KEVSER SURESİ 2

Surenin İsmi: 2

Önceki Sureyle İlişkisi: 2

Surenin Muhtevası: 2

Surenin Fazileti: 2

Nüzul Sebebi: 2

Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'e Bağışlanmış Lütuflar: 3

Belagat: 3

Kelime ve İbareler: 3

Açıklaması: 3

Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler. 4

 


KEVSER SURESİ

 

Alimlerin çoğunun görüşüne göre bu sure Mekke'de inmiştir. Hasan, İkrime ve Katade ise Medine döneminde indiğini söylemişlerdir. Bu İbni Kesicin de görüşüdür. [1]

 

Surenin İsmi:

 

Allah Tealâ bu sureye Peygamber (s.a.)'e hitaben "Hakikat biz sana Kevser'i verdik." sözü ile başladığı için Kevser suresi olarak anıldı. Kevser, dünya ve ahirette verilen bol hayır demektir. Cennetteki Kevser nehri de buna dahildir. [2]

 

Önceki Sureyle İlişkisi:

 

Allah ahireti yalanlayan kâfir ve münafıkları dört vasıflla anmıştı: Cimrilik: "İşte o yetimi iter kakar. Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur." Namazı terk: "Onlar namazlarından gafildirler." Riya veya gösteriş: "Onlar riyakârların ta kendileridirler." Hayır ve zekâtı menetmeleri: "Mâ'ûnu da menederler onlar."

Bu surede o dört sıfata mukabil olarak Peygamber (s.a.)'in dört sıfatı zikredilmektedir. Cimriliğe mukabil ona Kevser'i verdiğini zikretti: "Haki­kat biz sana Kevser'i verdik." Yani daimi çok hayrı verdik, sen de çok ver, kerim ol. Onların namazı terketmelerine mukabil namaza devam etmesini emretti: "Namaz kıl." İnsanların görmeleri için değil, sadece Rabbinin rıza­sı için; namazda gösterişe mukabil olarak namazı terke mukabil sen nama­za devam et. Namazda ihlâsı emretti: "Rabbin için namaz kıl." Ufak tefek hayırlara bile engel olmalarına mukabil kurban kesmesini ve dolayısıyla kurban etini tasadduk etmesini emretti.[3]

 

Surenin Muhtevası:

 

Mekke'de inen bu sure üç hususu konu etmektedir:

1- Kerim olan Allah'ın merhametli Peygamber'ine dünya ve ahirette bol hayırlar vermesi ile lütuf ve ihsanının beyanı ki, cennetteki Kevser havzı da bunlardandır.

2- Peygamber'ine ve aynı zamanda onun ümmetine Allah Tealâ'ya şü­kür için namaza devamı ve namazda ihlâsı, kurban kesmeyi emretmesi.

3- Rasulullah (s.a.)'a düşmanlarına karşı zaferinin müjdesi ve onların dünya ve ahiretteki bütün hayırlardan kopma sebebi ile alçalıp zelil olaca­ğı hakir kalınacağının haberi. [4]

 

Surenin Fazileti:

 

İmam Ahmed, Enes b. Malik'ten rivayet etti: "Rasulullah (s.a.) hafifçe uyudu. Bir müddet sonra tebessüm ederek başını kaldırdı. Ya o oradakilere ya da onlar ona: Niçin güldüm(n)? dediler. Rasulullah (s.a.) buyurdular ki: "Az önce bana bir sure indi. (Ve okudu): "Bismillahirrahmanirrahim. Haki­kat biz sana Kevser'i verdik." Sonuna kadar bitirdi. Kevser nedir bilir misi­niz? dedi. Allah ve Rasulü en iyi bilendir, dediler. Buyurdu ki: Rabbimin bana cennette verdiği bir nehirdir. Onlardan bir kul geri kalır. "Ya Rabbi. O da ümmetimdendir." derim. "Rabbim bana senden sonra neler yaptılar bil­miyorsun." buyurur."

Müslim (lafız onundur), Ebu Davud ve Nesai Enes'ten rivayet ettiler: "Rasulullah (s.a.) mescidde aramızda iken bir miktar uyur gibi oldu. Sonra tebessüm ederek başını kaldırdı. Seni güldüren nedir Ya Rasulallah! dedik. "Bana az önce bir sure indirildi, dedi ve okudu: "Bismillahirrahmanirra­him. Hakikat biz sana Kevser'i verdik. O halde Rabbin için namaz kıl, kur­ban kes. Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur." sonra "Kevser ne­dir bilir misiniz?" buyurdu. Allah ve Rasulü en iyi bilendir, dedik. O Rab­bim azze ve celle'nin bana vadettiği bir nehirdir. Onun üzerinde çok hayır­lar vardır. O kıyamet günü ümmetimin geleceği bir havuzdur. Kapıları gök­teki yıldızlar sayısıncadır. Onlardan bir kul geri kalır da: Rabbim. O da be­nim ümmetimdendi, derim. Buyurur ki: "Sen, senden sonra neler yaptığını bilmiyorsun?" [5]

 

Nüzul Sebebi:

 

Bezzar ve diğerleri sahih bir senedle İbni Abbas'tan rivayet ettiler: Ka'b b. Eşref Mekke'ye geldi. Kureyş ona: Sen onların liderisin. Görmüyor musun şu kavminden kopmuş olanı? Bizden daha hayırlı olduğunu iddia ediyor. Biz ise, hac ehli, su dağıtıcısı ve Ka'be hizmetkarıyız! dediler. O da: "Siz ondan hayırlısınız." dedi. "Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur." ayeti indi.

İbni Ebi Şeybe Musannafta ve İbni Münzir, İkrime'den rivayet ettiler: Peygamber (s.a.)'e vahiy gelince Kureyş: Muhammed (s.a.) bizden koptu, dedi. Bunun yerine "Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur." ayeti indi.

İbni Ebi Hatim, Süddi'den rivayet etti: Kureyş, erkek çocuğu ölen için "falan (hayırdan) kesildi)" derlerdi. Peygamber (s.a.)'in çocuğu ölünce As b. Vail: Muhammed'in (nesli) kesildi dedi ve ayet indi. Beyhaki Delail'de aynı­sını Muhammed b. Ali'den rivayet etti. Çocuğun adını da Kasım olarak zikretti. Mücahid'den de şöyle dediğini naklediyor: "Ben Muhammed'e kin besleyenim." diyen As b. Vail hakkındainmiştir,dedi.

İbni Cerir, Said b. Cübeyr'den: "O halde Rabbin için namaz kıl, kur­ban kes." sözü hakkında, Hudeybiye günü indi. Cebrail gelip: "Kurban kes, namaz kıl." deyince kalktı ve fıtr ve kurban hutbesini irad etti sonra da iki rekat namaz kıldı. Ardından gidip hayvanı kesti. Ama bu rivayette Suyu-ti'nin dediği gibi aşırı bir garabet vardır.

İbni Münzir İbni Cüreyc'ten rivayet etti: Bana ulaştığına göre, Pey­gamber (s.a.)'in oğlu İbrahim vefat ettiğinde Kureyş; Muhammed (in nesli, hayrı) artık kesildi, dedi. Bu onu üzdü. Onu teselli için: "Hakikat, biz sana, Kevser'i verdik" ayeti indi.

Özet olarak: Surenin nüzul sebebi Peygamber (s.a.)'in zayıf görülmesi, erkek çocukları Kasım'ın Mekke'de, İbrahim'in de Medine'de ölmesi ile kâ­firlerin sevinmeleridir. Bu sure Rasulullah (s.a.)'ın güçlü ve başarılı, bağlı­larının da sonunda galip olacağını Rasulullah (s.a.)'ın çocuklarının ölmesi­nin onun değerinden bir şey kaybettirmiyeceği, asıl ona kin tutanların adı sanı kalmamış kopuklar, hayırdan uzak kimseler olduğunun ilânı için indi. [6]

 

Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'e Bağışlanmış Lütuflar:

 

1- Hakikat, biz sana, Kevser'i ver­dik.

2- O halde Rabbin için namaz kıl,

3- Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur.

 

Belagat:

 

"Hakikat, biz sana verdik" Biz ifadesinde tazime delâlet eden çokluk siğası vardır. Cümlenin tekid harfi ile başlaması da (mealde "hakikat" keli­mesi) yemin yerinedir. Vaadin gerçekleşeceğinin kesinliğinin ifadesi için "vereceğiz", yerine "verdik" denmiştir.

"Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur." Hasr ifadesidir.

"Kevser", "Ebter" arasında tezat vardır. Çünkü "Kevser" çok hayırdır. "Ebter" de bütün hayırlardan kopukluktur. [7]

 

Kelime ve İbareler:

 

Ey Muhammedi "Hakikat, biz sana, Kevser'i verdik." İlim, amel, nübüv­vet, Kur'an, hak din, şefaat vb. bir çok hayrı verdik. Cennetteki bir nehir de buna dahildir: İmam Ahmed, Müslim ve onlarla beraber -geçen hadisteki-diğerleri Enes'ten şöyle rivayet ettiler: "(Kevser) Cennette bir nehirdir: Rab-bim onu bana vaadetti. Onda çok hayır vardır. Baldan tatlıdır, sütten beyaz­dır, kardan serindir, kaymaktan yumuşaktır. Kenarları zerbercettir. Kapları gümüştendir. Ondan içen susamaz." Cennette bir havzdır da denilmiştir.

"Rabbin için namaz kıl" Allah için ihlâsla, nimetlerine şükür olarak namaza devam et. Kastedilenin kurban bayramı namazı olduğu da söylen­miştir. "Kurban kes" Hac kurbanı veya udhiye kurbanı kes, muhtaçlara sa­daka ver. "Zürriyetsiz" Bütün hayırlardan kopmuş veya ardı kesilmiş yani, nesli kalmayan arkası kesilen, hoş bir hatırası olmayandır. Senin ise, zürriyetin, güzel hatıran ve faziletinin izleri kıyamete kadar kalacaktır. Ahi-rette ise senin için anlatılamaz hayırlar vardır. [8]

 

Açıklaması:

 

"Hakikat, biz sana, Kevser'i verdik." Sana son derece bol ve büyük hayırlar lütfettik. Cennetteki bir nehir de bunlardandır. Allah onu Rasulullah (s.a.) ve ümmeti için bir ikram kıldı.

"O halde Rabbin için namaz kıl, kurban kes." Biz sana aralarında Kev­ser nehrinin de bulunduğu dünya ve ahirette büyük hayırlar verdiğimiz gi­bi sen de farz ve nafile namazlarına devam et. Sırf Rabbin için onu eda et. Kurban, hac için hazırladığın koyun veya deveni ve diğer keseceklerini Al­lah Tealâ için ve Ona hiçbir ortak koşmadan Allah'ın ismi üzerine kes. Zi­ra seni hazırlayan ve nimetlerini sana yağdıran O'dur, başkası değildir. Başka bir ayette de şöyle emretti: "De ki: "Şüphesiz benim namazım da ibadetlerim de, hayatım da, ölümüm de hiçbir ortağı olmayan, alemlerin Rabbi Allah'ındır. Ben böylece emrolundum. Ben müslüman olanların ilki­yim." (En'am, 6/162-163). Allah'tan başkasına namaz kılan, Allah'tan baş­kası için kurban kesen müşriklerin aksinedir bu. Peygamber (s.a.)'e nama­zının ve kurban kesmesinin O'nun için olmasını emretti. Bu aynı zamanda riyakâr münafıkların da aksinedir.

Katade, Ata' ve İkrime: Murat bayram namazı ve kurban kesmektir, demişlerdir.

İbni Kesir diyor ki: Sahih olan "kesme" ile kastedilen hac kurbanını kesmek, olduğudur. Bunun için de Bera b. Azib'in Buhari ve Müslim'deki hadisinde şöyle dendi: Rasulullah(s.a.) bayram namazını kılar sonra da kurbanını keserdi ve: "Kıldığımız namazı kılıp kestiğimiz gibi kesenin kur­banı olmuştur, namazdan önce kesenin kurbanı da olmamıştır." derdi. Ebu Bürde b. Niyar kalktı ve: "Ya Rasulallah! Ben koyunumu namazdan önce kestim. Bu günün etin sevildiği bir gün olduğunu anlamıştım." dedi. Ona: "Senin koyunun et koyunudur." dedi. O: "Benim bir dişi oğlağım var. İki ko­yundan daha sevimlidir bana. Benim için caiz olur mu?" dedi. "Senin için caiz olur, senden sonra da kimseye olmaz." diye cevap verdi.

İbni Cerir ayetin tefsirinde şöyle dedi: Doğru olan şöyle diyenin sözü­dür: Bunun manası, namazının tamamını sadece ve tek olarak Rabbin için yap. Kurbanın da böyle. Putlar için değil O'nun için yap. Sana vermiş oldu­ğu ve sadece sana ait yaptığı eşsiz kerametler ve hayırlara şükür olarak.

"Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur." Ey Muhammedi Sana kin besleyen, senin getirdiğin hidayete, hakka ve açık delile, parlak nura kin besleyen; o ebterdir, basittir, zelildir, dünya ve ahiret hayrından kesil­miştir. Ölümünden sonra hatırası kalmayandır. Bu müşriklerden bazıları­nın, As b. Vail'in, Hatice'den olma oğlu Abdullah vefat ettiğinde Peygamber (s.a.) hakkında söylemiş olduğu o ebterdir, sözüne reddiyedir. İbni Abbas, Mukatil, Kelbi ve müfessirlerin görüşü budur. Erkeklerde ebter olma çocu­ğu olmamadır. İbni Abbas'tan, Ebu Cehil hakkında indiği de rivayet edil­miştir. Peygamber (s.a)'e düşmanlık eden ve nüzul sebebinde anılanlar ve diğerleri için geçerlidir. [9]

 

Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler

 

Sure şu hususlara delâlet etmektedir:

1- Allah Tealâ Peygamberi Muhammed (s.a.)'e pek çok güzellikler, pek çok büyük hayırlar verdi. Cennetteki bir nehir de bunlardandır. (Buhari, Müslim, Ahmed ve Tirmizi'nin Enes'ten yaptıkları rivayet.)

Yine Tirmizi, İbni Ömer'den rivayet etti. Rasulullah (s.a.) şöyle buyur­dular: "Kevser cennette bir nehirdir. Kenarları altındandır. Aktığı yer de in­ci ve yakuttandır. Toprağı miskten daha hoştur. Suyu baldan tatlıdır. Kar­dan beyazdır." (Tirmizi hasen sahih hadistir, dedi.)

Denildi ki: O mevkıfte Peygamber (s.a.)'in havzıdır. (Müslim'in az ön­ceki Enes hadisinde geçen.)

Bu iki görüş en sahih görüşlerdir. Kevser hem cennetteki bir nehri hem de kıyamet günü ümmetinin geleceği havzı ihtiva etmektedir.

2- Allah Tealâ Peygamberine (s.a.) ve ümmetine, Allah rızası için baş­ka kimsenin ortaklığı olmadan farz ve nafile namazları eda etmelerini em­retti. Hareme taşman kurbanlıkları ve normal kurbanları, diğer bütün ke­silenleri Allah için, Allah'ın adı ile şerik koşmadan sadece O'nuh için kes­melerini emretti.

3- Peygamber'e (s.a.) ve getirdiği Rabbinin dinine buğz edenler, işte dünya ve ahiret hayırlarından kopanlar onlardır. Ölümlerinden sonra gü­zel hatıraları kalmayacak olanlar da onlardır. Çünkü onlar hak risalete iman etmediler, hayrı Allah Tealâ için yapmadılar.

Buna ilâve olarak: Razi bu surenin, öncekilerin tamamlayıcısı, sonra­kilerin de aslı gibi olduğunu zikrederek Allah'ın Peygamberi Muhammed (s.a.) ve ümmetini şereflendirdiği Duha, İnşirah, Tin, Alâk, Kadr, Beyyine, Zilzal, Adiyat, Karia, Tekasür, Asr, Hümeze, Fil ve Kureyş sonra da Kevser surelerindeki faziletleri anlatmaktadır.[10]

Darakutni'nin yaptığı rivayette Ali (r.a.)'den "Rabbin için namaz kıl" ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edildi: "Namazda sağ elin sol el üzerine konmasıdır." Malikiler bu görüşte değildirler. Sahih olan ise Kurtubi'nin dediği gibi, namaz kılanın farz ve nafilede bunu yapmasıdır. Zira Peygam­ber (s.a.)'in Vail b. Hacer ve diğerlerinin hadisinde sağ elini sol elinin üzeri­ne koyduğu sabittir. Malik, Ahmed, İshak, Şafii ve re'y taraftarlarının gö­rüşü budur. Bir grup da elin salınmasını müstahap görmüştür.[11]

Elin konacağı yer ihtilaflıdır. Ali b. Ebi Talib'ten göğse konacağı riva­yet edilmiştir. Said b. Cübeyr ve Ahmed b. Hanbel göbek üstünde el bağla­nır; göbek altında olsa da zararı yoktur, dediler.

İftitah, rükû, rükûdan kalkma ve secde tekbirinde elleri kaldırma ise yine ihtilaflıdır. Doğru olan Buhari ve Müslim'deki İbni Ömer hadisidir: "Rasulullah (s.a.)'ı gördüm: Namaza kalktığında ellerini omuzları hizasına gelinceye kadar kaldırdığını, sonra tekbir aldığını gördüm. Rükû için tek­bir alırken de bunu yapıyordu. Başını rükûdan kaldırdığında da böyle ya­pıyor ve "Semiallahu limen hamiden" diyordu. Başını secdeden kaldırırken böyle yapmıyordu." İbni Münzir: Bu Leys b. Sad, Şafii, İshak, Ebu Sevr'in görüşüdür. İbni Vehb, Malik'ten de bu görüşü rivayet etti. Ben de buna ka­tılıyorum. Çünkü Rasulullah (s.a.)'dan sabit olan budur. Bir grup da: Na­maz kılan namaza başlarken ellerini kaldırır, onun dışında kaldırmaz, de­diler. Bu da Süfyan-i Sevri ve re'y taraftarlarının görüşüdür.[12]

 



[1] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/646.

[2] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/646.

[3] Razi, XXXII/117.

Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/646.

[4] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/646-647.

[5] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/647.

[6] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/647-648.

[7] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/649.

[8] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/649.

[9] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/649-650.

[10] Razi, XXXII/118-119.

[11] Kurtubi, XX/220 vd.

[12] a.g.y.

Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/651-652.