1) Normal
bir durumda (kadına karşı nefsinde aşırı bir arzu duymı-yanlar için) evlenmek
müekked bir sünnettir ve insanlardan evlenmeleri istenilir.
2) Şiddetli
bir şehevî taşkınlık ve arzu halinde evlenmek farzdır.
3) Kadının
haklarını yerine getirememekden korkulursa evlenmek mekruh olur.
227 -
Nikâhın rüknü: a) îcab, b) Kabûl'dür.
228 - Nikâh
akdi, geçmiş zamana delâlet eden iki söz = (îcab ve kabul) ile veya biri geçmiş
zaman, diğeri gelecek zaman sigası ile meydana gelir. "Beni zevç = (koca)
veya zevce = (karı) lige al" ötekinin de "Seni koca ve karı olarak
aldım" demesi gibi.
229 - Nikâh
akdi: Nikâh; tezvîc, hibe, sadaka, temlik, satmak ve satın almak (F) sözleri
ile de meydana gelir.
230 -
Müslümanların nikâhı, ancak iki erkek şahit yahut bir erkek ile iki kadın şahit
huzurunda kıyılır. Şahitlerin hür ve müslüman olmaları şart, âdil olmaları (F)
ise şart değildir. İki ağmanın şahitliği ile de
nikâh kıyılır.
Bir müslümanm bir
zimmîye = (azınlık ehlinden gayri müslim bir kadın) ile, iki zimmîyi şahit
tutarak evlenmesi caiz olur (M). Fakat erkeğin nikâhı inkâr etmesi karşısında
bu iki zimmînin şahitliği ile nikâh is-batlanamaz.
231 -Bir
erkeğe:
1) Annesi ve
nineleri,
2) Kızı ve
kendi evlâdından olan kızları,
3) Kız
kardeşi, kız ve erkek kardeşlerinin kızları,
4) Babasının
ve annesinin kız kardeşleri,
5) Zevce =
karısının annesi ve eğer zifafa girmişse karısından olan üvey kızı,
6) Baba ve
dedelerinin karıları,
7) Oğlunun
ve nihayete doğru torunlarının kanlan haramdır. Bunlarla evlenemez.
232 - İki
kız kardeşi birlikde nikâh altında bulundurmak veya birisi ile cariyesi olarak
yatıp, diğerini nikahlamak da haramdır.
233 - Sütten
dolayı haram olanlar yukarda söylendiği şekilde nesepten dolayı haram olanlar
gibidir.
234 - Bir erkek tek bir nikâh akdi ile iki kız kardeşi
birlikde nikâhlasa ikisinin de nikâhı fasit = (bozuk) olur. İki kız kardeşi iki
ayrı nikâh akdi ile alsa da hangisi ile daha önce nikâhlandığı bilinmese, kızların
o erkekden ayrılması sağlanır.
235 -
Karısını boşayan bir erkek, iddeti bitinceye kadar ne onun kızkardeşi ile ve ne
de dördüncü bir kadınla evlenemez.
236 - Bir
kadın ile o kadının teyzesi veya halasını birlikde nikâh altında bulundurmak
haramdır.
237 -
Cariyenin, hür bir kadın üzerine veya beraber, yahut hür kadının boşandıkdan
sonraki iddeti içerisinde (SM) nikâhla alınması caiz olmaz. Hür bir kadının
veya bir cariyenin diğer bir cariye üzerine, beraber ve boşandıktan sonraki
iddeti esnasında nikâhlanması ise caizdir.
238 Hür bir
erkeğin, dört hür kadınla ve hür olan kadınla evlenmeğe kudreti varken hür
olmıyan kadınla evlenmesi caizdir.
239 -
Başkasının karısı ile veya boşanıp da henüz iddeti bitmemiş bir kadınla
evlenmek caiz değildir.
240 -Başkasından
hâmile olan bir kadınla (doğum yapmadan önce) evlenmek caiz değildir. Ancak
zinadan hâmile kalan bir kadınla nikahlanmak caizdir (SF). Fakat bu kadınla
doğum yapmadan önce cinsî temasda bulunulamaz.
241 -Bir
erkek, kendi cariyesi ile bir kadın da kendi kölesi ile evlenemez.
242 - Mecûsî
ve putperest kadınlarla evlenmek ve bunlar cariye olduklarında onlarla yatmak
haramdır.
243 - Yahudi
veya hıristiyan dinine mensup olan yahut yıldızlara tapan = (Sabiî) kadınlarla
(SM) evlenmek caizdir[25]
244 - Zina
sıhrî haramlığı gerektirir. Erkek veya kadından birinin diğerine şehvetle
yapışması veya şehvetle tenasül uzvuna bakmış olması da zinada olduğu gibidir[26]
245 - Bir
erkek aynı nikâhla biri kendisine helâl, diğeri haram iki kadınla evlense
kendisine helâl olan kadının nikâhı sahih olur.
246 - Hac
esnasında ihramlı iken nikahlanmak caizdir.
247 -
Nikâh-ı mut'a bâtıldır[27]
248 - Geçici
bir müddet için (on günlüğüne, bir aylığına, bir kaç seneliğine gibi zaman
tayin ederek) evlenmek de bâtıldır;
249 - Nikâhda
kadınların ifadeleri muteberdir. Bu cümleden olarak hür ve âkıl-bâliğ olan bir
kadm (velisinin izni olmadan) kendisini nikâhlasa caiz olur.
250 Hür ve
âkıl-bâliğ olan kadınların başkalarını velî veya vekil olarak evlendirmeleri ve
kendilerini evlendirmek için bir vekîl tayin etmeleri de caiz olur.
251 -Kadım
başkası nikâhlasa da kadın buna izin verse nikâhı geçerli olur (M).
252 - 1) Bir
velî bulûğ çağma giren kızını evlenmeğe zorlıyamaz. Veli = (ana, baba veya
kızın velayetini üzerinde bulunduran diğer kîm-se)nin nikâhdan Önce bulûğ çağma
giren bakire kızma danışması, izin alması ve "falan adam seni istiyor,
veya seninle evlenmek istiyor" diyerek istiyen erkeğin kim olduğunu kıza
söylemesi sünnettir. Bu durumda kız susarsa razı olmuş demektir. Gülmesi de
izni olduğun gösterir. Veya ses çıkarcnaksızm ağlarsa bu da razı oluyor
demektir.
2) Velî
olmıyan bir kimse kızdan izin isterse kızm susması razı olduğunu göstermez,
kızm sözü lâzımdır.
3) Dul
kadının izin vermesi de sözü ile olur. Ve istiyen erkeği tanıyacak şekilde
kendisine anlatmak gerekir.
253 - Bir
kızm cerahattan, bir yerden atlamakdan, uzun müddet bekâr yaşamakdan yahut
hayızdan dolayı kızlık zarı yırtılırsa yine hakîkî kız sayılır. Tek bir defa
yaptığı zina ile kizlığı bozulan da böyledir (SM). Böyle kızlarla nikahlanan
koca, nikâhın inkârı halinde "nikahlandığımızin haberi sana ulaştı, sen de
susmuştun" der, kız da hayır bilâkis seninle evlenmeyi red etmiştim, derse
söz kızın olur ve kendisine yemin de verilmez (SM).
Küçüklerin Nikâhı ve
Bulûğa Ermeleri ile Kazandıkları Muhayyerlik Hakları:
254 Bir
velinin bulûğa ermemiş olan kız ve erkek çocuğunu ve mecnun olan kız çocuğunu
nikahlaması caizdir[28].
Eğer bunları nikâhlıyan veli; baba veya babanın babası = (dede) ise bulûğa
erdiklerinde nikâhdan dönme muhayyerlikleri yoktur. Eğer veli bu ikisinden
başkası ise bulûğa erdikleri zaman nikâhı devam ettirip ettirmemek de
muhayyerdirler (S).
255 -
Karı-kocadan hiç birinin;
a) Erkeğin
tenasül uzvunun kesik olması,
b) Cinsî
münasebette bulunmakdan acizlik,
c) Buruk
olma hâli müstesna herhangi bir ayıptan dolayı aralarındaki nikâhı kaldırmaya
haklan yoktur.
256 - Veli
Olmak Hakkında Sırası ile Şu Kimseler
Sahibdirler:
1) Miras ve
hacbdeki tertiplerine göre asabeden olanlar,
2) Azad
edilmiş olan kölelerin efendileri,
3) Ana ve
yakınları ki bunların da evlendirmek hakları vardır.
4) Velâ-i
müvâlât = (Nesebi belli olmıyan veya müslüman olarak İslâm yurduna katılan
birisinin kendi isteği ile bir müslümanm velayeti altına girmesinden doğan
velilik).
5) Hâkimler
(SM).
257 -
Köleler, çocuklar ve mecnunlar velî olamazlar, Müslüman olmıyan erkek de
(aralarında yakınlık olsa bile) müslüman bir kadına velî olamaz.
258 - Mecnun
= (deli) bir kadının nikâhlanması hususunda oğlu, velî olarak, kadının
babasından daha önde gelir (M).
259 - Yakın
velî yolculuğu uzun süren bir yerde bulunur ve kıza denk olan istekli de onun
gelmesini beklemezse uzak olan veli kızı evlendirir (Z).
260.-
Dereceleri eşit iki veli kızı ayrı ayrı nikâhlasalar, önce nikâhlıyamnki
muteber olur. Her ikisi de aynı anda nikâhlamışlarsa her ikisinin nikahlaması
da geçersiz olur.
261 -Baba ve
dede oğullanna aldıkları kıza emsallerinkinden daha çok mehir verseler, yahut
kızlarını denk olmıyan birisine ve noksan bir mehirle verseler, caiz olur. Baba
ve dededen başka velilerin ise böyle hakları yoktur.
262 - Bir
kimse her iki tarafdar\ = (oğlan ve kız tarafından);
a) Velî
yahut vekîl olabilir,
b) Bir
tarafdan velî diğer tarafdan vekîl olabilir,
c) Bir
tarafdan asîl diğer tarafdan vekîl olabilir,
d) Bir
tarafdan veli diğer tarafdan da asîl olabilir.
Fuzûlînin Nikâhı[29]
263 - Bir
tarafdan fuzûlî olan bir kimsenin yaptığı nikâh satışda olduğu gibi (asîl,
velî veya vekilin iznine) bağlı olarak kıyılmış olur.
Fakat bir kimse, kadın
ve erkek her iki tarafdan da fuzûlî olursa (S) veya bir tarafdan fuzûlî diğer
tarafdan asîl bulunursa bu nikâh akdi bâtıl olur.
Evlenmede Denklik =
Kefâet
264 -
Nikâhda (erkeğin kadına) denk olması aranır. Bu denklik şu beş yerde
aranmaktadır:
1) Soyda
denk olmak[30]
2) Din ve
takva = (fazilet ve ahlâk sahibi olmak)da denk olmak[31]
3) Sanatta
denk olmak[32]
4) Huriye
tte. denk olmak[33],
5) Malca
denk olmak[34]
265 - Sadece
babası müslüman veya sadece babası hür olan bir müslüman erkek, hem babası ve
hem de dedesi müslüman olan bir müslüman kadına denk olmaz. Fakat kendisi ile
beraber babası ve dedesi (S) müslüman olan bir erkek, bütün sülâlesi müslüman
olan kadına denk = (küfüv) olur.
266 - Bir
kadın, dengi olmıyan birisi ile evlenirse velîsinin onu (hâkime müracaatla)
kocasından ayırmaya hakkı vardır.
267 - Eğer
kadının velîsi mehrini almışsa veya mehir parası ile çeyiz hazırîamışsa yahut
kızı için nafaka isteğinde bulunmuşsa bu evliliğe razı olmuş demektir.
268 -
Velinin susması razı olduğunu göstermez (veli uzun müddet susup itiraz etmese
çocuk dünyaya gelmediği müddetçe evlileri ayırma hakkı düşmez. Çocuk doğunca
artık bu hakkı kalmaz).
269 -Velilerden
biri evliliğe razı olursa aynı 'derecede veya daha aşağı derecedeki velinin
itiraza hakla kalmaz (S). Daha yakın velinin ise buna itiraz hakkı vardır.
270 - Bir
kız emsallerinin mehrinden daha az bir mehirle evlenirse; velilerinin onu
(hâkim kararı ile) eşinden ayırmaya hakları vardır.. Yahutda noksan mehri
tamamlattırırlar.
Mehir*
271 -Mehrin
en az miktarı on dirhem = (28,05 gr.) gümüş veya on dirhem kıymetinde bir
maldır[35].
Mehir ancak mal sayılan şeylerden verilir. Mehir on dirhemden az olarak
kararlaştırılmışsa kadın yine on dirhem alır (Z).
272 -Mehir
tayin edilince zifafa girmekle veya karı-kocadan birinin ölümü halinde onu
tanı olarak ödemek kocanın borcu olur.
273 -Erkek
karısını birleşme olmadan Önce boşarsa kararlaştırılan mehrin yarısını ödemesi
gerekir.
274 - Nikâh
esnasında mehrin miktarı tayin edümemişse yahut erkek kadına mehir vermemeyi
şart koşmuşsa zifafa girme veya ölüm olunca kadın emsallerine göre tam mehrini
alır.
275 - Zifafa
girmeden önce boşanan kadına mut'a[36]
vermek kocaya vâcib olur. Mut'a, zifafdan önce boşamakdan dolayı vaciptir.
Bunun haricinde her boşanan kadına mut'a vermek müstehaptır.
276 -Mut'a,
bir gömlek, bir baş Örtüsü ve bir entariden ibarettir. Bunda erkeğin hali
dikkate alınır. Mut'a kadının emsallerine göre tayin edilen nıehrinin
yarısından fazla olamaz.
277 - Bir
erkek mehirde bir artırım yaparsa bu fazlalığı vermesi üzerine borç olur. Fakat
kadın ile birleşmeden önce boşanma olursa bu fazlalığı vermek gerekmez (S).
278 - Kadın,
mehrinde bir indirim yaparsa bu indirim sahih olur.
279 - Sahih
bir nikâhdan sonraki halvet-i sahiha = (eşlerin yalnız başlarına bir arada
bulunmaları) aynen zifafa girmek gibidir[37]
Cinsî güçten kesilmiş, buruk ve tenasül uzvu kesik olanların (SM) halveti de
aynı hükmü gerektirir.
280 - Sahih
bir halvet, tabiat ve din yönünden cinsî birleşmeğe engel buîunmıyan bir yerde
meydana gelir. Kadın veya erkek yönünden cinsî temasa mâni hastalık tabiat
yönünden bir engeldir. Çıban ve tıkanıklık da tabiî bir engeldir. Aybaşı hali
(dinî ve ondan tiksinildiği zaman da tabiat yönünden bir) engeldir. Farz namaz
içinde bulunmak, hacda ihrama girmiş olmak, ramazanda oruçlu bulunmak din
yönünden sahih halvete engel teşkil eder.
281 -Fasit
bir nikâhda ancak kadına emsallerine göre takdir edilen bir mehir vermek
gerekir. Bu mehirde gerçekden bir birleşme = (zifaf) olmuşsa verilir.
(Birleşme olmamışsa vermek gerekmez). Bu mehir hiçbir zaman nikâhda tayin
edilmiş olan mehirden fazla olamaz.
282 -Fasit
bir nikâhdan sonra doğan çocuğun nesebi babasından sabit olur.
Mehir Olmaya Elverişli
Olan ve Olmayan Şeyler:
283 - Şarap
veya domuz yahut birküp sirke (SM) mehir olmak üzere nikâh kıyılsa da sonra
sirke şarap çıksa veyahut da bir kölenin bir senelik hizmeti mehir olarak
konulsa da (S) sonra kölenin hür olduğu anlaşılsa, yahut Kur'an-ı Kerîm'i
öğretmek mehir tayin edilmiş olsa yapılan nikâh caiz olur (M). Kadın ise
emsallerine göre tayin edilen mehre = (mehr-i misle) hak kazanır.
284 - Bir
köle efendisinin izni ile bir senelik hizmeti karşılığında evlenince bu nikâh
caiz olur ve bir senelik hizmeti kadının olur.
285 - Bir
erkek başka bir kadın ile evlenmemek üzere bin lira karşılığında bir kadınla
nikâhlansa bu şarta sadakat gösterildiğinde kadın bin Ura mehir alır. Eğer
şarta uyulmaz da erkek başka bir kadınla da evlenirse kadın emsallerine göre
takdir edilen mehrini alır.
286 - Bir
erkek, "kadının bulunduğu yerde ikamet ederse bin lira, başka yere
götürürse iki bin lira üzerinden mehir vereceğini" söylerse ikameti
halinde kadın bin lira alır. Başka yere götürürse emsallerine göre mehir alır
(SMZ).
287 -Bu veya
şu köle mehir olmak üzere" diyerek kadının nikâhı kıyılsa. kadın
kölelerden emsal mehrine en benzer olanını alır (SM). Eğer emsal mehir her iki
kölenin kıymetleri ortasında takdir edilmişse, doğrudan doğruya emsal mehrini
alır (SM).
288 - Mehir
olarak hayvan verilecek olsa ve at olduğu söylenerek nev'î de kararlaştmlsa
caiz olur. Eğer bu atın ne vasıfda olduğu bildirilmezse orta olanı verilir.
Erkek isterse kadına hayvanın kendisini verir isterse de kıymetini verir.
Elbise de aynen hayvan gibidir. Şu kadar var-ki elbisenin vasfı belirtilmişse
teslimi gerekir. Erkeğin zimmetinde borç olmak üzere kararlaştırılan her şey de
böyledir.
289 -
Kadının emsal mehri babası tarafından akraba olan kadınlara göre takdir
edilir. İçlerinde onun haline benzer bir kadın bulunmazsa, o zaman yabancı
kadınlara göre takdir yapılır.
290 -
Kadının emsal mehri takdir edilirken, yaşda, güzellikde, bâkirelikde, malda
aynı belde ve devirde onun dengi olan bir kadına göre bu takdir yapılır. Bütün
bu özelliklerin hepsi bulunmazsa bulunanlar
dikkate alınır.
291 -Kadın,
(Peşin verilmesi gereken) mehrını alıncaya kadar kendisini kocasından
sakındırmak ve kendisi üe yolculuğa çıkmak isteğini reddetmek hakkına sahiptir.
Eğer kocası mehrini verirse alıp istediği yere götürür. Bir görüşe göre de onu
(üç günlük, yâni 90 km den daha fazla) bir yolculuğa (istemediği zaman)
zorlıyamaz, ki fetva da buna göre verilmiştir.
292 -Ümm-ü-veled
= (Efendisinden'çocuk yapan cariye), müdeb-ber = (Efendinin hürriyetini kendi
ölümüne bağladığı köle), cariye ve köle ancak efendilerinin izni ile
evlenebilirler. Efendileri ise bunları isteseler de istemeseler de evlenmeğe
mecbur etmek hakkına sahiptir.
293 - Bir
köle efendisinin izni ile evlendiğinde mehri kendisi borçlanır ve bunun için
de satılır. Müdebber köle ise mehrini vermek için kazanç sahasına atılır.
294 - Bir
cariye veya bir mükâtebe = (hürriyeti karşılığında efendisine muayen bir mal
borçlanan cariye) azad edildikleri zaman eğer bunlar hür bir erkekle veya bir
köle ile evli bulunuyorlarsa evliliklerini devam ettirip ettirmemekde
muhayyerdirler.
295 - Bir
kimse cariyesini evlendirdiği zaman onu tamamen kocasının evine teslim
etmiyebilir. Cariye efendisine hizmet eder ve kocasına da "imkân bulduğun
zaman onunla temasda bulunursun" denilir.
296 - Bir
köle efendisinin izni olmadan evlenir de efendisi ona "aileni boşa"
derse bu izin sayılmaz. Fakat kölesine "ric'î talâkla boşa" derse bu
bir icazet sayılır.
297 - Azil[38]
yapılmasına izin vermek, cariyenin efendi=(mevlâ)sine ait bir haktır (sm).
298 - Köle
veya cariye efendilerinin izinleri olmadan evlenir ve sonra da azad
edilirlerse nikâh geçerli olup cariyenin, nikâhını fesh ettirmeğe |ıakkı
kalmaz.
Zimmîlerin =
Müslümanların İdaresi Altında Yaşıyan Gayri Müslimlerin Nikâhı:
299 -
Müslüman olmıyan bir erkek = (zimmî), müslüman ohnıyan bir kadını = (zimmîye),
mehirsiz veya kendi kendine ölen bir hayvan mehr olmak üzere kendisine
nikahlarsa bu onların dinlerine göre uygun ise caiz olur ve kadına mehir
vermesi de gerekmez (SM).
300 - Eğer
zimmî o kadınla şahitsiz evlenmişse yahut diğer bir gayri müslimin
boşamasından sonraki iddet (SM) içerisinde bu evlenme olmuşsa dinleri buna
müsaade ettiği takdirde caiz olur. Sonradan her ikisi de müslüman olsalar,
evvelki nikâhları üzere bırakılırlar.
301 -Zimmî
ile zimmiye şarap veya domuz mehir olmak üzere ev-lenseler sonra her ikisi veya
biri müslüman olsa şarap veya domuz muayyen olduklarında kadın bunları alır
(SM). Aksi halde .şarabın kıymetini alır. Domuz mehir olunca da emsal mehrini
alır.
302 -Mecûsî
= (ateşetapan) müslüman olduğu zaman daha önceden, kendisine mahrem olanlardan
(annesi, kızı, halası v.s.) birisi ile evli bulunuyorsa araları ayrılır.
303 - îslâm
dininden dönen erkek ve kadınların evlenmeleri caiz olmaz.
304 - Çocuk
din bakımından, ana ve babasından dini en hayırlı olanına tabi olur. Kitabî =
(Yahudi veya hıristiyan dinine mensub) olan din yönünden mecûsîden daha
üstündür!
305 - Gayri
muslini bir erkeğin karısı müslüman olunca kendisine de müslüman olması teklif
edilir. Müslümanlığı kabul ederse ailesi olarak kalır. Aksi halde
birbirlerinden ayrrd edilirler ve bu ayrılık boşanma yerine geçer (S).
306 - Mecûsî
bir kadının kocası müslüman olduğu zaman kadın da müslüman olursa dokunulmaz.
Aksı halde talâk olmadan araları ayırd edilir.
307-Dâr-i
harp = (küfür diyarı) te eşlerden biri müslüman olmuşsa iki meselede; diğer eş
müslüman olmadan önce geçen üç hayız müddetine bağlı olarak ayrılık meydana
gelir:
a) Eşlerden
biri kendi ülkesinden çıkıp bize müslüman olarak gelirse aralarında ayrılık
meydana gelmiş olur,
b) Eşlerden
biri esir alınırsa yine araları ayrılmış olur. Fakat her ikisi beraber esir
alınırsa aralarında ayrılık vuku bulmaz.
308 - Bir
kadın kendi ülkesinden çıkıp muhacir olarak müslüman-lara katılırsa üzerinden
iddet müddetinin geçmesini beklemez (SM).
309 -Eşlerden biri müslümanlıkdan çıkarsa
aralarında ayrılık meydana gelir ve bu ayrılık boşanma = (talâk) sayılmaz. Eğer
dinden dönen kadın ise ve zifafa da girmişse mehrini alır. Zifafa girmeden
önce dinden dönmüşse, ne mehir ve ne de nafaka hiçbirini almaya hak kazanamaz, . .
Dinden dönen eş erkek
olunca zifafa girmişse mehrin tamamını verir. Zifafa girmeden önce ise mehrin
yarısını verir.
310 -Karı-koca
her ikisi beraber Islâmdan çıkıp tekrar beraber Islama girseler nikâhları
olduğu gibi devam eder.
Muhayyerliği
Gerektirip ve Gerektirmiyen Ayıplar:
311 -Tenasül
uzvunun kesik olması, cinsî temasa iktidarı bulunmamak ve buruk olma hâli
dışında diğer kusurlardan dolayı eşlerin nikâhdan dönme muhayyerlikleri yoktur.
Kadınlar Arasında
Adaleti Gözetmek:
312 -Bir
erkeğin karıları arasında eşit bir şekilde gecelemesi üzerine düşen bir
borçtur. Bakire, dul, yeni, eski, müslim ve kitabî olarak aldığı kadınların
hepsi eşit haklara sahiptirler. Hür kadının cariyeden bir kat daha fazla hakkı
vardır.
313 -Kadınlardan
birinin kendi nöbetini diğerine bağışlaması caizdir. Bundan dönme hakla da
vardır.
314 -Erkek
ailelerinden dilediği ile yolculuğa çıkar. Fakat kur'a çekmesi daha iyidir.