Ayetlerin Temas Ettiği Konular
"Kendilerine Gazap Edilenler Ve Sapıklar"
Bu sûrede. Yüce
Allah'a hamd etme, O'nun, âlemlerin Robbi oluşu ve rahmelinin genişliği
anlatılmış; sadece kendisine kulluk edilip, sadece kendisinden yardım dilenmesi
öğretilmiş, O'ndan (doğru yolal hidayet, sapkınlar ve
kendilerine gazap edilenlerin yolundan korunma talep edilmiştir.
Önsözde
de belirttiğimiz üzere, bu sûrenin ilk defa tam olarak nazil olan sûre olduğunu
belirten nebevi bir hadis rivayet edilmiş; müfessirlerden bir çoğu bu sûrede
"Beröaîu Is-tihlöl"[1]
olduğunu ve yine bu sûrenin Kur'an'ın eşsiz bir
sûresi olduğunu söylemişlerdir. Bütün bunlarda, Fatiha'nın mushaf
için bir önsöz olarak konması ve herhangi bir namazın her rekatinde
okunmasının gerekliliğinin hikmeti gizlidir. [2]
1- Rahman
Rahim Allah'ın Adıyla
2- Hamd
âlemlerin[3] Rabbi
[4]lan Allah'-ındır.
3-(O)
Rahman'dır, Rahim'dir.
4- Din gününün sahibidir.
5-
(Rabbimiz) ancak sana kulluk ederiz; ancak senden yardım isteriz.
6- Bizi doğru yola[5] ilet.
7- Nimet verdiğin kimselerin yoluna (ilet);
kendilerine gazap edilenlerin ve sapıkların yoluna değil!
1- Evrenin
ve içerisindeki varlık ve yaratılmışların Rabbi olan Allah'a hamd etmenin vurgulanması,
2- Allah'ın
kuşatıcı rahmet sıfatları ve hesap gününün yegâne sahibi olduğunun anlatımı,
3-Sadece
kendisine kulluk edip, sadece kendisinden yardım dilediklerine dair kullarının,
kendisine yönelerek hitap etmesi,
4- Allah'ın, kendilerini doğru yola ulaştırması konusunda (kullardan)
kendisine dua edilmesi ki, bu yol, Allah'ın kendilerine nimet verdiği
kimselerin yoiu olup, sapıkların ve kendilerine eazap edilenlerin yolu değildir. [6]
Cumhura (alimlerin
çoğunluğuna) göre Fatiha süresindeki besmele; sair sûrelerin aksine bu sûrenin
ası! ayetlerinden biridir. Bununla beraber, her sûrede yer alan besmelenin de
bu sûrelerden bir ayet olduğunu ifade eden rivayetler vardır. Mesela. İbn Ab-bas'tan nakledilen bir rivayete göre, Hz. Peygamber (s), kendisine Cebrail gelip "Bis-millahirrahmanirrahim'ri
okuyunca, onun yeni bir sûre olduğunu öğretmiştir. İbn
Me-sud'dan nakledilen bir
rivayette ise şu (sözler) yer almıştır: "Biz, besmele nazil olucaya kadar iki sûrenin birbirinden ayrılmasını
bilmezdik". Bununla beraber, Fatiha süresindeki besmelenin sûrenin
aslından olmadığını; Fatiha'nın son ayetinin iki ayet olduğu ve birincisinin
"nimet verdiklerinin.." cümlesinde sona erdiği, ikincisinin de
"kendilerine gazap edilenler" cümlesiyle başladığını belirten bir
başka rivayet vardır. Bundan dolayı, sûrenin ayetlerinin sayısında eksiklik
olmamaktadır ve görüşlerden birisinin kesinliğini iddia etmek mümkün değildir.[7]
Bu sûrenin en tanınmış
ismi olan "Fatiha" kelimesi, adları lafız veya konu yönünden
içeriklerinden alınmış olan diğer sûrelerin aksine, sûrenin ayetlerinin
içerisinde yer almamıştır. Fatiha'nın başka isimleri de zikredilmektedir.
Bunlar: "Ummıri-Kur'an
(Kur'an'ın anası), "Ummu'l-Kilâb" (Kitab'in anası) ,
"es-Seb'u'1-Mesâni" (birbirine benzer yedi
ayet) ve "Hamd"[8] dır.
Son isim (Hamd), diğer Kur'an
sûrelerinin isimlendi-rilmesine uygundur.
"Fatiha" ismi, bu sûrenin, mushaf sırası
itibarıyla Kur'an sûrelerinin başlangıcında yer
almasından gelmektedir ki, "el-Kur'anü'l-Mccîd"[9]
kitabımızda bu isimlendirmenin Hz. Peygamber (s)'e
ulaştığı görüşünü kabul ettik. Öte yandan bu sûre, rükû ve secdeli her namazda,
Kur'an okumanın girişidir. Bazı rivayetler .sûrenin
Medeni olduğunu[10] bir rivayet de iki kez,
-bir kez Mekke'de bir kez de Medine'de nazil olduğunu- belirtmektedir.[11]
İlkin
sûrenin üslûbu sonra namazdaki tilavetin «irişi olduğuna dair kesin tevatür: namazın,
İslam davetinin başlangıcından itibaren devam ettiği yönündeki Kuran bilgileri
ile teyid edilmiş; şüphe götürmez kesin bilgi (bu
bilgi Alak sûresinin "Namaz kılarken bir kulu
engelleyeni gördün mü" ayetlerinde bulunmaktadır) bu sûrenin Mckkİ olduğunu göstermektedir. Cumhur da bu kanaatledir.
Öyle ki, rivayet edilen sûre tertiplerinin hepsinde de Fatiha aynı şekilde
belirtilmiştir. Sûrenin bir kez Mekke ve bir kez de Medine'de olmak üzere iki
kez nazil olduğu rivayetine gelince, biz bu rivayete temkinli yaklaşmaklayız.
Çünkü sûrenin ikinci kez nazil olmasının belirli bir hikmetini görmemekteyiz. [12]
Müfcssir ve mubaddisler; sûre
hakkında, hedef ve faziletleri ile ilgili olarak birçok şeyler söylemişlerdir:
Bu sûre, işaret yolu ile Kuran'daki her konuyu ihtiva çimektedir. Zira,
Fatiha'da tevhid, Allah'a hamd
etme, O'na kulluk, O'ndan yardım isteme ile ahireı
gününe, toplumların hidayete ulaşanlar, kendilerine gazap edilenler ve sapıklar
şeklinde bölümlere ayrılmasına, Allah'ın melekûtu ve
oradaki alemlere vs. işaretler vardır. Bütün bunlar nedeniyle alimler, Fatiha
sûresini Kur'an-ı Kerim için harikulade bir başlangıç
ve Kur'an mevzularına giriş olarak kabul etmişler; mushafm tertibinde Kur'an'ın
önsözü ve namazda tilavete giriş olarak bu sûrenin konulup, her rekatle tekrar edilmesinin hikmetine bu açıdan
bakmışlardır.
Belki
de bütün bunlarda, ilk lam sûre olarak Fatiha'nın nazil olmasına ilişkin nedenler
ve faktörler yer almaktadır. Özellikle bu sûre, Hz.Peygamber
(s)'in, tebliğe başlamasından sonra meydana gelen olaylara ait herhangi bir
işaret içermemekle, sûrede, ilk ayet ve sûrelerde olması uygun olabilecek genel
öğreti ve telkinler bulunmaktadır.Sûre'nin üslûbu; Fatiha'nın Allah'a hamd ve kulluk etme, kendisinden hidayet isleme gibi, mü
si umanların yapması gerekenleri kendilerine öğretme tarzında olduğunu ilham
etmektedir. Sûrede şu değerli telkinler bulunmakladır: Müslümanların iman
ettiği ilâh, bütün âlemlerin rabbidir ve O'nun rahmeti umumi-kapsamlıdır. O.
ahire! gününün sahibidir. İnsanlara düşen, nefis ve kalplerinden Allah'ın
dışındaki şeyleri almaları, hiç bir kimseye boyun eğmemeleri ve hak(dava)da hiç
bir kimseye aldırış etmemeleridir. Çünkü, fayda veya zarar veren, yaratan ve rızik veren, bütün yaralılanları rahmetiyie kuşatan sadece Allah'tır. Yaşam ve ölümleri,
hidayete ulaşmaları, rızıklanmahırı ve varolmaları
konusunda beşeriyet {her şeyini) Allah'a borçludur. Burada, müslüman
ferdin ve onun ruhunun, Allah'ın dışındaki varlıkların etkisinden kurları
İması; ona güç, güven ve saygınlık verilmesini saptayacak noktalar vardır. [13]
Sırât-ı müstakim'in,
"din ve dünya işlerinin berikisinde de doğru yol"' şeklinde anlaşılması
gerekir. Allah ve Rasûlü'nün getirdiklerine iman
"doğru yol;"dur. İbadet nilefi-
sindeki
görevleri yerine getirmek ''doğru yol"dur. Sadaka vermek, vefa ve diğer
ahlâk güzellikleri "doğru yordur. Bunlara aykırı düşen bütün her şey,
ancak sapıkların ve Allah'ın gazabım hak edenlerin izlemekle oldukları
"eğri yordur. [14]
Bir çok müfessir,
"kendilerine gazap cdilenler"i yahudiler, "sapıklar'* hristiyanlar,
"Sirat-i müstakıym"i
de "İslam dini'' olarak tefsir etmişler ve yahudilcrin
"kendilerine gazap edilenler", hristiyanların
da "sapıklar" olduğuna dair merlu[15] bir
hadis rivayet etmişlerdir.[16]Oysa
bu sûre, Kur'an'ın ilk inen sûrelerindendir. Kur'an'm Mckki bolümü, Ehl-i Kitap olan yahudi ve hristiyanlardan daha yumuşak bir şekilde, Hz, Peygamberdin risalet ve
davasına onların tanıklığının istenilmesi tarzında bahsetmiştir ki. bu bölümün
üslûbu, onların şahitliklerinin risalet ve Kur'anî vahyin doğruluğu hakkında olduğuna delalet
etmektedir. Birçok ayet, onların iman etmeleri ve kedilerine Kur'an okunduğunda huşu ve itaat göstermelerinden
bahsetmiştir. Anlaşılan o ki. miislümanlar bir grup
olarak onlara ve kitaplılara itibar etmekteydiler.
Sûrenin tefsiri ile
ilgili olarak, daha önce bazı ayetleri belirtmiştik. Kur'an
ifadelerinden anlaşılan, yahudilcrin çoğun i uğunun
ve hristiyan gruplarının gösterdikleri engelleme,
inkar ve düşmanlık tavırlarının sadece hicretten sonra meydana geldiğidir. Bundan
ötürü diyoruz ki; eğer hadis sahih ise, Medine döneminde söylenilmiştir ve
ayetin muhtevası, sonradan böbürlenip inat eden yahudi
ve hristiyanlara tatbik edilmiştir. Zira yahudiler bilinçli bir biçimde olumsuz tavır gösterdiler ve
Allah'ın gazabına nuisiehak oldular ki, onlar
hakkındaki bu durumu birçok Medeni ayet tescil etmişi ir, Mesela:
"Ne zaman ki,
on/ara Allah katından, yanlarında buhınan(Tevrat}ı
doğruların bir kitap(Kur'an) geldi; daha önce inkar
edenlere karsı yardım isleyip dururlarken, o bildikleri (Kur'an)
kendilerine gelince onu inkar ettiler; artık Allah'in
laneti inkarcıların üzerine olsun".
"Allah'ın
kullarından dilediğine lütfetme siy I e (vahy)
indirmesini çekemeyerek. Allah'ın İndirdiğini inkar etmek için kendi/erini ne
alçak şeye saftı/ar da. gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkar edenler için
alçaltın hir azab
vardır." (Bakara. 2IH9-90) Ayrıca hristiyanlar,
birçok ayetle belirtilen sapıklıklarından ölürü olumsuz tavır lakındılar ki,
şu ayetler onlardan bahsetmektedir:
"Amlolsun, Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir diyenler
elbette kafir olmuşlardır. Oysa Mesih demişti ki; Ey İsrailoğulları
benim Rabbim ve sîzin Rabbini: olan Allah'a kulluk edin. Zira kim Allah'a ortak
koşarsa, muhakkak ki Allah ona cenneti haram etmiştir ve onun varacağı yer
ateştir; zalimlerin yardımcıları yoktur."
"Allah, üçün
üçüncüsüdür" diyenler elbette kafir olmuşlardır. Oysa yalnız bir Tanrı
vardır; başka tanrı yoktur. Bu dediklerinden vazgeçmezlerse elbette onlardan
inkar edenlere acı bir azap dokunacaktır."
"Hâlâ, Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah bağışlayan
esirgeyendir."
"Meryem
oğlu Mesih, bir elçiden başka bir şey değildir. Ondan önce de elçiler gelip
geçmiştir. Annesi de dosdoğruydu, ikisi de (diğer insanlar gibi) yemek
yer/erdi. Bak, onlara nasıl ayetleri açıklıyoruz, sonra bak hasıl (haktan)
çevriliyorlar?" (Maiclc 5/72-75) [17]
[1] Berâat-u fstihlâl: Arap
edebiyatında "söze güzel başlama sanatı" - (ç.n.)
[2] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/11.
[3] Alemin : Evrendeki varlıklar ve yaratılmışlar.
[4] Rahh: Mabûd,
reis, bir şeyin sahibi ve efendisi
[5] Sın,: Yol
[6] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/12-13.
[7] İbnu'l-Arabî. Ahkâm'ui-Kur'an, 1/2,3, ei-Cessâs, Ahkâmul-Kur'an, 1/1-13 Aksine tefsire dair her kitabın
evveli neredeyse bundan
halidir.
[8] Bkz., el-Alusi,
Rûhu'l-Meânî I/38;
Fatiha'nın yirmi küsur ismi zikredilmiştir.
[9] Bkz. aynı kitap ve bölüm,
s.33
[10] Bkz., el-Alûsî,
Rûhu'l-Meânî, Fatiha'ın tefsiri. el-İtkân,
1/24,25
Bkz., el-Alûsî, Rûhu'l-Meânî, Fatiha'ın
tefsiri. el-İtkân, 1/24,25
[11] el-İtkân, 1/24-25
[12] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/13-14.
[13] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/14.
[14] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/14-15.
[15] Mesela bkz: Menâr. Tabresî, Zemahşerî, Taberî ve ibn Kesîr tefsirlerinin ilk ciltleri.
[16] Mesela bkz: Menâr. Tabresî, Zemahşerî, Taberî ve ibn Kesîr tefsirlerinin ilk ciltleri.
[17] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/15-16.