha çok mehir verseler, yahut kızlarını denk olmıyan birisine ve noksan bir mehirle verseler, caiz olur. Baba ve dededen başka velilerin ise böyle hakları yoktur.

262 - Bir kimse her iki tarafdar\ = (oğlan ve kız tarafından);

a) Velî yahut vekîl olabilir,

b) Bir tarafdan velî diğer tarafdan vekîl olabilir,

c) Bir tarafdan asîl diğer tarafdan vekîl olabilir,

d) Bir tarafdan veli diğer tarafdan da asîl olabilir.

Fuzûlînin Nikâhı[29]

263 - Bir tarafdan fuzûlî olan bir kimsenin yaptığı nikâh satışda ol­duğu gibi (asîl, velî veya vekilin iznine) bağlı olarak kıyılmış olur.

Fakat bir kimse, kadın ve erkek her iki tarafdan da fuzûlî olursa (S) veya bir tarafdan fuzûlî diğer tarafdan asîl bulunursa bu nikâh akdi bâtıl olur.

Evlenmede Denklik = Kefâet

264 - Nikâhda (erkeğin kadına) denk olması aranır. Bu denklik şu beş yerde aranmaktadır:

1) Soyda denk olmak[30]

2) Din ve takva = (fazilet ve ahlâk sahibi olmak)da denk olmak[31]

3) Sanatta denk olmak[32]

4) Huriye tte. denk olmak[33],

5) Malca denk olmak[34]

265 - Sadece babası müslüman veya sadece babası hür olan bir müslüman erkek, hem babası ve hem de dedesi müslüman olan bir müs­lüman kadına denk olmaz. Fakat kendisi ile beraber babası ve dedesi (S) müslüman olan bir erkek, bütün sülâlesi müslüman olan kadına denk = (küfüv) olur.

266 - Bir kadın, dengi olmıyan birisi ile evlenirse velîsinin onu (hâkime müracaatla) kocasından ayırmaya hakkı vardır.

267 - Eğer kadının velîsi mehrini almışsa veya mehir parası ile çe­yiz hazırîamışsa yahut kızı için nafaka isteğinde bulunmuşsa bu evliliğe razı olmuş demektir.

268 - Velinin susması razı olduğunu göstermez (veli uzun müddet susup itiraz etmese çocuk dünyaya gelmediği müddetçe evlileri ayırma hakkı düşmez. Çocuk doğunca artık bu hakkı kalmaz).

269 -Velilerden biri evliliğe razı olursa aynı 'derecede veya daha aşağı derecedeki velinin itiraza hakla kalmaz (S). Daha yakın velinin ise buna itiraz hakkı vardır.

270 - Bir kız emsallerinin mehrinden daha az bir mehirle evlenir­se; velilerinin onu (hâkim kararı ile) eşinden ayırmaya hakları vardır.. Yahutda noksan mehri tamamlattırırlar.

Mehir*

271 -Mehrin en az miktarı on dirhem = (28,05 gr.) gümüş veya on dirhem kıymetinde bir maldır[35]. Mehir ancak mal sayılan şeylerden ve­rilir. Mehir on dirhemden az olarak kararlaştırılmışsa kadın yine on dir­hem alır (Z).

272 -Mehir tayin edilince zifafa girmekle veya karı-kocadan biri­nin ölümü halinde onu tanı olarak ödemek kocanın borcu olur.

273 -Erkek karısını birleşme olmadan Önce boşarsa kararlaştırı­lan mehrin yarısını ödemesi gerekir.

274 - Nikâh esnasında mehrin miktarı tayin edümemişse yahut er­kek kadına mehir vermemeyi şart koşmuşsa zifafa girme veya ölüm olunca kadın emsallerine göre tam mehrini alır.

275 - Zifafa girmeden önce boşanan kadına mut'a[36] vermek kocaya vâcib olur. Mut'a, zifafdan önce boşamakdan dolayı vaciptir. Bunun ha­ricinde her boşanan kadına mut'a vermek müstehaptır.

276 -Mut'a, bir gömlek, bir baş Örtüsü ve bir entariden ibarettir. Bunda erkeğin hali dikkate alınır. Mut'a kadının emsallerine göre tayin edilen nıehrinin yarısından fazla olamaz.

277 - Bir erkek mehirde bir artırım yaparsa bu fazlalığı vermesi üzerine borç olur. Fakat kadın ile birleşmeden önce boşanma olursa bu fazlalığı vermek gerekmez (S).

278 - Kadın, mehrinde bir indirim yaparsa bu indirim sahih olur.

279 - Sahih bir nikâhdan sonraki halvet-i sahiha = (eşlerin yalnız başlarına bir arada bulunmaları) aynen zifafa girmek gibidir[37] Cinsî güçten kesilmiş, buruk ve tenasül uzvu kesik olanların (SM) halveti de aynı hükmü gerektirir.

280 - Sahih bir halvet, tabiat ve din yönünden cinsî birleşmeğe en­gel buîunmıyan bir yerde meydana gelir. Kadın veya erkek yönünden cinsî temasa mâni hastalık tabiat yönünden bir engeldir. Çıban ve tıka­nıklık da tabiî bir engeldir. Aybaşı hali (dinî ve ondan tiksinildiği zaman da tabiat yönünden bir) engeldir. Farz namaz içinde bulunmak, hacda ihrama girmiş olmak, ramazanda oruçlu bulunmak din yönünden sahih halvete engel teşkil eder.

281 -Fasit bir nikâhda ancak kadına emsallerine göre takdir edi­len bir mehir vermek gerekir. Bu mehirde gerçekden bir birleşme = (zi­faf) olmuşsa verilir. (Birleşme olmamışsa vermek gerekmez). Bu mehir hiçbir zaman nikâhda tayin edilmiş olan mehirden fazla olamaz.

282 -Fasit bir nikâhdan sonra doğan çocuğun nesebi babasından sabit olur.

Mehir Olmaya Elverişli Olan ve Olmayan Şeyler:

283 - Şarap veya domuz yahut birküp sirke (SM) mehir olmak üze­re nikâh kıyılsa da sonra sirke şarap çıksa veyahut da bir kölenin bir se­nelik hizmeti mehir olarak konulsa da (S) sonra kölenin hür olduğu an­laşılsa, yahut Kur'an-ı Kerîm'i öğretmek mehir tayin edilmiş olsa yapı­lan nikâh caiz olur (M). Kadın ise emsallerine göre tayin edilen mehre = (mehr-i misle) hak kazanır.

284 - Bir köle efendisinin izni ile bir senelik hizmeti karşılığında evlenince bu nikâh caiz olur ve bir senelik hizmeti kadının olur.

285 - Bir erkek başka bir kadın ile evlenmemek üzere bin lira karşı­lığında bir kadınla nikâhlansa bu şarta sadakat gösterildiğinde kadın bin Ura mehir alır. Eğer şarta uyulmaz da erkek başka bir kadınla da ev­lenirse kadın emsallerine göre takdir edilen mehrini alır.

286 - Bir erkek, "kadının bulunduğu yerde ikamet ederse bin lira, başka yere götürürse iki bin lira üzerinden mehir vereceğini" söylerse ikameti halinde kadın bin lira alır. Başka yere götürürse emsallerine gö­re mehir alır (SMZ).

287 -Bu veya şu köle mehir olmak üzere" diyerek kadının nikâhı kıyılsa. kadın kölelerden emsal mehrine en benzer olanını alır (SM). Eğer emsal mehir her iki kölenin kıymetleri ortasında takdir edilmişse, doğrudan doğruya emsal mehrini alır (SM).

288 - Mehir olarak hayvan verilecek olsa ve at olduğu söylenerek nev'î de kararlaştmlsa caiz olur. Eğer bu atın ne vasıfda olduğu bildiril­mezse orta olanı verilir. Erkek isterse kadına hayvanın kendisini verir isterse de kıymetini verir. Elbise de aynen hayvan gibidir. Şu kadar var-ki elbisenin vasfı belirtilmişse teslimi gerekir. Erkeğin zimmetinde borç olmak üzere kararlaştırılan her şey de böyledir.

289 - Kadının emsal mehri babası tarafından akraba olan kadınla­ra göre takdir edilir. İçlerinde onun haline benzer bir kadın bulunmaz­sa, o zaman yabancı kadınlara göre takdir yapılır.

290 - Kadının emsal mehri takdir edilirken, yaşda, güzellikde, bâkirelikde, malda aynı belde ve devirde onun dengi olan bir kadına göre bu takdir yapılır. Bütün bu özelliklerin hepsi bulunmazsa bulunanlar

dikkate alınır.                                          

291 -Kadın, (Peşin verilmesi gereken) mehrını alıncaya kadar ken­disini kocasından sakındırmak ve kendisi üe yolculuğa çıkmak isteğini reddetmek hakkına sahiptir. Eğer kocası mehrini verirse alıp istediği yere götürür. Bir görüşe göre de onu (üç günlük, yâni 90 km den daha fazla) bir yolculuğa (istemediği zaman) zorlıyamaz, ki fetva da buna gö­re verilmiştir.

 

KÖLE VE CARİYELERİN EVLENMESİ

 

292 -Ümm-ü-veled = (Efendisinden'çocuk yapan cariye), müdeb-ber = (Efendinin hürriyetini kendi ölümüne bağladığı köle), cariye ve kö­le ancak efendilerinin izni ile evlenebilirler. Efendileri ise bunları iste­seler de istemeseler de evlenmeğe mecbur etmek hakkına sahiptir.

293 - Bir köle efendisinin izni ile evlendiğinde mehri kendisi borç­lanır ve bunun için de satılır. Müdebber köle ise mehrini vermek için ka­zanç sahasına atılır.

294 - Bir cariye veya bir mükâtebe = (hürriyeti karşılığında efendi­sine muayen bir mal borçlanan cariye) azad edildikleri zaman eğer bun­lar hür bir erkekle veya bir köle ile evli bulunuyorlarsa evliliklerini de­vam ettirip ettirmemekde muhayyerdirler.

295 - Bir kimse cariyesini evlendirdiği zaman onu tamamen koca­sının evine teslim etmiyebilir. Cariye efendisine hizmet eder ve kocası­na da "imkân bulduğun zaman onunla temasda bulunursun" denilir.

296 - Bir köle efendisinin izni olmadan evlenir de efendisi ona "aile­ni boşa" derse bu izin sayılmaz. Fakat kölesine "ric'î talâkla boşa" derse bu bir icazet sayılır.

297 - Azil[38] yapılmasına izin vermek, cariyenin efendi=(mevlâ)sine ait bir haktır (sm).

298 - Köle veya cariye efendilerinin izinleri olmadan evlenir ve son­ra da azad edilirlerse nikâh geçerli olup cariyenin, nikâhını fesh ettir­meğe |ıakkı kalmaz.

Zimmîlerin = Müslümanların İdaresi Altında Yaşıyan Gayri Müslimlerin Nikâhı:

299 - Müslüman olmıyan bir erkek = (zimmî), müslüman ohnıyan bir kadını = (zimmîye), mehirsiz veya kendi kendine ölen bir hayvan mehr olmak üzere kendisine nikahlarsa bu onların dinlerine göre uygun ise caiz olur ve kadına mehir vermesi de gerekmez (SM).

300 - Eğer zimmî o kadınla şahitsiz evlenmişse yahut diğer bir gay­ri müslimin boşamasından sonraki iddet (SM) içerisinde bu evlenme ol­muşsa dinleri buna müsaade ettiği takdirde caiz olur. Sonradan her iki­si de müslüman olsalar, evvelki nikâhları üzere bırakılırlar.

301 -Zimmî ile zimmiye şarap veya domuz mehir olmak üzere ev-lenseler sonra her ikisi veya biri müslüman olsa şarap veya domuz mu­ayyen olduklarında kadın bunları alır (SM). Aksi halde .şarabın kıymeti­ni alır. Domuz mehir olunca da emsal mehrini alır.

302 -Mecûsî = (ateşetapan) müslüman olduğu zaman daha önce­den, kendisine mahrem olanlardan (annesi, kızı, halası v.s.) birisi ile ev­li bulunuyorsa araları ayrılır.

303 - îslâm dininden dönen erkek ve kadınların evlenmeleri caiz olmaz.

304 - Çocuk din bakımından, ana ve babasından dini en hayırlı ola­nına tabi olur. Kitabî = (Yahudi veya hıristiyan dinine mensub) olan din yönünden mecûsîden daha üstündür!

305 - Gayri muslini bir erkeğin karısı müslüman olunca kendisine de müslüman olması teklif edilir. Müslümanlığı kabul ederse ailesi ola­rak kalır. Aksi halde birbirlerinden ayrrd edilirler ve bu ayrılık boşanma yerine geçer (S).

306 - Mecûsî bir kadının kocası müslüman olduğu zaman kadın da müslüman olursa dokunulmaz. Aksı halde talâk olmadan araları ayırd edilir.

307-Dâr-i harp = (küfür diyarı) te eşlerden biri müslüman olmuşsa iki meselede; diğer eş müslüman olmadan önce geçen üç hayız müddeti­ne bağlı olarak ayrılık meydana gelir:

a) Eşlerden biri kendi ülkesinden çıkıp bize müslüman olarak gelir­se aralarında ayrılık meydana gelmiş olur,

b) Eşlerden biri esir alınırsa yine araları ayrılmış olur. Fakat her ikisi beraber esir alınırsa aralarında ayrılık vuku bulmaz.

308 - Bir kadın kendi ülkesinden çıkıp muhacir olarak müslüman-lara katılırsa üzerinden iddet müddetinin geçmesini beklemez (SM).

309  -Eşlerden biri müslümanlıkdan çıkarsa aralarında ayrılık meydana gelir ve bu ayrılık boşanma = (talâk) sayılmaz. Eğer dinden dö­nen kadın ise ve zifafa da girmişse mehrini alır. Zifafa girmeden önce dinden dönmüşse, ne mehir ve ne de nafaka hiçbirini almaya hak kaza­namaz,                                 .               .

Dinden dönen eş erkek olunca zifafa girmişse mehrin tamamını verir. Zifafa girmeden önce ise mehrin yarısını verir.

310 -Karı-koca her ikisi beraber Islâmdan çıkıp tekrar beraber Islama girseler nikâhları olduğu gibi devam eder.

Muhayyerliği Gerektirip ve Gerektirmiyen Ayıplar:

311 -Tenasül uzvunun kesik olması, cinsî temasa iktidarı bulun­mamak ve buruk olma hâli dışında diğer kusurlardan dolayı eşlerin nikâhdan dönme muhayyerlikleri yoktur.

Kadınlar Arasında Adaleti Gözetmek:

312 -Bir erkeğin karıları arasında eşit bir şekilde gecelemesi üzeri­ne düşen bir borçtur. Bakire, dul, yeni, eski, müslim ve kitabî olarak al­dığı kadınların hepsi eşit haklara sahiptirler. Hür kadının cariyeden bir kat daha fazla hakkı vardır.

313 -Kadınlardan birinin kendi nöbetini diğerine bağışlaması ca­izdir. Bundan dönme hakla da vardır.

314 -Erkek ailelerinden dilediği ile yolculuğa çıkar. Fakat kur'a çekmesi daha iyidir.